Onunla konuşurken lisanına dikkat etmelisin.You should watch your language when you talk to her.
Kendi lisanın hakkında çok şey öğrenemezsin.You cannot learn too much about your own language.
Benim lisanım listede yok.My language is not on the list!
Güzel Fransızca lisanı kayboldu.The beautiful French language is lost.
Ben Bask lisanı öğreniyorum.I'm learning Basque.
Ben Bask lisanı öğretiyorum.I'm teaching Basque.
Sizin lisanınızı anlamıyorum.I can't understand your language.
Angola'nın resmi lisanı Portekizcedir.The official language of Angola is Portuguese.
''@'' karakterini sizin lisanınızda nasıl telaffuz edersiniz?How do you pronounce the "@" sign in your language?
''@'' karakterini senin lisanında nasıl telaffuz edersin?How do you pronounce the "@" sign in your language?
Hangi lisanı daha çok seversin, Kannada ya da Telugu?Which language do you like better, Kannada or Telugu?
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.I ask your forgiveness for what I have done and written.”
Yoel ile diğer Eski Ahit peygamberlerinin lisanı arasında birçok paralellik bulunmaktadır.There are many parallels of language between Joel and other Old Testament prophets.
Bu nedenle Rumca, etnik kökenleri farklı olan Levantenlerin ortak anlaşma lisanı haline gelmiştir.Secondly, Assamese regionalism created a new type of ethnic awakening among different ethnic groups.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.And for example, the most sophisticated version that we're aware of is human language.
Yüzlerin insana ait olduğunu söyleyebilirler, bu benim lisanım diyebilirler ve benzeri.They can tell that faces are human, they can tell that this is my own language, and so forth.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.That's the main thing we want to express with a programming language.
Programlama lisanin ne oldugunu herkesin anladigindan emin olmak istiyorum.I want to make sure that everyone understands what a programming language is.
lisanı, teknolojisi ve medeniyeti olan bu tür binlerce yıl boyunca yükseldi.language, technology, and civilization rising and falling for thousands of years.
İsrailoğullarından küfre sapanlar hem Davud'un, hem de Meryem oğlu Îsâ’nın lisanı ile lânetlendiler.The faithless among the Children of Israel were cursed on the tongue of David and Jesus son of Mary.
Yasaya göre Lisanın Tazminat hakkı var.Nach dem Gesetz hat Liisa Anspruch auf Schadenersatz.
İnuitçe lisanının yaklaşık olarak 60.000 kullanıcısı vardır.Dieses Netzwerk ermöglicht einen direkten Zugriff auf ca. 60.000 Medien.
Elf lisanında "gri ışık, gri parıltı" anlamına gelir.Damit wirkt der Graph überall „besonders glatt“.
İnuitçe lisanının yaklaşık olarak 60.000 kullanıcısı vardır.Sans compter les quelque 60 000 utilisateurs inscrits.
Şarkı, sahnede bir dansçı olan Ekaterina Lipovskaya tarafından Beyaz Rusça dili lisanında yazıldı.La canción fue escrita en el idioma belaruso por Ekaterina Lipovskaya, que era un bailarina en el escenario.
İnuitçe lisanının yaklaşık olarak 60.000 kullanıcısı vardır.Analog Devices ha circa 60,000 clienti in tutto il mondo.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.Да и обещано мною им твердо, а в литературе я человек честный».
Sindarin lisanında isminin anlamı "yıldız kubbesi"dir.Её имя на синдарине означает «звездные брызги».
Bu etnik gruplar yerleştiği ülkenin lisanını benimsemiştir.Назван в честь живущей в этих местах этнической группы.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.ففعلتُ، فما مضى لي نصف شهر حتى حَذِقْتُهُ، فكنت أكتب له إليهم، وإذا كتبوا إليه قرأتُ له».
Bu kupalar aynı lisanı konuşan ülke ve dünyadaki genel sıralama için puanlama olarak kullanılır.مثل الشعارات الخاطئة قطعا والتي استعملتها الحكومة الشمولية في الرواية نفسها.
Hatta daha ileri gitti, çok iyi okuduğu "Mevlid-i Şerîf" lisanıyla o gün gördüğünü yazdı.Later gebeurde dit (uit gewoonte) ook wanneer het hoogaltaar wel zichtbaar was.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.Hij komt voor in Hoe overleef ik(zonder) dromen?.
Benim lisanım listede yok.Mijn taal staat niet op de lijst!
Alanya'da da aynı durumla karşılaşırız: "Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk lisânı bilürler".Sam Koran tak oto określa swój język: My wiemy, że oni mówią: "Jego uczy tylko zwykły człowiek."
Kule Tepeleri Eriador'un en batısında dik yamaçlı tepeler grubu.Sindarin lisanında Emyn Beraid olarak bilinir.Tornkullarna är en rad branta kullar i den västra delen av Eriador, som kallas Emyn Beraid på Sindarin.
Alanya'da da aynı durumla karşılaşırız: "Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk lisânı bilürler".Vi vil lære å kjenne et nytt nexus (hemmelighet) og vil bli reliquis fortiores (sterkere enn de andre).»
1991'de lisanı Japonya'da akıcı bir şekilde konuşabilen sadece 15 kişi kayıt edilebilmiştir.I 1996 var det var kun 15 gjenlevende morsmålsbrukere av språket, alle i Japan.
“Karıncaların lisanını konuşabildiğimi görünce birine yaklaşıp sordum, ‘Allah nasıl biri?Ít lâu sau Thư chợt nghe tiếng ngựa xe, rồi nghe có người hỏi: “Nam thì sao, nữ thì sao?”
Elf lisanında "gri ışık, gri parıltı" anlamına gelir.機体の意味は『灰色の輝き』。
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.若 (A, l) 是一個標記,則稱 A 重合於 l 或 l 重合於 A(此一關係具對稱性),且寫作 A I l。
Alanya'da da aynı durumla karşılaşırız: "Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk lisânı bilürler".또한 그는 우리가 어떤 표현을 이해하게끔 될 때 그 이해(Verstehen)를 생의 내적(內的)인 것과 외적(外的)인 것의 통일에서 이루어지는 것이라고 말하였다.
Lisanımızda tahrifle "sofa" tâbir olunur.풍수학에서는 ‘게형’ 명당으로 불리고 있다.
Bu etnik gruplar yerleştiği ülkenin lisanını benimsemiştir.Rezervati so našteti z etnično skupino, za katero so bili ustanovljeni.
Benim lisanım listede yok.Mano kalbos sąraše nėra.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Acesta este principalul lucru pe care vrem sa il exprimam folosing un limbaj de programare.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.C'est la chose principale que nous voulons exprimer avec un langage de programmation.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Das ist die Hauptsache, die wir mit einer Programmiersprache ausdrücken wollen.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Dat is het belangrijkste wat we willen uitdrukken met een programmeertaal.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Đó là thứ chính mà chúng ta muốn biểu hiện bằng một ngôn ngữ lập trình.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.É a tarefa mais importante que uma linguagem de programação deve realizar.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Eso es lo esencial que se quiere expresar con un lenguaje de programación.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Questo è l'aspetto più importante che vogliamo esprimere con un linguaggio di programmazione.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Se on ohjelmointikielen pääasia.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.Это то основное, что мы хотим выражать с помощью языка программирования.
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.זהו הדבר העיקרי שאנו רוצים לבטא עם שפת תכנות
Esas sey su, bir programlama lisani ile ifade etmek istiyoruz.人間にとって書きやすく、コンピューターにとって実行しやすいように設計されています
Home erectus'un bir lisanı yoktu.호모 에렉투스는 언어가 없었기 때문이지요.
Home erectus'un bir lisanı yoktu.שייצר את החפצים האלה לא היתה שפה.
Home erectus'un bir lisanı yoktu.الذي صنع هذه الأشياء لم يكن لديهم لغة