Ana içeriğe geç
Sözlük

limonata ile cümle

limonata kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.Het enige dat ze hadden was Mike's Hard Lemon, met vijf procent alcohol.
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.그런데 그 가판대에는 "Mikes's Hard Lemonade" 라고 하는
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.ויש להם רק "לימונדה חזקה של מייק",
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.وكل ما حصلا عليه كان عصير ليمون مايك هارد
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.「マイクのハードレモネード」だけでした
Bu garip makroekonomik esaslarından değil; eğer bir limonata standına koşuyorsanız da doğrudur. .Por otro lado, baja utilización-- déjame escoger otro color-- conducirá a reducción de precios.
Bu garip makroekonomik esaslarından değil; eğer bir limonata standına koşuyorsanız da doğrudur. .І це не якийсь вигаданий макроекономічний принцип; це спрацює, навіть якщо ви заснували прилавок з лимонадом
Bu garip makroekonomik esaslarından değil; eğer bir limonata standına koşuyorsanız da doğrudur. .現実の会社経営でも真実なのです。 もし、あなたのレモネード販売店が生産能力の95%も売れているとしたら。
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Abbiamo iniziato con un tavolino nella sala d'attesa della clinica -- stile bancarella.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Also begannen wir mit einem Kartentisch im Wartezimmer der Klinik - wie auf einem Kuchenbasar.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Chúng tôi bắt đầu với một cái bàn con ở phòng chờ khám hoàn toàn theo phong cách gian hàng nước chanh
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Egy kis asztallal kezdtük a váróteremben -- limonádéstand stílusban.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.처음엔 병원 대기실에 작은 접이식 탁자에서 시작했는데 완전히 레모네이드 판매대와 같았죠.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Så vi begyndte med et kortbord i klinikkens venteværelse -- total juicebod stil.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.We begonnen met een kaarttafel in de wachtruimte
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Ξεκινήσαμε λοιπόν με ένα μικρό τραπέζι στην αίθουσα αναμονής της κλινικής ακριβώς σαν σταντ για λεμονάδες.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Започнахме с карта на таблица в залата за чакане в клиниката - напълно в стил лимонаден щанд.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Итак мы начали со стола, на котором собирают рецепты — полностью в стиле лимонадного бизнеса.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.אז התחלנו עם שולחן קטן בחדר המתנה- ממש כמו עמדת ילדים מוכרי לימונדה.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.لذلك ابتدأنا بوضع طاولة للبطاقات في غرقة الانتظار للعيادة كطاولة بيع عصير الليمون
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.まるで道端のレモネードスタンドです しかし現在は大学生の参加者が千人おり
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.Chlapec ju pil a zbadal to strážnik. Zavolal políciu, ktorá zavolala sanitku.
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.아들은 그것을 마셨습니다. 그런데 그걸 경비원이 봤습니다. 경비원은 경찰을 부르고, 또 누군가는 앰뷸런스를 부르고
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.När sonen drack den fick en säkerhetsvakt syn på det.
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.הילד שתה אותה, ואיש בטחון אחד ראה את זה, קרא למשטרה, שהזמינה אמבולנס
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.وبدأ الطفل في شرب الليمون فشاهدهما أحد رجال الأمن بالمكان واتصل بالشرطة التي اتصلت بدورها بالإسعاف
Çocuğu limonata içerken gören bir güvenlik görevlisi polisi çağırmış, polis ambulans çağırmış.警察を呼び、救急車も来て 息子を病院へ連れて行きました
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.A fiú kért egy kis limonádét és az apa elment megvenni.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Fiul a cerut o limonadă şi tatăl s-a dus la bar să o cumpere.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Hans søn bad ham om noget saftevand og faderen gik over til boden for at købe det.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Il figlio gli chiese una limonata e il papà andò alla bancarella per comprarla.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Jeho syn ho požádal o trochu limonády a tatínek zašel ke stánku s občerstvením ji koupit.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.아들이 아빠에게 레모네이드를 사달라고 했죠. 아빠는 레모네이드를 사러 가판대에 갔죠.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.O filho pede ao pai uma limonada e o pai dirigiu-se ao quiosque para comprar uma.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Sein Sohn fragt ihn nach einer Limonade und der Vater geht zum Verkaufsstand und kauft eine.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Si anak meminta limun pada ayahnya dan ayah pergi ke kios makanan untuk membelinya.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Sonen frågade om han kunde få lemonad. Pappan gick till kiosken för att köpa det.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Son fils lui demanda de la limonade et le papa alla à la buvette en acheter.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Su hijo le pidió una limonada y su papá fue a comprarla.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Syn poprosił go o lemoniadę i tata poszedł po nią do stoiska.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Syn si pýtal limonádu a otec išiel do stánku, aby nejakú kúpil.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Zijn zoon vroeg hem om een limonade en vader ging naar de kiosk om het te kopen.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Ο γιος ζήτησε μία λεμονάδα και ο πατέρας πήγε στο κυλικείο ν΄αγοράσει.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Син попросив в тата лимонад, і тато пішов до кіосків на пошуки.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Синът му го помолил да донесе лимонада и бащата отишъл до будката, за да купи.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Сын попросил лимонада, и отец отправился в бар на поиски.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.הילד מבקש מאבא לימונדה ואבא הלך לדוכן לקנות לו,
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.طلب الابن من أبيه عصير ليمون وذهب الأب إلى ركن الأطعمة والمشروبات لشرائه.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.そこで父親は売店へ買いに行きました 売店にあったのは5%のアルコールが入っている
HC: Bir limon yemek üzeresiniz, ve şimdi tadı limonata gibi.Bạn chuẩn bị ăn một quả chanh, và nó có vị như nước chanh.
HC: Bir limon yemek üzeresiniz, ve şimdi tadı limonata gibi.Sie sind also gerade im Begriff, eine Zitrone zu essen, und jetzt schmeckt sie wie Limonade.
HC: Bir limon yemek üzeresiniz, ve şimdi tadı limonata gibi.Вы собираетесь съесть лимон, а на вкус он как лимонад.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. . Bu altı karbonlu bir moleküldür.Este es una molécula de seis carbonos. tiene sentido ya que dos carbonos y cuatro hacen seis.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .Což je ta samá věc jako ve vaší limonádě nebo v pomerančové šťávě.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .시트르산은 레모네이드 혹은 오렌지 주스에 들어있는 물질입니다. 시트르산은 레모네이드 혹은 오렌지 주스에 들어있는 물질입니다.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .Que é a mesma coisa que há na sua limonada ou no seu suco de laranja.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .Qui est la même chose que dans ta limonade ou ton jus d'orange.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .To ten sam związek, który znajdziemy w soku z cytyny czy pomarańczy.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .Yang adalah sama seperti dalam limun Anda atau jus jeruk Anda.
Limonatada veya portakal suyunda bulunan şey yani. .Тя се намира в лимонадата или портокаловия сок.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod