Karen, Kayako tarafından lanetlenmeye başlar ve sevgilisi Doug'a bu durumu bilgilendirir.Karen begins to be haunted by Kayako, informing her boyfriend Doug of the situation.
Prenses babasının lanetlenmesini istemediği için onun tarafını tuttum.The princess wanted to clear her biological dad's reputation. I did it on her behalf.
Roma İmparatorluğu'nda, damnatio memoriae, yani hatıraların lanetlenmesi denilen bir uygulama vardır.No Império Romano, uma prática parecida era chamada de damnatio memoriae.
Karen, Kayako tarafından lanetlenmeye başlar ve sevgilisi Doug'a bu durumu bilgilendirir.Karen începe să fie bântuită de Kayako, informându-și prietenul, Doug, despre situație.
Karen, Kayako tarafından lanetlenmeye başlar ve sevgilisi Doug'a bu durumu bilgilendirir.Karen bắt đầu bị ám ảnh bởi lời nguyền Kayako, cô báo cho Doug, bạn trai cô về tình hình hiện tại.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Ako pa rodi trnje in osat, je zavržena in blizu prokletja, ki mu je konec požig.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Ale tá, ktorá rodí tŕnie a bodľač, je nesúca a je blízka zlorečenstva, ktorej koniec je, aby bola spálená.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Ale vydávající trní a bodláky zavržená jest, a blízká zlořečení, jejížto konec bývá spálení.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.A mely pedig töviseket és bojtorjánokat terem, megvetett és közel van az átokhoz, annak vége megégetés.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Dar dacă aduce spini şi mărăcini, este lepădat şi aproape să fie blestemat, şi sfîrşeşte prin a i se pune foc.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.만일 가시와 엉겅퀴를 내면 버림을 당하고 저주함에 가까와 그 마지막은 불사름이 되리라
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Lecz która przynosi ciernie i osty, odrzucona jest i bliska przeklęstwa, która na koniec bywa spalona.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.ma se produce pruni e spine, non ha alcun valore ed è vicina alla maledizione: sarà infine arsa dal fuoco
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.mas se produz espinhos e abrolhos, é rejeitada, e perto está da maldição; o seu fim é ser queimada.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.men bærer den torner og tistler, da er den uduelig og forbannelse nær, og enden med den er å brennes.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.men når den bærer Torne og Tidsler, er den ubrugbar og Forbandelse nær; Enden med den er at brændes.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Nhưng đất nào chỉ sanh ra những cỏ rạ , gai gốc , thì bị bỏ , và hầu bị rủa , cuối_cùng phải bị đốt .
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Nhưng đất nào chỉ sanh ra những cỏ rạ, gai gốc, thì bị bỏ, và hầu bị rủa, cuối cùng phải bị đốt.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Pero la que produce espinos y abrojos es desechada, está cercana a la maldición, y su fin es ser quemada
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.Welche aber Dornen und Disteln trägt, die ist untüchtig und dem Fluch nahe, daß man sie zuletzt verbrennt.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.οταν ομως εκφυη ακανθας και τριβολους, ειναι αδοκιμος και πλησιον καταρας, της οποιας το τελος ειναι να καυθη.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.а котра приносить терни та бодяки, непотрібна і близька прокляття, котрої кінець на спаленне.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.а производящая терния и волчцы негодна и близка к проклятию, которого конец – сожжение.
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.ואשר תוציא קוץ ודרדר נמאסה היא וקרובה למארה וסופה להשרף׃
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.ولكن ان اخرجت شوكا وحسكا فهي مرفوضة وقريبة من اللعنة التي نهايتها للحريق
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.若 長 荊 棘 和 蒺 藜 、 必 被 廢 棄 、 近 於 咒 詛 、 結 局 就 是 焚 燒
Ama dikenli bitki, devedikeni üreten toprak yararsızdır; lanetlenmeye yakındır, sonu yanmaktır.若長荊棘 和 蒺藜 、 必被 廢棄 、 近 於 咒詛 、 結局 就是 焚燒
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Au fost învăţaţi că interesul pentru sine era o mare furioasă care era o cale sigură către damnarea eternă.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Azt tanították nekik, hogy a haszonlesés egy dühöngő tenger ami biztos út az örök kárhozat felé.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Byli učení, že sebezájem je zuřící moře, které je jistou cestou k věčnému zatracení.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ensinavam-lhes que o interesse próprio era um mar revolto, um caminho certo para a condenação eterna.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Họ được dạy là vụ tư lợi là biển dữ có thể dẫn đến địa ngục mãi mãi.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ihnen wurde gelehrt, dass Egoismus ein reißender Strom sei, der in die ewige Verdammnis führt.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.사리사욕은 챙기는 것은 영원한 지옥살이로 가는 가장 확실한 길이라고 교육받습니다.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Les enseñaban que el interés propio era un mar tormentoso que era un camino seguro a la condena eterna.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Uczono ich, że własna korzyść jest rozszalałym morzem, które jest pewną drogą do wiecznego potępienia.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ze leerden dat eigenbelang als een woeste zee was en het pad naar de eeuwige verdoemenis.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Διδάσκονταν πως η ιδιοτέλεια ήταν μια μαινόμενη θάλασσα που σίγουρα θα τους οδηγούσε σε αιώνια κατάρα.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Их учили, что эгоизм — бушующее море, путь, непременно ведущий к осуждению на вечные муки.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.הם למדו שטובת העצמי היא ים זועף שמוביל לגיהינום.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.عٌلموا ان العائد الشخصي كبحر هائج الذي كان طريق مؤكد للهلاك الابدي
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.永遠の破滅への道だと教えられていました こんなことだと 信者には大問題でしょう?
Prenses babasının lanetlenmesini istemediği için onun tarafını tuttum.A hercegnő tisztázni akarta az igazi apja nevét. Az ő érdekében tettem.
Prenses babasının lanetlenmesini istemediği için onun tarafını tuttum.La princesse voulait laver la réputation de son père biologique. Je l'ai fait pour elle.
Prenses babasının lanetlenmesini istemediği için onun tarafını tuttum.Αφού η Πριγκίπισσα δεν ήθελε να καταριούνται τον πατέρα της, το έκανα εγώ γι' αυτή.
Prenses babasının lanetlenmesini istemediği için onun tarafını tuttum.بما ان الاميرة لم ترد ان يحتقر اسم والدها, قمت بالامر مكانها