Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Arkissa on suppilo, lentokoneen osa, lamppu ja kellokoneiston avain.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Auf der Arche sind ein Schornstein, eine Antenne, eine Straßenlaterne und ein Aufziehschlüssel.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Ci sono un imbuto, parte di un'antenna, una lampada e una chiave da orologio sull'arca.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Đó là một cái ống khói nằm trên không, cái đèn và cái đồng hồ chính trên tàu.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Er is een schoorsteen, een antenne, een lantaarn en een uurwerksleutel op de ark.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Il y a une cheminée, une parabole, une lampe, un mécanisme d'horloge sur l'arche.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Jest tam lejek, część anteny, lampa i klucz do zegarków.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Je tam komín, letadlo, lampa a klíček od hodin.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Je tu lievik, časť lietadla, lampa a mechanický kľúčik na arche.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.방주에는 굴뚝, 지상부, 램프와 태엽 키가 있습니다.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Unele foarte uşoar de observat: apare un coş de fum, o bucată de antenă, o lampă şi o cheie de ceas.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Van itt egy kémény, egy antennaféleség, egy lámpa, és egy mechanikus kulcs.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Υπάρχει ένα φουγάρο, μια κεραία, μια λάμπα και ένα κλειδί κουρδίσματος πάνω στην κιβωτό.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.На ковчеге мы видим трубу, надземную часть, фонарь и флюгер.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.Това са комина, въздушна част, лампа, и ключ с часовников механизъм за ковчега.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.יש צינור, חלק של מטוס, מנורה ומפתח מכני בציור התיבה.
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.فقد كان هنالك مدخنة .. وهوائي ومصباح .. وساعة في سفينة نوح
Geminin üzerinde bir baca, bir anten bölümü, bir lamba ve kurmalı saat anahtarı var.ゼンマイ仕掛けのネジがあります 動物やその数についての間違いもあります
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.De fapt, în 1742, iluminatul străzilor din Galway, Dublin și Waterford se făcea cu uleiul din peștele-soare.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.De hecho, el alumbrado público en 1742 de Galway, Dublín y Waterford funcionaba a base de aceite de pez luna.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Die Straßenlaternen im Jahr 1742 in Galway, Dublin und Waterford wurden alle mit Sonnenfischöl betrieben.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Em 1742 os candeeiros de rua de Galway, Dublin e Waterford funcionavam com óleo de peixe-sol.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.En fait, en 1742, l'éclairage des rues de Galway, Dublin et Waterford, était à base d'huile de poisson-soleil.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Infatti, nel 1742, i lampioni di Galway, Dublino e Waterford, funzionavano con l'olio del pesce sole.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Światła uliczne w 1742 roku w Galway, Dublinie i Waterford działały na olej z wątroby rekina słonecznego.
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Το 1742, τα φανάρια στους δρόμους του Γκάλγουεϊ, του Δουβλίνου και του Γουότερφορντ έκαιγαν λάδι "ηλιόψαρου".
Gerçekten de 1742 yılında Galway, Dublin ve Waterford'daki sokak lambaları güneşbalığı yağıyla donatılıyordu.Надо сказать, в 1742 уличные фонари в Голуэе, Дублине и Уотерфорде были заправлены маслом гигантских акул.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Conto gli scalini e i lampioni e tutte quelle cose con cui spesso le persone ipovedenti si incontrano.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Jag räknar stegen och lyktstolparna och alla sådana saker som synskadade har en tendens att träffa.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.발자국 수, 가로등 그리고 시각장애인들이 많이 마주하는 것들을 계산하면서요.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Liczę schody i latarnie. Wszystkie te rzeczy, które niedowidzący ludzie mają skłonność napotkać na drodze.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Počítám schody a sloupy lamp a podobné věci, se kterýma se nevidomí tak často nechtěně setkávají.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Tôi đếm số bước và những cột đèn và mọi thứ mà những người thị lực kém thường đụng phải.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Я рахую сходи, ліхтарі і таке інше, з чим незрячі люди мають часті зустрічі.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.Я считаю ступеньки и фонари и все то, с чем слепые имеют тенденцию часто встречаться.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.אני סופרת את הצעדים ואת עמודי התאורה ואת כל הדברים שאנשים עם ראייה מוגבלת נוטים להתקל בהם.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.أعد الخطوات، وأعمدة الإنارة و كل هذه الأشياء و التي يتصادف معها الأشخاص ذوي الضعف البصري كثيرا.
Görme engellilerin sıkça rastladığı, sokak lambaları gibi şeyleri, adımlarımı sayardım.階段や街灯のような障害物を 数えるようにしていて いつも避けていた石がありました
Halojen lambalar demekte bir hata yok.A to není vůbec zavádějící označení pro halogenové lampy.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Das ist kein Fehler, es zu nennen, Halogen-Glühlampen.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Itu tidak ada kesalahan di sana untuk menyebut mereka lampu halogen.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.할로겐 램프라고 부르는 것은 잘못된 것이 아닙니다.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Não está errado chamá-las de lâmpadas de halogênio.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Nie je to žiadna chyba volať ich tak.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.No es por nada que se llaman así.
Halojen lambalar demekte bir hata yok. Öylesine seçilmiş bir kelime değil.To nie jest jakiś przypadek ani błąd, że je tak nazwano.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Δεν είναι καθόλου λάθος να τις λέμε λάμπες αλογόνου.
Halojen lambalar demekte bir hata yok.Назва справедлива.
Halojen lambalar.Halogen-Glühlampen.
Halojen lambalar.Halogen lampu.
Halojen lambalar.Halogenové lampy.
Halojen lambalar.Halogénové svietidlá.
Halojen lambalar.할로겐 램프들
Halojen lambalar."Lámparas halógenas."
Halojen lambalar.Są np. lampy halogenowe.
Halojen lambalar.Λάμπες αλογόνου.
Halojen lambalar.Галогенні лампи.
Hastanelerden lambalar var.Anda pasti setuju dengan saya, kita punya lampu bahkan di rumah sakit.
Hastanelerden lambalar var.Budete se mnou souhlasit, že máme světla v nemocnici.
Hastanelerden lambalar var.Budete so mnou súhlasiť, že v nemocniciach máme svetlá.