Çocuğa bir mola ver.Give the kid a break.
Bir molaya ihtiyacım vardı.I needed a break.
Tom'a moral vermek için boşuna uğraştık.We tried in vain to cheer Tom up.
Bu yıl bu kavşakta üç motosikletçi öldü.Three motorcyclists have died at this intersection this year.
Tom'u Mary'nin motosikletinin yanında dururken gördüm.I saw Tom standing next to Mary's motorcycle.
Ben aslında modern sanattan hoşlanıyorum.I actually like modern art.
O benim motivasyonumdu.That was my motivation.
Bunu monte etmek kolay olmalı.This should be easy to install.
Monte etmek kolay mı?Is it easy to install?
Tom'un başarısı bizi motive etti.Tom's success motivated us.
Tom gerçekten motive edilmiş.Tom is really motivated.
Tom bir model fark etti.Tom noticed a pattern.
Tom motosikletini sürerken her zaman kask takar.Tom always wears a helmet when riding his motorcycle.
Tom seyahat ettiği zaman motellerde kalır.Tom stays in motels when he travels.
Motosikletin benzini bitti.The motorcycle ran out of gas.
Motosikletin benzini daha bitmedi mi?Has the motorcycle run out of gas yet?
Tom onun motorundan düştü.Tom fell off of his motorcycle.
Tom motosikletten düştü.Tom fell off of the motorcycle.
Kelebekler mor ötesi ışın kullanarak iletişim kurabilirler.Butterflies can communicate using ultraviolet signals.
İnek möler.The cow moos.
Mormon'lar kahve ve çaydan nefret ederler.Mormons hate coffee and tea.
Bugün kötü bir moddayım.Today, I'm in a bad mood.
Mary bir moda bağımlısı.Mary is a fashion junkie.
Geleneksel Japon mobilyaları çivi ya da vida kullanılmadan yapılır.Traditional Japanese furniture is made without using any nails or screws.
Mary bir modeldi.Mary used to be a model.
Mor patatesler yemek istiyorum.I want to eat purple potatoes.
Mozart birçok müzik türünü ilerletti.Mozart cultivated many musical genres.
"Bu motosikleti nasıl çalıştırıyorsun?" "Üzgünüm, gerçekten hiçbir fikrim yok.""How do you start this motorcycle?" "Sorry, I really have no idea."
Tom molada.Tom is on break.
Tom Modena'da bir şişe kokulu sirke aldı.Tom bought a bottle of balsamic vinegar in Modena.
"Bu motosiklet nasıl çalıştırılır?" "Üzgünüm, gerçekten hiç fikrim yok.""How to start this motorcycle?" "Sorry, I really have no idea."
Montaj bandında yaptığımız iyileştirmeler sonunda fiyatları düşürebilir.The improvements we've made on the assembly line could eventually lower prices.
Bu tür elbise oldukça moda oldu.That kind of dress has become quite fashionable.
Tom'un fikirleri biraz eski moda.Tom's ideas are a little old-fashioned.
Tom'un kesinlikle bir mola vermeye ihtiyacı var.Tom definitely needs to take a break.
Tom eğer isterse mola verebilir.Tom can take a break if he wants.
Tom bir molaya ihtiyacı olmadığını söyledi.Tom said he didn't need a break.
Tom bir veranda mobilya getirdi.Tom bought some patio furniture.
Tom da bir molaya ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says he needs a break, too.
Modifikasyonlar tamamlandı.The modifications are complete.
Sen kesinlikle bir molayı hak ediyorsun.You certainly deserve a break.
Bir kahve molası zamanı.It's time for a coffee break.
Tom morluklarla kaplıydı.Tom was covered in bruises.
Tom bir mola alıyor.Tom is taking a break.
Hey, Tom'a bir mola ver.Hey, give Tom a break.
Biz bir mola alamayız.We can't get a break.
Bu güzel bir molaydı.It was a nice break.
Karbon monoksit zehirlenmesi halüsinasyonlara neden olabilir.Carbon monoxide poisoning can cause hallucinations.
Motor gürültülüdür.The engine is noisy.
Modern bilgisayarlar saniyede on üzeri dokuz (10^9) işlem yapıyor.Modern computers carry out ten to the ninth power (10^9) operations per second.
Bak, Mozart dinleyerek büyümüş domatesler!Look, tomatoes which grew up listening to Mozart!
Boston'da mola verebilir miyim?Can I stop over in Boston?
Cırtlak frenli bir motosikleti kim ister?Who will want a motorcycle with screeching brakes?
Eğer bu modern donanımı kullanırsanız bir sürü iş gücü tasarruf edecektir.If you use this modern equipment, it will save a lot of manpower.
Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok fazla.It's kind of in vogue, but the price is too much!
Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok yüksek.It's sort of fashionable, but the price is too high!
Bir model olmalı.There should be a pattern.
İsteksizce motoro çalıştırdı ve gitti.Reluctantly, he started the engine and drove off.
Bana herhangi bir morluk vermemeni söyledim!I've told you not to give me any hickies!
Sanırım o biraz moral bozucu.I think he's a bit depressing.