mağazaya ile cümle
mağazaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Polis mağazaya ulaştığında hırsızlar kaçmıştı.Perampok sekitar melarikan diri saat polisi tiba.
Margo ve Quentin, operasyonları için listede gerekli olanları almak üzere mağazaya giderler.מרגו וקוונטין קונים מספר פריטים לצורך המשימה שלהם.
Semtin ticari merkezi Kensington High Street olup birçok mağazaya ev sahipliği yapmaktadır.Главната артерия на квартала е Кенсингтън Хай стрийт с много магазини.
Mağazaya gelindiğinde tuzağa düşerler.Pri vstupe do veže sa nachádza obchod.
Şirket daha sonra toparlandı ve 1951 yılında 1300 mağazaya ulaştı.Tinklas pradėjo plėstis vis sparčiau, 1995 m. atidaroma tūkstantoji parduotuvė užsienyje.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Kang Hwi nawet poszedł ze mną do sklepu, bo się martwił.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Kang Hwi-nimeun (Tuan) bahkan datang ke toko bersama ku karena dia khawatir.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Monsieur Kang Hwi est même venu avec moi à la boutique parce qu'il s'inquiétait.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Sir Kang Hwi a venit chiar si dupa mine la magazin, pentru ca era ingrijorat..
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Sir Kang Hwi è addirittura venuto con me al negozio, perché era preoccupato.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Sir Kang Hwi ist selbst mit mir zu dem Geschäft gegangen<br />weil er besorgt war.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Ο σερ Κανγκ Χουί ήρθε μαζί μου μέχρι το κατάστημα επειδή ανησύχησε.
Beyefendi Kang Hwi endişelendiğinden benimle mağazaya bile geldi.Сэр Кан Хви сегодня даже был со мной в магазине, потомучто переживал
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.Ceci amène les clients à demander "Avez-vous un téléphone qui n'en fait pas trop?"
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.Dan hal ini membuat orang yang datang ke toko bertanya seperti ini.
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.Isto leva as pessoas a entrar na loja e perguntar: [Tem um telemóvel que não faça muitas coisas?]
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.이러한 것들 때문에 사람들은 상점에 들어가 이와 같은 질문을 하게 됩니다.
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.Και να το αποτέλεσμα. Μπαίνεις σε κάποιο κατάστημα και ρωτάς, "Εχετε κανένα τηλέφωνο που δεν κάνει τα πάντα;"
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.І все це призводить до того, що люди приходять до магазину і задають одне і те саме запитання. (Напис:
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.והתוצאה היא שאנשים נכנסים לחנויות ושואלים את השאלה הזו.
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.وذلك يؤدي إلى أن يدخل الناس إلى المحلات وهم يسألون هذا السؤال.
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.人々が店に来る際 ある質問が既に問われています その質問の答えを今知りたいですか?
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Acest magazin, era ca și când ai merge într-un parc de distracții.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Bây giờ, nó gần như trở thành công viên giải trí.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Belanja di toko ini hampir seperti ke taman hiburan
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Ce magasin, c'était presque comme un parc de loisirs.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Czułam się tam jak w parku rozrywki.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Den här affären var som att besöka ett nöjesfält.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Denne butik, det var næsten ligesom at tage i forlystelsespark.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.De winkel was als een attractiepark.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Dieses Geschäft, es war fast so wie ein Vergnügungspark.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Era casi como ir a un parque de diversiones.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Ir àquela loja era quase como ir a um parque de diversões.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.이 가게에 가는 것은 마치 놀이공원에 가는 것 같았습니다.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Namost ez az áruház majdhogynem egy vidámparkkal vetekedett.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Per me questo negozio era come un parco giochi.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Tento obchod, to vám bolo skoro ako chodiť do zábavného parku.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Tento obchod, to vám bylo skoro jako chodit do zábavního parku.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Ήταν σα να πήγαινες σε λούνα παρκ.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Когато ходех в този магазин, все едно отивах в лунапарк.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Посещение этого магазина было настоящим развлечением.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.Похід за покупками перетворювався на розвагу.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.עכשיו, זה היה כמעט כמו ללכת ללונה פארק.
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.هذا المحل , كان اشبه بالذهاب الى مدينة ملاهي
Bu mağazaya gitmek lunaparka gitmek gibi bir şeydi.この店には250種類のマスタードや酢があり
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Amavo recarmi in questo posto, ma una volta mi sono chiesta, beh, ma perché non compri mai niente?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Eu adorava ir àquela loja mas, numa ocasião, perguntei a mim mesma: Porque é que nunca compras nada?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Ik ging dolgraag naar die winkel, maar op een bepaald moment vroeg ik me af: waarom koop je nooit iets?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Iubeam să merg la aprozarul ăsta, dar la un moment dat m-am întrebat, cum de nu cumperi niciodată nimic?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?저는 이 가게에 가는 것을 좋아했지만 한번은 제 자신에게, 글쎄 너는 왜 아무것도 사지 않니? 라고 물었습니다.
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Me encantaba ir a esa tienda, pero en una ocasión me pregunté, ¿por qué nunca compro nada?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Uwielbiałam tam chodzić. Raz zadałam sobie pytanie: "Dlaczego nigdy nic nie kupiłaś?".
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Μου άρεσε πολύ να πηγαίνω σε αυτό το μαγαζί αλλά κάποια στιγμή αναρωτήθηκα πως και δεν αγοράζω ποτέ τίποτα;
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Много обичах да ходя в този магазин, но един ден се запитах защо никога не си купувам нищо?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Я любила ходити в той супермаркет, але якось мені спало на думку - чому я ніколи нічого не купую?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Я обожала ходить в этот магазин, но в один прекрасный день спросила себя: почему же я ничего там не покупаю?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?אהבתי ללכת לחנות הזו, אבל פעם אחת שאלתי את עצמי, אז למה את אף פעם לא קונה שום דבר?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?كنت احب الذهاب الى هذا المحل, لكن في احدى المناسبات سألت نفسي, كيف يمكن ان لا اشتري اي شيء ابدا؟
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?でもふと思いました なぜ私は何も買わないんだろう? この店のオリーブオイルのコーナーです
Kaç kişi mağazaya geldi, kaç kişi internet sitesine girdi... ...kaç kişi ücretsiz numarayı aradı?¿Cuántas se presentaron en el almacén?, ¿cuántas ingresaron a mi sitio web?,