Tom bir model.Tom is a model.
Çocuklarım Moskova'da yaşıyorlar.My children live in Moscow.
Sen Moskovalı mısın?Do you come from Moscow?
Şehirde motorlu taşıt sayısı arttı.The number of motor vehicles in the city has increased.
Bugünün modern traktörleri ve biçerdöverleri yüksek teknoloji ile donatılmıştır.Today's modern tractors and combines are equipped with high technology.
Organik madde büyük moleküller tarafından oluşturulmaktadır.Organic matter is formed by large molecules.
Mary modaya takıntılı.Mary is obsessed with fashion.
Tom sık sık facebook'ta motivasyon alıntılar postalar.Tom often posts motivational quotes on Facebook.
Ben biraz eski modayım.I'm a bit old-fashioned.
Modern sanattan anlamıyorum.I don't understand modern art.
Tüm Rusya'ya mola vermeden gezdik.I've travelled through the whole of Russia.
Tom motosiklete binmeyi sever.Tom loves riding motorcycles.
Bu son modadır.It's the latest fashion.
Tik ağacı mobilya yapmada kullanılan koyu bir ahşaptır.Teak is a tropical dark wood used for making furniture.
Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.Sunblock contains chemicals that can reflect or absorb the ultraviolet light.
Pilot, valf kullanarak motor gücünü kontrol eder.The pilot controls the engine power using the throttle.
İlk benzinli motor 1800'lerin sonunda icat edildi.The first gasoline engine was invented in the late 1800's.
Tekil atomlar, molekülleri oluşturmak için diğer atomlarla birleşebilirler.Individual atoms can combine with other atoms to form molecules.
Hayatım bir koşu bandı haline geldi ve bir mola vermem gerekir.My life has become a treadmill, and I need a break.
Bir motosiklet sürerken kask takmalısın.You should wear a helmet when you ride a motorcycle.
Hava atomları ve molekülleri sürekli egzosferden uzaya kaçmaktadır.Air atoms and molecules are constantly escaping to space from the exosphere.
Mary bir moda tutkunu.Mary is a fashionista.
Ben modern diller için tutkumu kaybediyorum.I'm losing my passion for modern languages.
Tom, Monte Carlo'daki bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino in Monte Carlo.
Monako bir vergi cennetidir.Monaco is a tax haven.
Elizabeth İngilizcesi, Modern İngilizce konuşanları için bir yabancı dil gibidir.Elizabethan English is like a foreign language to modern English speakers.
Mary model bir öğrencidir.Mary is a model student.
O şokta ve her tarafında morluklar var.She's in shock and have bruises all over her.
Hepimizin çevresinde pek çok rol modeli vardı.There were plenty of role models all around us.
Biz geceleyin bir moped kullanıyorduk.We were riding a moped at night.
Botanikçi dikkatle ağaçların morfolojik özellikleri kaydetti.The botanist carefully recorded the morphological characteristics of the trees.
Mormon misyonerleri çiftler halinde çalışır.Mormon missionaries work in pairs.
Bu güzel bir mola.It's a nice break.
Senin aldığın motorlu testere çalışmıyor.The chainsaw you bought doesn't work.
Montana'da kaç şehir vardır?How many cities are in Montana ?
Sana motosikletimi ödünç verebilirim.I can lend you my motorcycle.
Tom'un hiçbir moda anlayışı yoktur.Tom has no fashion sense.
.Tom bir moda tasarımcısı.Tom is a fashion designer.
Tom bir saç modelleri tasarımcısı.Tom is a hair stylist.
Çiçekler morumsu kırmızıdır.The flowers are magenta.
Çiçek morumsu kırmızıdır.The flower is magenta.
Tom bir motosiklet istiyor.Tom wants a motorcycle.
Tom benim rol modelimdi.Tom was my role model.
Kısa bir mola vereyim.Let me take a short break.
Mary her zaman son modaya ayak uydurur.Mary is always up-to-date on the latest fads.
Mary her zaman son modaya uyar.Mary is always up-to-date on the latest fashions.
Mary her zaman en son modayla son modaya uyar.Mary is always up to date with the latest fashions.
Tom'un vücudu morluklarla kaplıydı.Tom's body was covered with bruises.
Ailem bana motosikletimi sattırdı.My parents made me sell my motorcycle.
Koblenz, Ren ve Moselle Nehirlerinin birleşme noktasında bulunurKoblenz lies on the confluence of the Rhine and Moselle rivers.
Senin yağmurluğun mor.Your raincoat is purple.
Erkek arkadaşım saçlarını mora boyatmak istiyor.My boyfriend wants to dye his hair purple.
Tom Mary'nin motosikletine binmek istedi.Tom wanted to ride Mary's motorcycle.
İçten yanmalı motorlar, yakıt ve hava karışımını yakarlar.Internal combustion engines burn a mixture of fuel and air.
Tom işe bir motosikletle gider.Tom rides a motorcycle to work.
O mobilyayı taşıdı.He moved the furniture.
İnsanlar morötesi ışıkları göremez.Humans can't see ultraviolet light.
Hızlı bir mola ve bir aperatiften sonra o yeniden canlanmış hissetti.After a quick break and a snack he felt revitalized.
Kanada demokrasi için bir modeldir.Canada is a model for democracy.
Biz hızlı bir mola alacağız.We're going to take a quick break.