müzisyen ile cümle

müzisyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 hudobník Faith, neviem, čo povedať.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 Iman musisi, aku tidak tahu harus berkata apa.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 MUSIKER Glaube, ich weiß nicht was ich sagen soll.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 MUSIKER Tro, jag vet inte vad jag ska säga.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 Musiker Tro, jeg ved ikke hvad jeg skal sige.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 MUUSIKKO Faith, en tiedä mitä sanoa.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 MUZIKANT Geloof, ik weet niet wat te zeggen.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 MUZSIKUS Faith, nem tudom, mit mondjak.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 Muzyk Faith, nie wiem co powiedzieć.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 nhạc sĩ Đức Tin, tôi không biết phải nói gì.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 музикант Вяра, аз не знам какво да кажа.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 МУЗЫКАНТ Вера, я не знаю, что сказать.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 אמונה מוסיקאי, אני לא יודע מה לומר.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.3 الإيمان الموسيقي ، لا أعرف ماذا أقول.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.세 뮤지션 믿음은, 내가 무슨 말을해야할지 알 수 없습니다.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.- Τι λέτε, James Soundpost; 3 Πίστη μουσικός, δεν ξέρω τι να πω.
3 MÜZİSYEN İnanç, ben ne diyeceğimi bilmiyorum.ピーターO、私はあなたに慈悲を叫び、あなたは歌手です:私はあなたのために言うだろう。
Adam : İşte Derek, tam bir müzisyen.아담: 음악가 데릭입니다, 여러분.
Adam : İşte Derek, tam bir müzisyen.אדם: זה דרק המוזיקאי.
Adam : İşte Derek, tam bir müzisyen.أدم: هذا هو دِيرِيك الموسيقي.
Adam : İşte Derek, tam bir müzisyen.(音楽:『チョップスティックス』での即興)
"Alexanderın anne ve babası profesyonel müzisyenler."Alexander zijn ouders zijn allebei professioneel musicus.
"Alexanderın anne ve babası profesyonel müzisyenler."Beide Eltern von Alexander Rybak sind professionelle Musiker.
"Alexanderın anne ve babası profesyonel müzisyenler."Родители Александра Рыбака профессиональные музыканты.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Aber zu viele Regeln halten erfahrene Jazz Musiker vom Improvisieren ab.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale příliš mnoho pravidel brání vyzrálým jazzovým hudebníkům improvizovat.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale príliš veľa pravidiel by znemožnilo talentovaným jazzovým muzikantom improvizovať.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale zbyt wiele zasad powstrzymuje znakomitych muzyków jazzowych od improwizowania.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Dar prea multe reguli îi împiedică pe muzicienii de jazz consacraţi să improvizeze.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.De a túl sok szabály akadályozza a kitűnő jazz zenészeket, abban, hogy szabadon improvizálhassanak.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요. 하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Maar teveel regels belemmert ervaren jazz musici bij het improviseren.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mais trop de règles empêchent les musiciens de jazz accomplis d'improviser.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mas demasiadas regras impedem que os músicos de jazz talentosos improvisem.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ma troppe regole impediscono ad esperti musicisti jazz di improvvisare.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Men alt for mange regler forhindrer gennemførte jazzmusikere i at improvisere.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Men för mycket regler hindrar även skickliga jazzmusiker från att improvisera.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Nhưng quá nhiều luật cản trở một nghệ sỹ jazz thành công từ việc ứng biến.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Pero demasiadas reglas impiden que los músicos de jazz más reconocidos improvisen.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Tapi terlalu banyak aturan akan menghambat musisi jazz yang mumpuni untuk berimprovisasi
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Αλλά οι υπερβολικοί κανόνες αποτρέπουν τους καταξιωμένους Τζαζίστες από τον αυτοσχεδιασμό.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Але забагато правил заважають талановитим джазовим музикантам імпровізувати.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Но прекалено многото правила пречат на талантливите джаз музиканти да импровизират.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Но чрезмерное число правил мешает состоявшимся джазовым музыкантам импровизировать.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.אך חוקים רבים מדי מונעים מנגן הג'אז המיומן לאלתר.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.لكن القواعد الكثيرة جدًا تمنع عازف الجاز البارع من الارتجال.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.即興しづらくなります 結果、才能を発揮し切れなくなる
A Salonu. [Müzisyenler bekliyor.A cena V. Hall, em casa de Capuleto.
A Salonu. [Müzisyenler bekliyor.[Muusikot odottamassa.
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.Ceea ce a permis muzicienilor independenţi să aibă un loc unde să-şi vândă muzica fără a deveni comerciali.
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.Daardoor kregen onafhankelijke muzikanten een plaats om hun muziek te verkopen zonder hun ziel te verkopen.
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.여기서 독립음악하는 사람들이 직접 판매에 나서지 않고도 자신들의 음악을 팔 수 있게 됐습니다.
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.І це дозволило незалежним музикантам мати місце для продажу своєї музики без того, щоб продаватись комусь.
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.מקום משלהם למכור את המוזיקה שלהם ישירות ללקוח. מקום משלהם להגשים בו את המשימה
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.والذي يسمح للموسيقين المستقلين ببيع موسيقاهم من غير ان بيعهم لهم
Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı.身売りすることなく音楽を売る場所を持つのを助けました もともと彼らが持っている使命を
Bakın, şimdi bir öğrenci lisede okulun müzik grubundaysa , o zaman o öğrenci iyi bir müzisyendir.Amandoua sunt egale cu 0. Sa vedem...cum se numeste? Proprietatea de inmultire a unei egalitati.
Bakın, şimdi bir öğrenci lisede okulun müzik grubundaysa , o zaman o öğrenci iyi bir müzisyendir.Du ser nu hvis studerende er medlem af bandet en high school, derefter studerende er en god musiker.
Bakın, şimdi bir öğrenci lisede okulun müzik grubundaysa , o zaman o öğrenci iyi bir müzisyendir.Kamu lihat, sekarang jika seorang siswa adalah anggota band SMU, kemudian siswa itu adalah musisi yang baik.
Bakın, şimdi bir öğrenci lisede okulun müzik grubundaysa , o zaman o öğrenci iyi bir müzisyendir.어디 보자. 이제 만약 한 학생이 고등학교의 밴드부 부장이라면 그 학생은 좋은 음악가 일 것입니다.

İlgili Sayfalar