limon ile cümle

limon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Limon ve misket limonu asitli meyvedir.Lemons and limes are acidic fruits.
Limon ekşi bir meyvedir.The lemon is a sour fruit.
Limonlu bir çay , lütfen.A tea with lemon, please.
Sıcak limon suyu içtiğimde kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better when I drink hot lemon juice.
C vitamini için taze limon yedim.I ate a fresh lemon for the vitamin C.
Ananas ve limon gibi asitli meyveler ekşidir.Acid fruits like pineapples and lemons are sour.
Bu limonlar çok taze.These lemons are fresh.
Ballı sıcak limon soğuk algınlığı için iyi bir ilaçtır.Hot lemon with honey is a good remedy for colds.
Portakallar limonlardan daha tatlıdır.Oranges are sweeter than lemons.
Lütfen çaya limon aroması ilave et.Please add lemon flavor to the tea.
Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon.They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons.
O, çayına limon suyu damlattı.She dropped lemon juice into her tea.
O, çayına limon suyu koydu.She dropped lemon juice into her tea.
O, çay için bir limon sıktı.She squeezed a lemon for tea.
Kadın servis edilen cin ve limonu bir yudumda mideye indirdi.The woman downed the gin and lime that was served in one swallow.
Limonlar acıdır.Lemons are sour.
Limonlar ekşidir.Lemons are sour.
Ne çayı içersin? Limon çayı olur mu?What tea do you drink? Is lemon tea okay?
Ne çayı içersiniz? Limon çayı olur mu?What tea do you drink? Is lemon tea okay?
Limonata soğuk.The lemonade is cold.
Benim için limonlu çay, lütfen.Tea with lemon for me, please.
Balı,limon suyunu,doğranmış bademleri ve doğranmış elmaları ekle.Add the honey, lemon juice, chopped almonds and the chopped apples.
Asla limonla çay içmem.I never drink tea with lemon.
Onlar çok limonata içer.They drink a lot of lemonade.
Limonlu gazozu portakallı gazozdan daha çok severim.I like lemonade more than orangeade.
Hayat sana limon attığı zaman, limonata yap!When life throws you a lemon, make lemonade!
Limon ekşi.The lemon is sour.
O bir limon ağacı.That's a lemon tree.
Bu bir limon ağacıdır.This is a lemon tree.
Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir,Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.
Ben bütün gün limon suyu arıyorum.I have been looking for lemon juice all day long.
Hayat sana limonlar veriyorsa, limonata yap.If life gives you lemons, make lemonade.
Onun yüz ifadesi bir limondan daha fazla ekşiydi.His facial expression was more sour than a lemon.
Onun yüz ifadesi bir limondan daha ekşiydi.Her facial expression was more sour than a lemon.
Onun yüzündeki ifade bir limondan daha ekşiydi.The expression on his face was more sour than a lemon.
Bu salatanın bir limon tadı var.This salad has a lemon taste.
Tom limonu sıktı.Tom squeezed the lemon.
Tom limonata içti.Tom drank lemonade.
Limon sarıdır.The lemon is yellow.
Benim için, çilek limondan daha ekşidir.For me, strawberries are more sour than lemons.
Limonun tadını beğeniyor musun?Do you like the taste of lemons?
İki porsiyon romu bir porsiyon limon suyu ile karıştır.Mix two parts of rum with one part of lemon juice.
Sirke yerine limon suyu kullan.Use lemon juice instead of vinegar.
Tom limonatasından bir yudum aldı.Tom took a sip of lemonade.
Biraz limonata ister misiniz?Would you like some lemonade?
Biraz limonata almak ister misin?Would you like to buy some lemonade?
Hayat sana limonatalar veriyorsa, limonata yap.If life deals you lemons, make lemonade.
Mary'nin limonlu kekleri ölmeye değer.Mary's lemon cheesecake is to die for.
Bana limonlu bir bardak çay getir.Bring me a glass of tea with lemon.
Limonlar limon ağaçlarında ve portakallar portakal ağaçlarında büyürler.Lemons grow on lemon trees and oranges on orange trees.
Çayını limonla mı yoksa sütle mi alırsın?Do you take your tea with lemon or with milk?
Çocuklar limon ağacının altında oynuyorlar.The children are playing under the lime tree.
Polis Tom'un limonata standını kapattı.The police shut down Tom’s lemonade stand.
O, limon aromalı nargile içiyordu.He was smoking a hookah with lemon flavour.
Limon ağaçlarının arasında yürürüz.We walk among the lemon trees.
Bu limonlu bademli kurabiyeler enfes.These lemon-almond cookies are excellent.
Bahçemdeki bir limon ağacıdır.In my garden is a lemon tree.
Limonlar sitrik asit içerir.Lemons contain citric acid.
Limonlar karşılıksız bir aşkı simgelerken portakallar mutlu bir aşkı simgeler.Oranges symbolize a happy love, while lemons an unreciprocated love.
Limonlar ucuz.The lemons are cheap.

İlgili Sayfalar