Bu anayasa o dönemin en liberal anayasadır.Damit gilt sie heute als der demokratischste aller Verfassungsentwürfe jener Zeit.
Liberal Forum (Almanca: 'Liberales Forum'; LİF) Avusturya'da liberal bir siyasî partidir.Das Liberale Forum (LIF) war eine liberale Partei in Österreich.
Henry, liberal aristokratik bir çevrede yetişti.Reinhardt, in ein bürgerliches Umfeld geboren.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Auch im Kongress konnten sich die Demokraten in beiden Kammern klare Mehrheiten sichern.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.Deine Väter einst stritten um Freiheit und Recht.
1904'te Liberal Parti'ye girdi.1906 schloss er sich der Fraktion der Vereinigten Liberalen.
Kur dalgalı döviz kontrolleri kaldırarak ekonomik liberalleşme ve istikrar programı izlemiştir.Ein starker reinigender Wind wird das wirtschaftliche oder berufliche Feudalsystem entfernen.
Liberteryenizm neo-klasik liberalizmin modern bir formudur.Aus neomarxistischer Perspektive stellt der Neoliberalismus ein Klassenprojekt dar.
Daha sert ve daha az liberal politikaların savunucusudur.Verluste hatten vor allem die Linksliberalen und die kleineren Parteien.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Er vertritt auch libertäre Ansichten.
Aston belediye meclisinde Britanya Liberal Demokrat Partisi üyeleri de bulunmaktadır.Zudem befindet sich im Abgeordnetenhaus die Galerie der Berliner Ehrenbürgerinnen und Ehrenbürger.
Ancak son yıllarda daha çok ekonomik liberalleşmeye yönelmiştir.Im Land kam es in den letzten Jahrzehnten zu einer vorsichtigen politischen Liberalisierung.
Bununla birlikte bu tepki klasik liberalizme dönüşle sonuçlanmadı.Dennoch standen sie dem klassischen Laissez-faire-Liberalismus fern.
2007 yılına gelindiğinde The Conscience of a Liberal adlı kitabını yayımladı.1992 publizierte er sein Buch The Path of Social Liberalism.
Solcular, liberaller, muhafazakârlar gibi.Befreier, Verbündete, Freunde.
1998 yılı itibarıyla Liberal Partisi'nden milletvekilidir.Ab 1998 hatte sie einen Beobachterstatus bei der Liberalen Internationalen inne.
Kendisi liberal politikacıydı.Il fut un politicien libéral.
Beş Liberal, iki özgür düşünceli Demokrat ve iki partizan olmayan bakandan oluşuyordu.Il se composait de cinq libéraux, deux libres penseurs démocratiques, et deux ministres indépendants.
Seçimleri Tony Abbott liderliğindeki Liberal/Ulusal Koalisyon kazandı.Elles sont remportées par la coalition libérale-nationale de Tony Abbott.
Tıpkı diğer İspanyol liberalleri gibi Goya da Fransa'nın ülkesini istilası ile güç bir pozisyona düşmüştü.Comme d'autres libéraux espagnols, Goya se retrouve en position délicate, à la suite de l'invasion française.
Liberaller hükümete girmek istiyor.Les libéraux entrent en force au gouvernement.
Liberal bir iş adamı olarak, ekonomik komitelere katıldı.Comme entrepreneur libéral, il a siégé dans un certain nombre de comités économiques.
10 Aralık 1933'te Romen Liberal Başbakanı Ion Duca Demir Muhafızlar'a yasak uyguladı.Le 10 décembre 1933, le Premier ministre libéral roumain Ion Duca interdit la Garde de fer.
1904'te Liberal Parti'ye girdi.Il est passé du Parti libéral unioniste au Parti Libéral en 1904.
Nagy bir koalisyon hükumeti kurdu ve bir liberalizasyon programı başlattı.Il met un terme à la loi martiale et entreprend un programme de libéralisation.
1893: Bir liberal isyan Nikaragua iktidara José Santos Zelaya'yı getiriyor.1893 : une révolte libérale amène José Santos Zelaya au pouvoir au Nicaragua.
Ancak liberal demokrasilerde de sansür değişik formlarda bulunabilir.Une démocratie libérale peut prendre diverses formes constitutionnelles.
Onun siyasî yanlılığı liberaldır.Son positionnement politique est plutôt libéral.
Lisa, genellikle sosyal liberal politik görüşlere sahiptir.Les convictions politiques de Lisa tendent généralement vers le social-libéralisme.
