Portakal yağı - limon yağı gibi aroma olarak kullanılır.زيت الليمون، تشبه في العطر فاكهة الليمون.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.Eu fui servida de limões, mas fiz limonada".
Pek çok barda limon dilimiyle servis edilir.Servem-se com limão partido em quartos.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Os ramos exalavam um perfume singularmente suave.
Meksika'da çok miktarda limonata da içilir.Uma grande quantidade de conhaque também foi enviada.
Bunların arasında "Kudryavka" (Küçük Kıvırcık), "Juçka" (Küçük Böcek) ve "Limonçik" (Küçük Limon) da vardı.Ela era também chamada de Zhuchka (Жучка, "Besourinho") e Limonchik (Лимончик, "Limão").
Limon ekşi.O limão é azedo.
Limon suyu balık yemeği üzerine sembolik olarak sıkılır.Bij droog zouten wordt het zout gewoon op de vis gestrooid.
Narenciye olarak ise; çoğunlukta portakal ve az miktarda limon yetiştirilir.In de meeste groenten komt nauwelijks (pure) fructose voor.
Türkiye'deki Limonidae türleri üzerine ilk kayıt 1940 yılında Lackschewitz tarafından verilmiştir.De wetenschappelijke naam van de soort is voor het eerst geldig gepubliceerd in 1934 door Lackschewitz.
Mezarlıkta karşılaştığı Nina, "Votka Limon" isimli yerel barda çalışan bir duldur.Na cmentarzu spotyka Ninę, wdowę pracującą w miejscowym barze "Vodka Lemon".
Votka Limon, Kürt yönetmen Hüner Salim tarafından yönetilmiş 2003 tarihli bir film.Vodka Lemon – film z 2003, wyreżyserowany przez kurdyjskiego reżysera Hinera Saleema.
Pek çok barda limon dilimiyle servis edilir.W wielu lokalach dostępne są płatne bary sałatkowe.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Cała roślina wydziela cytrynowy zapach.
Kütdiken) ve misket limonu (limelar) anaç olarak iyi uyuşmadığı türlerdir.Den saknar vingband och vita inslag i stjärten (vanligt hos liknande arter).
Meksika'da çok miktarda limonata da içilir.Det dricks även mycket rom på Jamaica.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.Я тебе люблю.“ А потім мені потрібна була пляшка горілки.»
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Вся рослина з досить сильним лимонним запахом.
Ahududulu Naneli Çilekli Portakallı Limonlu Vişneli Kolalı Resmî siteЗагальний вид батончика Загальний вид батончика розломлений шоколад Офіційний сайт шоколаду
Bugün bilindiği gibi limon beze pasta, 19. yüzyılın bir ürünüdür.Тільки пенсне і сигара нагадують чоловіків XIX сторіччя.
Limonlar ekşidir.Лимони кислі.
Ayrıca buzlu çaylar, limonatalar ve diğer alkolsüz içecekler üretilir.Kromě toho Pfanner vyrábí také vlastní ledové čaje, limonády a další nealkoholické nápoje.
Gençler garsonun getirdiği kokainli limonatalardan içerler.Muži pijí z číší víno, které jim dolévají sluhové.
Limon suyu ile haşlanan tavuk daha lezzetli olur.Navíc je pivo z vysmoleného sudu i chutnější.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Žlázky mívají silně citrónovou vůni.
Mojito yapmak için misket limonu suyu uzun bir bardak içerisindeki şeker ve nane yapraklarına eklenir.Pentru a prepara un Mojito, sucul de la o limetă este adăugat peste zahăr și mentă, într-un pahar înalt.
Üzerine bir miktar limon sikilir.Se decorează cu o felie de lămâie.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.Citromot szolgáltam fel, de limonádét készítettem."
Pepsi Aha: Hindistan'da satılan Limon aromalı Pepsi.Pepsi Aha - Citrom ízesítésű termék, melyet Indiában forgalmaztak.
Pepsi Twist Mojito: Limon ve mojito tadının karışımı olan bir Pepsi.Pepsi Twist Mojito - citrom és mojito ízesítéssel.
Pepsi Light: 1970'lerde ve 1980'lerde satılan Limon aromalı Diyet Pepsi.Pepsi Light - Cukormentes Pepsi a 70-es 80-as évekből.
Ağacı; limon ağacına benzer ve aynı aileden gelir.A tojó az Elliot-fácán tojójára hasonlít, egyszínű földbarna.
Guava limona benzer fakat onun aksine fazla keskin olmayan aroması ile bilinir.Íze hasonlít az umami ízhez, de kevéssé intenzív, mint a glutamátoké.
Limon suyu balık yemeği üzerine sembolik olarak sıkılır.Ongenkoukkuun pujotetaan kalojen syöntihalua herättävä syötti.
Portakal yağı - limon yağı gibi aroma olarak kullanılır.S-limoneenin tuoksu muistuttaa appelsiinia.
Limon kelimesinin ise Ortadoğu kökenli olduğu zannedilmektedir.Noppien oletetaan olevan peräisin Lähi-idästä.
Yumurta sarıları, limon kabuğunun rendesi eklenerek yoğurulur.Ongelmaa on verrattu appelsiinin kuoren litistämisen vaikeuteen.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.Μου έχουν προσφερθεί λεμόνια, αλλά έφτιαξα λεμονάδα."
Limon suyu balık yemeği üzerine sembolik olarak sıkılır.Ο χυμός λεμονιού χρησιμοποιείται πολύ σε φαγητά με ψάρι.
Limonlar ekşidir.Τα λεμόνια είναι ξινά.
Sağ tarafta Limon Köri görüntülenmektedir.Mer mot høyre ser man Rondane.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Hele planten dufter av løk.
Üzerine bir miktar limon sikilir.Tuang sedikit asam pada emas.
Biçimi tıpkı limona, rengiyse tıpkı portakala benzer.Warnanya kecoklatan seperti gula palem, memiliki wangi karamel, dan rasanya legit.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.Saya selalu punya semboyan ini: Jika seseorang memberi Anda lemon, buatlah limun."
Aşağıdaki Lazer Limon çeşididir.Limonia perissoptera là một loài ruồi trong họ Limoniidae.
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.けっきょくスープはそのまま片付けさせ、マッシュポテトだけ食べたのです」。
İyi ekşitilmişse ekstra limon veya nar ekşisi katılmasına gerek yoktur.まつげ美容液が配合されている為、別途まつげ美容液を使う必要がない。
Bunu önlemek için pişirme esnasında limon sıkılması gerekir.これを防ぐには、新鮮なうちに茹でるなどして調理してしまうことである。
Süs biber ve limonla da tüketilebilir.魚醤とライムで味付けられる。
Üzerine bir miktar limon sikilir.グラスにスライスレモンを飾る。
Limon aromalı bir koladır.ラムネはレモン味。
Key lime suyunun rengi, düzenli limon suyunun aksine, bir soluk sarıdır.キーライムの果汁は、通常のライム果汁と異なり、淡黄色である。
Limonlu bir çay, lütfen.レモンティーを一杯ください。
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.我端上一些柠檬,但我却用来做柠檬汁。
Narenciye olarak ise; çoğunlukta portakal ve az miktarda limon yetiştirilir.絕大多數為地生型,少數著生於樹幹,或為濕地植物。
Bunun yanında limonata agua fresca içilir.其中柠檬水有时会被柠檬苏打水代替。
Bana limonlar servis edildi, ben de limonata yaptım," dedi.삶은 나에게 레몬을 줬지만, 나는 레몬에이드를 만들어 냈다.(I was served lemons, but I made lemonade.)"라고 말했다.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.손에서 레몬 냄새가 난다고 한다.
C vitamini için taze limon yedim.나는 비타민C 섭취를 위해 신선한 레몬을 먹었다.