lisan ile cümle
lisan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
BSD Lisansı@ item license (short name)Лицензия BSD@ item license (short name)
BSD Lisansı@ item license (short name)Ліцензія BSD@ item license (short name)
BSD Lisansı@ item license (short name)رخصة BSD@ item license (short name)
Bu da yine basın ve sen hala duyuyorum bankacılık masal Yani Ekonomi lisans derslerinde.Γι αυτό το παραμύθι των τραπεζικών που ακούτε ακόμα και στον τύπο και εσείς ακόμα σε προπτυχιακά οικονομικών.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.C'est un langage que nous voulons pouvoir exécuter en utilisant des ordinateurs.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Đó là một ngôn ngữ mà chúng ta muốn có thể dùng máy vi tính để thực thi.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Este un limbaj pe care vrem sa il putem rula folosind calculatoare.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Es un lenguaje al que queremos poder ejecutar usando computadoras.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.É uma linguagem para ser executada por computadores.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.E' un linguaggio che noi vogliamo poter eseguire utilizzando i computer.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Ez egy nyelv, aminek számítógépes futtatására akarunk képesek lenni.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Het is een taal die we uit willen kunnen voeren door computers.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Se on kieli, jota haluamme suorittaa tietokoneilla.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Sie ist eine Sprache, die wir mit Computern ausführen können wollen;
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.Это должен быть язык, который могут выполнять компьютеры.
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.זוהי שפה שאנו רוצים שתוכל להתבצע על-ידי שימוש במחשבים
Bu lisan bilgisayar kullanimini yurutebilmek icin istedigimiz bir lisandir.実際に動くプログラムを作れるものである必要があります
Bu lisanları ben yazıyorum.C'est moi qui écrit ces saletés de permis, c'est vrai.
Bu lisanları ben yazıyorum.Escribo la maldita licencia, lo hago.
Bu lisanları ben yazıyorum.Eu sunt cel care scrie aceste licențe împuțite.
Bu lisanları ben yazıyorum.Ich schreibe diese Führerscheine selber.
Bu lisanları ben yazıyorum.Ik schrijf deze stinkdingen, dat doe ik.
Bu lisanları ben yazıyorum.제가 그 냄새나는 자격증을 만들지요.
Bu lisanları ben yazıyorum.Li do io i permessi, e in effetti lo faccio.
Bu lisanları ben yazıyorum.Saya menulis SIM konyol ini.
Bu lisanları ben yazıyorum."Tao tự viết lũ bằng khỉ khô này," và tôi làm thế thật.
Bu lisanları ben yazıyorum.To ja wystawiam takie licencje.
Bu lisanları ben yazıyorum.Аз пиша тези вонящи разрешителни - което е така.
Bu lisanları ben yazıyorum."Я сам эти права выписываю", — что на самом деле правда.
Bu lisanları ben yazıyorum.אני מוציא את הרשיונות האלו, מה שנכון.
Bu lisanları ben yazıyorum.أنا أكتب هذه الرخص الكريهة، التي أفعلها.
Bu lisanları ben yazıyorum.ボブ・ゲルフォンなんですが
Bu lisans üstü dersi , önerebildiğimiz için heyacan içindeyiz,Dan kita juga tidak terlalu memerlukannya, dan pengetahuan dasar akan diberikan sejalan dengan kelas ini.
Bu lisans üstü dersi , önerebildiğimiz için heyacan içindeyiz,Esta no tiene que de los nueve grupos de problemas durante las nueve semanas de contenido.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.A tento doktorand byl bláznivě zamilován do jiné doktorandky, a ta jej nemilovala.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.En deze promovendus was hopeloos verliefd op een andere promovendus, en zij was niet verliefd op hem.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Et cet étudiant était follement amoureux d'une autre étudiante mais elle ne l'aimait pas.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Ez a végzős diák pedig őrülten szerelmes volt egy másik végzősbe, a lány pedig nem volt szerelmes őbelé.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.In ta študent je bil noro zaljubljen v drugo študentko, ampak ona ni bila zaljubljena vanj.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.이 대학원생은 다른 대학원생과 미친듯이 사랑에 빠져 있었습니다. 하지만 그녀는 그를 사랑하지 않았습니다.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Och den här doktoranden var vansinnigt förälskad i en annan doktorand, och hon var inte kär i honom,
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Pewien student był śmiertelnie zakochany w koleżance, bez wzajemności.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Şi acest absolvent era îndrăgostit nebuneşte de o absolventă, dar ea nu îl iubea.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Tento doktorand bol bláznivo zaľúbený do inej vysokoškolskej doktorandtky. Ona do neho zaľúbená nebola.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Und dieser Student war schrecklich verliebt in eine andere Studentin, aber sie nicht mit ihn.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Y este estudiante estaba locamente enamorada de otra estudiante, pero ella no estaba enamorada de él.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.Και ο φοιτητής αυτός ήταν τρελά ερωτευμένος με μια άλλη φοιτήτρια, και αυτή δεν ήταν ερωτευμένη με αυτόν.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.И този студент-докторант бил людо влюбен в негова колежка, но тя не била влюбена в него.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.И этот аспирант был безумно влюблён в одну аспирантку, но она не была влюблена в него.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.І цей аспірант був до нестями закоханий в іншу аспірантку, котра його не кохала.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.ותלמיד השנה האחרונה הזה היה מאוהב בטירוף בתלמידה אחרת מאותה שנה, והיא לא היתה מאוהבת בו.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.وذلك الطالب كان في علاقة حب شديدة مع طالبة دراسات عليا آخرى، ولم تكن هي تحبه.
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.しかし女性のほうは彼に気はありませんでした ある時2人は北京で行われた学会に参加していました
Bu lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş.呢位研究生瘋狂地愛上咗另一個研究生 但係佢(女)並唔愛佢(男)
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.En waar ze naartoe zijn. Dit zijn dus allemaal postgraduaatsstudenten.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.És azt is hogy hová mentek. Ők mindannyian végzett hallgatóink.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.Et où ils sont allés. Ce sont donc tous des étudiants gradués.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.I dokąd się udali. Więc tutaj są wszyscy studenci podyplomowi.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.어느 학교에 갔는지도요. 지금 그들은 모두 대학원 생 들 입니다.
Bunların hepsi lisansüstü öğrencileri.Og hvor de har været. Så dette er alle studerende på overbygningen.