lu ile cümle
lu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir kız kardeşin var mı, Lucia?Do you have a sister, Lucia?
Lucia'nın bir erkek kardeşi yok.Lucia doesn't have a brother.
Kapıyı açık bırakır mısın, lütfen?Would you leave the door open, please?
Lütfen kolumu bırak.Please let go of my arm.
Lütfen bagajıma göz kulak ol.Please look after my luggage.
Yarın köpeğime bakar mısın lütfen?Would you please look after my dog tomorrow?
Lütfen çocuklara bakar mısın?Would you please look after the children?
Lütfen raporuma bir göz atar mısınız?Would you please look over my report?
Lütfen bu mektubu havayolu ile postalar mısınız?Would you please mail this letter by airmail?
Lütfen böyle yüksek bir gürültü yapma.Please don't make such a loud noise.
Lütfen bana biniş kartınızı gösterir misiniz?Could you please show me your boarding pass?
Lütfen televizyonu açar mısın?Would you please turn on the TV?
Tükenmez kalemle yazar mısınız lütfen?Won't you please write with a ballpoint pen?
Lütfen tükenmez kalemle yazar mısınız?Would you please write with a ballpoint pen?
Lütfen adınızı buraya yazar mısınız?Would you please write your name here?
Lütfen ısıyı kısar mısın?Could you please turn down the heat?
Lütfen beni sevimli bir kızla tanıştır.Please introduce me to a cute girl.
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Lütfen tekrar arayın.Please call again.
Lütfen elbiselerinizi çıkarınız.Take your clothes off, please.
Sipariş vermeye hazır olduğunuzda lütfen bana bildirin.Please let me know when you are ready to order.
Lütfen bana karakolun nerede olduğunu söyleyin.Please tell me where the police station is.
Lütfen üzülmeyin.Please don't worry.
Lütfen bana ondan bahset.Please tell me about it.
Eğer uygunsa, lütfen bu gece buraya gel.If it's convenient, please come here tonight.
Lütfen sergilere dokunma.Please don't touch the exhibits.
Ben konuşurken lütfen sessiz ol ve beni dinle.When I speak, you be quiet and listen!
Lütfen, ışığı aç!Please, turn on the light!
Lütfen, onu bana bırakın.Please, leave it to me.
O, otuz yaşında iken Lucy Webb ile evlendi.When he was thirty years old, he married Lucy Webb.
Lusitania 18 dakika içinde battı.The Lusitania sank in 18 minutes.
İşte 50.000 yen. Önemsiz şeylere para harcama lütfen.Here is ¥50,000. Please do not spend the money on unimportant things.
Lütfen beni buradan uzaklaştır!Please take me away from here!
Lütfen bana yeni Shakira CD'sini satın al.Please buy me the new Shakira CD.
Lucy'ye büyük ebeveynleri tarafından şaka yapıldı.Lucy was bantered by her grandparents.
Lütfen Çince veya İngilizce cevap verin.Please reply in Chinese or English.
Lütfen bu evraklara bir göz atar mısın?Would you please have a look at these papers?
Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.Please, remember those words for the rest of your life.
Bu resimde kediyi görürseniz, lütfen bizi arayın.If you see the cat in this picture, please call us.
Bu fotoğraftaki kediyi görürseniz, lütfen arayın.If you see the cat in this photo, please call.
Lütfen konuşmayı kes. Oyunuma konsantre olmam gerek.Please stop talking. I need to concentrate on my game.
Lütfen sessiz olun. Onlar çok zor bir sınav için çalışıyorlar.Please be quiet. They are studying for a very difficult exam.
Lütfen beni Ho Chi Minh Açık Üniversitesi'ne götürün!Please lead me to Ho Chi Minh Open University!
Lütfen açmadan önce çalkalayınız.Please shake before opening.
Lütfen bu su şişesini doldurun.Please fill this water bottle.
Lütfen bu evrakı imzalar mısınız?Can you please sign this document?
Lütfen yatağını yap.Please make your bed.
Böylesine kişisel bir soru sorduğum için lütfen beni affet.Please forgive me asking such a personal question.
Herkes sakin olsun lütfen.Please stay calm, everyone.
Lütfen bu tabakları yıka.Please clean those dishes.
Uçakla, lütfen.By plane, please.
Lütfen onu diğer çocuklara uzat.Please pass it to the other kids.
Lütfen patatesleri soy.Please peel the potatoes.
Benim adım Ludwig'tir.My name is Ludwig.
Üç bira ve bir tekila lütfen.Three beers and a tequila please.
10 a 1 ölçeğinde, lütfen aşağıdaki dillerdeki yeterliliğini sınıflandır.On a scale of 1 to 10, please rate your proficiency in the following languages.
Luke, ben senin babanım.Luke, I am your father.
Lütfen onu nasıl yapmam gerektiğini bana göster.Please show me how I have to do it.
Bir şey söyle lütfen.Sing something, please.
Senin cümlenin sonuna bir nokta ekleyebilir misin, lütfen?Can you add a full stop at the end of your sentence, please?