limit ile cümle

limit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
BU acayip fonksiyonun limiti nedir?Jaká je limita této šílené funkce, když se "x" blíží k nekonečnu?
Bu arkadaşların türevlerinin oluşturduğu rasyonel fonksiyonun limiti tanımlıysa, yine türev alacağız. -اذا كانت نهاية مشتقات هذه الاشياء موجودة --او الاقتران النسبي لمشتقة هذا ÷
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,Dies ist im Wesentlichen ein Grenzwertproblem.
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,그러니까 이건 실제로는 극한 문제예요. N이 무한대로 가는 극한에서
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,N が無限大になると、 (1/2の(N+1)乗−1)/(1/2−1)の 限度はなにになるでしょう?
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,Quindi essenzialmente e' un problema sui limiti.
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,Tohle je limita.
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,Więc to właściwie zagadnienie granicy.
Bu aslında bir limit sorusu. "ne", sonsuza giderken,إذاً هذه أساساً مسألة نهاية . ماذا يحصل -- ما هي النهاية ، عندما تؤول n إلى ما لا نهاية،
Bu benim için limitimin sonunu araştırmak, ne kadar ileriye gidebildiğimi görmek.탐험은 제가 저의 한계를 얼마나 밀고 - 나갈수 있는가를 알수 있는 기회를 제공해 주지요.
Bu benim için limitimin sonunu araştırmak, ne kadar ileriye gidebildiğimi görmek.Para mim, é a oportunidade de explorar os limites, de empurrar os limites do meu potencial, ver até onde vão.
Bu benim için limitimin sonunu araştırmak, ne kadar ileriye gidebildiğimi görmek.Для меня это шанс познать пределы, мои собственные ограничения, их границы.
Bu benim için limitimin sonunu araştırmak, ne kadar ileriye gidebildiğimi görmek.هذا، بالنسبة لي ما يسمى فرصة أكتشاف الحدود-- فعلا دفع الحدود ضمن أمكانياتي، أنظر إلى أي مدى تمتد
Bu benim için limitimin sonunu araştırmak, ne kadar ileriye gidebildiğimi görmek.本当に自分の可能性の限界を押し広げ、どこまでいけるかを試す機会なのです より広いスケールで言えば、人々が自らの可能性の
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Atunci mi-a fost clar că e necesar să fim limitaţi la început ca să putem deveni nelimitaţi.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Es war wie eine Erleuchtung: wir müssen zuerst begrenzt sein, um grenzenlos werden zu können.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Hirtelen megvilágosodtam, csak akkor léphetjük át a korlátainkat, ha léteznek korlátok.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.이것은 정말 뚜렷한 확신을 가질 수 있었던 순간이었어요. 우리가 하는 일에 한계가 없으려면, 일단 한계가 있는 상황에 있어봐야 한다는 것이죠.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Nó là thời điểm mà với tôi mọi thứ trở nên rõ ràng rằng chúng ta cần phải được giới hạn để trở thành vô hạn.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Wtedy doznałem olśnienia: żeby całkowicie pozbyć się ograniczeń, najpierw trzeba je mieć.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Και εκείνη την στιγμή αντιλήφθηκα, ότι πρέπει πρώτα να περιοριστούμε για να ξεπεράσουμε τα όρια.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Однієї миті мене осяяло - мене потрібно обмежити, щоб я позбувся меж.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.Это был момент истины и ясности. Мы должны быть изначально ограничены, чтобы творить без ограничений.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.זה ממש היה רגע שהבהיר לי שאנחנו צריכים להיות מוגבלים קודם, כדי להגיע למצב של היעדר גבולות.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.و صارت حقاً لحظة توضيحية بالنسبة لي نحن بحاجة إلى الحدود لكي نصير بلا حدود.
Bu benim için tam bir aydınlanma anı oldu: eğer limitsiz olmak istiyorsanız önce limitli olmalısınız.限界を超えるためには まず最初に制約が 必要だったのです 私は枠の中で考えることを
Bu bize bunun u 0'a yaklaşırken ki limitini gösterir. ln(1+u).اذاً هذا يوضح لنا ان هذا يساوي نهاية
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Ça montre à quel point nos yeux, notre ouïe ou notre toucher --
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Ea arată cât de limitate sunt vederea, auzul sau pipăitul.
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.És azt mutatja meg, hogy milyen véges az érzékelésünk ---
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Es zeigt, wie begrenzt unsere Augen oder Hörvermögen oder Tastsinn sind.
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Het toont hoe beperkt onze ogen, oren en tastzin zijn --
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.우리의 시각, 청각, 촉각이 얼마나 제한적인지를 보여주죠.
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Mostra i limiti dei sensi di vista o udito o tatto -
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Mostra quão limitado é a nossa visão, a audição ou o tacto.
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Muestra los límites de la vista, el oído o el tacto...
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Pokazuje, jak ograniczone jest oko, słuch czy dotyk...
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Tác phẩm này cho thấy thị giác, thính giác hay xúc giác của ta hạn chế như thế nào --
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Тя показва колко ограничени са нашите сетива като зрение, слух или допир
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Эта работа показывает, как ограничен наш слух, зрение или осязание.
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.היא מראה עד כמה מוגבלים הם חושי הראיה, השמיעה או המישוש --
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.هذا يظهر كيف أن أعيننا أو سمعنا أو حاسة اللمس حقاً محدودة ...
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.私達は本当に見えているのだろうか?
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Asta este o limită impusă masei stelelor.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.C'est une limite imposée à la masse des étoiles.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Das ist eine Grenze die der Masse von Sternen aufgezwungen ist.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Dat is een limiet opgelegd aan de massa van sterren.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Det är en påtvingad gräns för stjärnors massa.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Đó là giới hạn khối lượng của ngôi sao
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Ese es un límite impuesto a la masa de las estrellas.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Este é o limite imposto à massa das estrelas.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.E' un limite imposto alla massa delle stelle.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Ez a napok tömegének felső határa.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.별의 질량에는 한계가 있습니다.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Takáto je hraničná veľkosť hviezd.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.To je limita uložená hmotě hvězd.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.To jest limit wielkości gwiazd.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Είναι ένα όριο που επιβάλλεται στη μάζα των αστέρων.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Това е граница, наложена върху масата на звездите.
Bu bize yıldızların büyüklüğünün limitini gösteriyor.Это предел, установленный на массу звёзд.

İlgili Sayfalar