müziğini ile cümle
müziğini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comOnline musikskab hvor du trygt kan lagre og tilgå din musik: http: // mp3tunes. com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comOnline muziekkastje waar u uw muziek veilig kunt opslaan en bereiken: http://mp3tunes.com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comSpletna glasbena skrinjica, kamor lahko varno shranjujete svojo glasbo: mp3tunes. com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comUm armário musical 'online' onde poderá guardar em segurança e aceder à sua música: http: // mp3tunes. com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comВиртуално място, където можете да съхранявате и намирате своята музика: http: // mp3tunes. com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. comСетевой музыкальный хранитель, здесь можно безопасно хранить вашу музыку http: // mp3tunes. com
Müziğinize bağlanabileceğiniz ve güvenle depolayabileceğiniz çevrimiçi müzik deposu: http: // mp3tunes. com自分の音楽を安全に保管してアクセスできるオンラインの音楽ロッカー: http://mp3tunes.com
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Así que podías poner en la PlayStation, tu propio CD y entonces el juego cambiaba con la música.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Betehettük a PlayStationbe a saját cédénket, majd a játék együtt változott a zenével.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Colocávamos na Play Station o nosso CD e o jogo mudava de acordo com a música.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Così si poteva mettere nella PlayStation, il proprio CD, e poi il gioco cambiava insieme alla musica.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Donc on mettait son propre CD dans la PlayStation et le jeu changeait en fonction de votre musique
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.자기가 가진 씨디를 넣으면 게임이 음악에 맞춰서 변합니다. 정말 훌륭했죠. 이브 온라인(EVE Online)을 빼먹으면 안 되죠.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Вы включали PlayStation, включали CD, и игра подстраивалась под музыку.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.ולכן, צריך להכניס לתוך הפלייסטיישן, צריך להכניס תקליטור משלכם, ואז המשחק ישתנה לצד המוסיקה שלכם. נפלא באמת.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.لذا وضعت في بلاي ستيشن، كنت وضعت قرص سي دي الخاصة بك، ومن ثم ستغير اللعبة الموسيقى الخاصة بك. لذا حقاً رائعة.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.プレイステーションに 自分のCDを入れると ゲームが その音楽に 応じて変化します 『EVE Online(イブオンライン)』は 人工的な宇宙の世界です
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Incluía pela primeira vez música afro-americana no seu repertório.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Jako pierwsze zawarło w swym repertuarze muzykę Afroamerykanów.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.방송콘텐트를 선정함에 있어서 흑인 음악을 최초로 방송할 정도로 말이죠.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Sie nahmen auch zum ersten Mal afro-amerikanische Musik in ihr Angebot auf.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Zwarte muziek zat bijvoorbeeld voor het eerst in het repertoire.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.שכללו ברפרטואר שלהם, לראשונה, הם כללו ברפרטואר מוסיקה אפרו-אמריקאית .
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.فقط كان " محتواها " يضم الموسيقى الافروأمريكية لاول مرة في تاريخ البث
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.初めて黒人音楽を加えたりしました でも最も重要なのは、BMIがパブリック・ドメインの作品を利用して
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Ei, ori e senil, și nu-și amintește propria muzică -- pentru că el a scris muzica.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Hij is dus òf seniel, en herinnert zich zijn eigen muziek niet, hij heeft immers de muziek geschreven.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Ini, antara dia pikun, dan tidak ingat musiknya sendiri, karena dia yang menulis musiknya.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.너무 나이가 들어서 자기가 작곡했던 음악이 기억나지 않는 걸까요?
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Nun, entweder ist er senil und erinnert sich nicht an seine eigene Musik, denn er hat die Musik geschrieben.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Soit il est sénile et ne se rappelle pas sa propre musique, parce qu'il l'a composée.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Είτε λοιπόν έχει ξεμωραθεί, και δεν θυμάται την ίδια του τη μουσική, επειδή αυτός την έγραψε τη μουσική.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Или е сенилен и не помни собствената си музика, защото той е писал музиката.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Либо он так стар, что не помнит им же написанной музыки.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.ובכן, או שהוא סנילי, ולא זוכר את המוזיקה שלו עצמו, משום שהוא כתב את המוזיקה.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.إمّا انه شاخ ولا يمكنه تذكر موسيقاه، لانه من كتب الموسيقى
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.覚えていなかったのでしょうか? それとも オーケストラに強いメッセージを送っていたのでしょうか?
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenAsí que, dado que el príncipe amaba a su música,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenAvând în vedere că prinţul iubea muzica,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenDo biết rằng vị hoàng tử yêu âm nhạc,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenE allora, poiché il principe amava la sua musica,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenEtant donné que le prince aimait sa musique,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğinden Haydn bu durumu anlatmak için bir senfoni yazmayı düşündü.Nun, da der Prinz seine Musik liebte, dachte Haydn, er schriebe eine Symphonie für sein Argument.
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğinden Haydn bu durumu anlatmak için bir senfoni yazmayı düşündü.Protože princ miloval hudbu, pomyslel si Haydn, že by napsal symfonii, aby věc vysvětlil.
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenJadi karena pangeran menyukai musik,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğinden그래서 후작이 자신의 음악을 좋아했기 때문에,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenMivel a herceg kedvelte a zenéjét,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenTak więc, biorąc pod uwagę, że książę kochał jego muzykę,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenИ так как принц любил музыку,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenПонеже принцът обичал музиката,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenТому, враховуючи, що принц любив його музику,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenאולם הינתן אהבתו של הנסיך למוזיקה,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenوبما أن الامير كان يحب موسيقاه
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenハイドンは交響曲で気持ちを伝えることにしました
Sadece Ivy ve Julie bölümü arasında söyle senin 50li yıllarının müziğini daha fazla dinleyemem.C'est ça que je veux faire.
Sadece Ivy ve Julie bölümü arasında söyle senin 50li yıllarının müziğini daha fazla dinleyemem.Digamos que, sólo entre los actos de Ivy y Julie y no soporto mas tus 50.
Sizi, işletmeci olanlarınızı, reklam müziğinin dört altın kuralı ile bırakmak istiyorum.Dou-vos quatro regras de ouro, para os que têm empresas, regras para o som comercial.
Sizi, işletmeci olanlarınızı, reklam müziğinin dört altın kuralı ile bırakmak istiyorum.Jeg forlader jer med fire gyldne regler, for de af jer der har en virksomhed, for kommerciel lyd.
Sizi, işletmeci olanlarınızı, reklam müziğinin dört altın kuralı ile bırakmak istiyorum.브랜드를 관리하시는 분들은, 네 가지 지침만 이해하시면 됩니다. 상업용 사운드를 위한 지침이죠.
Sizi, işletmeci olanlarınızı, reklam müziğinin dört altın kuralı ile bırakmak istiyorum.Négy aranyszabállyal hagylak itt titeket, akik cégtulajdonosok, a kereskedelmi hangokkal kapcsolatban.