Bu seçimlerde Liberal Demokrat Birliği kendi başına ise %1'den daha az oy almıştır.La Coalition démocratique (CD) est pour sa part en échec avec moins de 1 % des suffrages.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.Les nouveaux libéraux se sont prononcés en faveur du libre-échange.
MacDonald bir kez daha Liberallerin desteğiyle azınlık hükümeti kurdu.MacDonald fut chargé de former son deuxième gouvernement minoritaire avec la bienveillance des libéraux.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Il se signala par ses prises de position libérales.
Kurulan Brezilya İmparatorluğu 1824'te liberal bir anayasa kabul etti.Ce pouvoir fut défini dans la Constitution brésilienne de 1824.
Hükümette 16 Muhafazakar Parti ve 5 Liberal Demokrat milletvekili bulunmaktadır.En 2007, le conseil avait 16 représentants du Travail, huit et cinq conservateurs libéraux-démocrates.
Merkezciler Birliği (Yunanca: Ένωση Κεντρώων, Enosi Kentroon), Yunanistan'da bir liberal siyasi partidir.L'Union des centristes (en grec : Ένωση Κεντρώων / Enosi Kentroon) est un parti politique grec.
11 Ocak - Liberal Demokrat Parti lideri Ryūtarō Hashimoto Japonya Başbakanı oldu.11 janvier : Ryūtarō Hashimoto, Premier ministre du Japon.
Liberal eğilimli “Radikal Parti” üyesidir.Il est membre du parti libéral-radical.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Au contraire, les libéraux exigeaient une majorité dans les trois régions du pays.
O 2008 yılından 2011 yılına kadar İskoç Liberal Demokratların Lideri.Il fut auparavant président des libéraux-démocrates de 2004 à 2008.
Liberal Demokrat Parti bu seçim çevresinde aday çıkarmamıştır.C'est grâce à lui que le Parti socialiste conserve une apparence d'unité lors de ces élections.
20. yüzyılın sonlarında sosyal liberalizme karşı bir reaksiyon genellikle neoliberalizm denilen ekolden geldi.Les crises ont eu, tout au long du XXe siècle, plutôt tendance à aboutir à une remise en cause du libéralisme.
Liberteryenizm neo-klasik liberalizmin modern bir formudur.Le sport serait donc aujourd'hui l'expression du libéralisme néo-conservateur.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Toute démocratie est tiraillée entre ses deux principes fondateurs : la liberté et l'égalité.
Nehir (Yunanca: Το Ποτάμι, To Potami), Yunanistan'da bir sosyal liberal siyasi partidir.La Rivière (το Ποτάμι), parti politique grec.
Liberal Köylü Partisi de bu partiye katıldı.Le clergé des paroisses voisines participe également à l'événement.
Artık Hollywood liberalizminin yaşayan bir abidesi olmuştu.Il est devenu depuis un partenaire important d'Hollywood.
Bir zamanlar Merkez İlçe'de, Liberal Forum'un seçim sonuçları ortalamanın üstündedir.Pour la première fois de son histoire, le club atteint les demi-finales de la Libertadores.
Liberal Parti'ye kaydoldu.Il rejoint le parti libéral.
Bunun üzerine liberal imparatorluk dönemine (1860-1870) geçildi.Du Libéralisme à l'Impérialisme (1860 - 1878).
Gijsbert van Tienhoven (12 Şubat 1841 – 10 Ekim 1914) Liberal bir Hollandalı politikacıydı.Gijsbert van Tienhoven, homme politique néerlandais (° 12 février 1841).
Tom çok liberal bir kişidir.Tom es una persona muy liberal.
1948-1951 Baunsgaard, Danimarka Sosyal Liberal Gençliği başkanlığı yapıyordu.Entre 1948 y 1951, Baunsgaard había sido presidente de las Juventudes Socioliberales de Dinamarca.
Bunlardan ilki, liberal ve faydacı Herzl ve Nordau ekolüdür.Una es la escuela liberal o utilitaria de Herzl y Nordau.
Onun siyasî yanlılığı liberaldır.Su orientación teológica es liberal.
1904'te Liberal Parti'ye girdi.1901- Ingresa en el Partido Liberal.
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.Y es escuela de subordinación de aquello que es particular e inferior a aquello que es universal e inmortal.
1992'de Liberal Enternasyonal üyesi oldu.En 1992 se unió a la Internacional Liberal.
Bu alınan kararlar Liberalleri hiç memnun etmemişti.Por alguna razón, a los berlineses simplemente no les importaba.
Bu durum özellikle liberallerin yoğun tepkisini alıyordu.Y ello fue obra indiscutible de los liberales.