Ve kabile liderleri bunu yapabilir.ומנהיגי שבטים יכולים לעשות זאת.
Ve kabile liderleri bunu yapabilir.و زعماء القبيلة يستطيعون فعل ذلك
Ve kabile liderleri bunu yapabilir.素晴らしいことに、部族のリーダーは皆カリスマ性を持っています
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Et tu vas faire une nage symbolique ici pour tenter de secouer les dirigeants du monde entier.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Ez egy szimbolikus úszás lesz, hogy megpróbáld megrázni a világ vezetőinek gallérját.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Iar tu vei realiza aici un înot simbolic pentru a încerca să-i tragi de mândecă pe liderii mondiali.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Je gaat een symbolische zwemtocht maken om aan de jas van wereldleiders te trekken.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.그리고 넌 이곳에서 상징적인 수영을 함으로써 세계 지도자들에게 메시지를 전하려고 하지
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Masz zamiar dokonać symbolicznego przepłynięcia aby potrząsnąć światowymi liderami.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Tu farai questa nuotata simbolica in questo luogo per cercare di scuotere i leader di questo mondo.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Y tu vas a hacer un nado simbólico aqui para tratar de sacudir a los lideres mundiales.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.А ти ще направиш символично плуване тук, за да се опиташ да разтърсиш реверите на световните лидери.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.И ты совершишь здесь свой символический заплыв и попробуешь встряхнуть мировых лидеров.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.ואתה עומד לבצע שחיה סימלית כאן לנסות ולנער את מנהיגי העולם.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.وانت سوف تقوم بسباحة رمزية لتهز قادة العالم.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.気づかせようとしている ずっと見守っているから
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.A jsem poctěna, že poznávám vás, budoucí vůdkyně Velké Británie a celého světa.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Dan saya merasa terhormat bertemu dengan Anda, pemimpin Inggris dan dunia ini di masa depan.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Et je suis fière de vous rencontrer, vous, les futurs dirigeants de la Grande-Bretagne et du monde.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Ook heb ik de eer om jullie te ontmoeten, de toekomstige leiders van Groot-Brittannië en de wereld.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Sinto-me honrada de vos conhecer, as futuras líderes da Grã-Bretanha e deste mundo.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Si sunt onorata sa va cunosc pe voi, viitorii lideri ai Marii Britanii si ai acestei lumi.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Som tiež poctená, že stretávam vás, budúce vedúce osobnosti Veľkej Británie a tohto sveta.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.To zaszczyt spotkac was, przyszłe przywódczynie Wielkiej Brytanii i świata.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Und es ist mir eine Ehre, euch kennenzulernen, die zukünftigen Anführerinnen Großbritanniens und dieser Welt.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Và tôi cảm thấy vinh dự được gặp các bạn, những nhà lãnh đạo tương lai của nước Anh và của Thế giới.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.Και είναι ιδιαίτερη τιμή μου να σας συναντήσω, τις μέλλουσες ηγέτιδες της Μεγάλης Βρετανίας και του κόσμου.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.А также, я удостоена чести познакомиться с вами — будущими лидерами Соединённого Королевства и всего мира.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.За мен е чест да се срещна и с вас, бъдещите лидери на Великобритания и този свят.
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.І я маю честь зустріти вас, майбутніх лідерів Великобританії і всього світу.
Ve Sura Amabaya, Afrika liderlerinin genelde harekete geçmekten daha çok konuşmayı sevdiğini kabul ediyor:Y Sura Amabaya coincidió en que a los líderes africanos generalmente les gusta más hablar que actuar:
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.A pomohlo zemím nastavit si smysluplné cíle v měřitelných fázích, kterých dosáhli ti nejlepší.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.I pomogła państwom wyznaczyć konkretne cele, w kwestii mierzalnych osiągnięć światowych liderów.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.국가들이 의미있는 목표를 세우도록 도왔는데, 이는 앞선 국가들이 이룩한 측정 가능한 목표들이었죠.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.Nó giúp các nước đề ra các mục tiêu có ý nghĩa với các tiêu chí định lượng mà các nhà lãnh đạo phải đạt được.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.Och det har hjälpt länder att sätta meningsfulla mål i form av mätbara mål uppnådda av världens ledare.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.Και έχει βοηθήσει χώρες να θέσουν σοβαρούς στόχους σε σχέση με μετρήσιμες επιτυχίες των παγκόσμιων πρώτων.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.И помогла странам поставить чёткие цели на основе измеримых показателей, достигнутых мировыми лидерами.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.І допомогло країнам визначити важливі завдання, поставивши реальні цілі, що їх досягнули інші світові лідери.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.ועזרה למדינות לקבוע מטרות משמעותיות וניתנות למדידה, המושגות על-ידי מנהיגי העולם.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.وساعد البلدان لتحدد أهداف رائعة من خلال أهداف قابلة للقياسحققها قادة العالم.
Ve ülkelerin kendilerine dünya liderleri tarafından ulaşılmış ölçülebilir hedefler koymalarına yardımcı oldu.各国がしっかり目標設定するのを 支援します 全ての子供 教師 学校 校長 保護者に
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,Am scris şefilor de stat, ambasadorilor lor,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,그리고 각국의 대통령과 외교관,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,Och vi skrev till statschefer, deras ambassadörer,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,Psali jsme hlavám států, jejich velvyslancům,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,Và chúng tôi đã viết tới những người đứng đầu nhà nước, những đại sứ của họ,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,Wir schrieben an Staatsoberhäupter, deren Botschafter,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,וכתבנו לראשי מדינות, לשגרירים,
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,وكتبنا لرؤساء الدول وسفرائهم
Ve ülke liderlerine, konsoloslara,ノーベル賞受賞者、NGO、宗教団体、
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.소년단 단장님인 거죠. 하지만 궁극적으로 아이들은 하루에 6시간, 일주일에 5일은 교실에서 보냅니다.
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.Mają ojców, pastorów, harcmistrzów, jednak sześć godzin dziennie, pięć dni tygodniowo spędzają w szkole.
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.יש להם מדריכים בצופים, אבל בסופו של דבר, במשך שש שעות ביום, חמישה ימים בשבוע, הם מבלים בכיתה
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.結局彼らは一日6時間 週5日を学校で過ごします そしてほとんどの教室には
- Yozlaşma, politik liderlerimizi seçtiğimiz insan grubundaki ahlaki çöküş...- Decadența, decăderea morală a societății de unde ne alegem liderii politici.
- Yozlaşma, politik liderlerimizi seçtiğimiz insan grubundaki ahlaki çöküş...- La decadencia, la descomposición moral del grupo de personas de donde elegimos nuestros líderes políticos.