lav ile cümle

lav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.The volcano shoots out flames and lava.
Bulaşıkları lavaboya koyar mısınız?Would you put the dishes in the sink?
Lavaboyu bu öğleden sonra tamir edebilirim.I am able to fix the sink this afternoon.
Kirli tabakları lavaboya koydu.She put the dirty dishes in the sink.
Eğer bulaşıkları lavaboda biriktirirsen, onları daha sonra yıkarım.If you stack the dishes up by the sink, I'll do them later.
Boş torbaları lavabonun altında tutarız.We keep the empty bags under the sink.
Lavabomuzu tamir edebilir misin?Can you fix our sink?
Lavanta benim gözde bitkimdir.Lavender is my favorite plant.
Tesisatçı bizim lavaboyu tamir etmek için birçok alet kullandı.The plumber used many tools to fix our sink.
Tahta kaşıklar çok uzun süre lavaboda bırakılırsa küflenmeye başlar.Wooden spoons start to mildew if they're left in the sink too long.
Mutfak lavabosunun yanında yarısı yenmiş bir elma vardı.There was a half-eaten apple near the kitchen sink.
Bulaşıklar lavaboda yığılıyorlar.The dishes are piling up in the sink.
Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.Tom seems to have packed everything but the kitchen sink.
Tom kirli bulaşıkları çoğunlukla lavaboda bırakır.Tom often leaves dirty dishes in the sink.
Tom lavaboyu su ile doldurdu.Tom filled the sink with water.
Tom'un lavaboyu nasıl açacağını bilmemesi mümkündür.It's possible that Tom doesn't know how to unclog a sink.
Sabah kahvaltısı tabakları hâlâ lavabonun içerisindeydi.The breakfast dishes were still in the sink.
Lavabonun üstünde birkaç viski şişesi var.Above the sink are several whisky bottles.
Banyo lavabosu tıkalı.The bathroom sink is plugged.
Lavaboda sünger gördüm.I saw the sponge in the sink.
Lavaboyu tamir edeceğini düşündüm.I thought you were going to fix the sink.
Lava lambaları müthiştir.Lava lamps are awesome.
İstersen, senin için lavabonu tamir edeceğim.I'll fix your sink for you if you want.
Kılların lavaboyu tıkamasından nefret ediyorum.I hate it when hair clogs the drain.
Lavaboyu kullandıktan sonra lütfen ellerinizi yıkayın.Please wash your hands after using the bathroom.
Mutfak lavabosu kirli bulaşıklarla doluydu.The kitchen sink was full of dirty dishes.
Tom bir hafta içinde bulaşıkları yıkamadı, bu yüzden lavabo kirli tabaklarla doluydu.Tom hadn't washed dishes in a week, so the sink was full of dirty dishes.
Keiko ustalıkla bulaşıkları toplar ve onları lavaboya götürür.Keiko deftly piles up the dishes and takes them to the sink.
O, lavaboda ellerini yıkıyor.She's washing her hands in the sink.
Tom çöp torbalarını mutfak lavabosunun altında tutar.Tom keeps the garbage bags under the kitchen sink.
Tom mutfak lavabosunun önünde duruyordu.Tom was standing in front of the kitchen sink.
Tom kirli bulaşıkları mutfak lavabosuna koydu.Tom put the dirty dishes in the kitchen sink.
Tom lavaboyu temizledi.Tom scrubbed the sink.
Antoine Lavoisier Paris, Fransa'da öldü.Antoine Lavoisier died in Paris, France.
Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.Nothing grew there besides wild lavender.
Tom her zaman kirli bulaşıkları lavaboya bırakır.Tom always leaves dirty dishes in the sink.
Puyehue Yanardağı lav püskürtmeye devam ediyor.Puyehue Volcano keeps on spewing lava.
Lavabodaki boru tıkalıydı.The drain in the washbasin is blocked.
Etna, Sicilya göğüne lav ve duman göndererek püskürdü.Mount Etna has erupted, sending lava and ash plumes into the Sicilian sky.
Antoine Lavoisier Fransız devrimi sırasında başı kesilerek idam edildi.Antoine Lavoisier was beheaded during the French revolution.
Lavabonun tıkanıklığını açmana yardım edebilirim.I might be able to help you unclog your sink.
Tom lavabo kapısını çaldı.Tom knocked on the lavatory door.
Tom bardağının içindekileri lavaboya döktü.Tom poured the contents of his glass into the sink.
Tom kalan birayı lavaboya döktü.Tom poured the remaining beer into the sink.
Tom tavayı lavaboya koydu.Tom put the pan in the sink.
Tom lavaboya gitti ve musluğu açtı.Tom walked over to the sink and turned on the faucet.
Bu yeni koltuk lavanta-mavisi.This new chair is lavender-blue.
Lavabo kirli tabaklarla dolu.The sink is full of dirty dishes.
Tom bulaşıkları lavaboya koydu.Tom put the dirty dishes in the sink.
Ben lavabo arıyorum.I am looking for the lavatories.
Tom lavaboya gitti ve içkisinin geriye kalanını döktü.Tom went to the sink and poured the rest of his drink down the drain.
Tom lavaboda ellerini yıkıyor.Tom is washing his hands in the sink.
Lav tehlikelidir.Lava is dangerous.
Lavaboda bazı kırık şarap şişeleri var.There are some broken wine bottles in the sink.
Polis lavaboda bir sarı saç buldu.The police found a blonde hair in the sink.
Yasemin ve lavanta benim favori kokularımdır.Jasmine and lavender are my favorite scents.
Volkanlar kül ve lav püskürttü.Volcanoes spouted ash and lava.
Tarla lavanta çiçekleriyle doluydu.The field was full of lavender flowers.
Bulaşık beziyle lavaboyu kuruladım ve şimdi o kuru.I dried the sink with a dishrag and now it's dry.
Diş macunu lavabonun üzerinde.The toothpaste is on the sink.

İlgili Sayfalar