la ile cümle
la kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sizin O'larınız sizin A'larınıza benziyor.Your O's resemble your A's.
Bana yeni bir USB kablo lazım.I need a new USB cable.
Latincede beş çekim vardır.In Latin there are five declensions.
Nerede langırt oynayabilirsin?Where can you play table football?
Laura dışarı çıkmaya karar verdi.Laura decided to come out.
Laura, sen bir öğretmen misin?Laura, are you a teacher?
Laura televizyon haberlerini izliyor.Laura is watching television news.
Bay Burns'le mi yoksa Bay Roland'la mı aynı fikirdesin?Do you agree with Mr. Burns or do you agree with Mr. Roland?
Bir amfibinin yaşam döngüsü üç aşamadan oluşur: yumurta, larva ve ergin.The life cycle of an amphibian consists of three stages: egg, larva and adult.
Laura incelikle dans etti.Laura danced gracefully.
Ben langırt oynamak istiyorum.I want to play foosball.
Lütfen bana ne olduğunu söyle, laf aramızda elbette.Please tell me what happened, off the record of course.
O lanet kapıyı kapat!Shut that bloody door!
Mary, Tom'un Latince okuyarak zamanını boşa harcadığını düşündü.Mary thought that Tom was wasting his time studying Latin.
Latince fiil'in altı tane mastarı vardır.The Latin verb has six infinitives.
Bana bir çevirmen lâzım.I need a translator.
Latincede "gallus" hem "horoz" hem de "Fransız erkeği" anlamına gelir.In Latin, "gallus" means both "cock" and "Frenchman".
Kilo vermem lazım, bu yüzden diyet yapacağım.I have to lose weight, so I'm going on a diet.
Tom Mary'nin John'la çıktığını duyduğunda tepesi attı.Tom blew his top when he heard that Mary had gone out with John.
Tom Mary'nin John'la çıktığını duyduğunda öfkelendi.Tom blew his top when he heard that Mary had gone out with John.
Tom Mary'nin John'la çıktığını duyduğunda deliye döndü.Tom blew his top when he heard that Mary had gone out with John.
Ve uzaylılar, uçan daireler ve lazer silahları nerede?And where are the aliens, the flying saucers, and the laser guns?
Bu bir lanet.It's a curse.
Bin Ladin gelirse, ona dükkanda olduğumu söyle.If Bin Laden comes, tell him I'm in the store.
O, 4 Haziran'da Bay Johnson'la evlenecek.She's going to get married to Mr. Johnson on June 4th.
Onu tekrar görmem lazım.I need to see him again.
Tom lehim lambası kullanıyor.Tom is using the blowtorch.
Tom pürmüs lambası kullanıyor.Tom is using the blowlamp.
Birçok öğretmenin Tom'la bir sorunu var.Many teachers have a problem with Tom.
Lütfen yatmaya gitmeden önce lambayı kapat.Please turn off the light before you go to sleep.
Tüymem lâzım; yoksa geç kalacağım.I've got to skedaddle or I'll be late.
Tom'la uğraşmayı bırak.Stop picking on Tom.
Tom'la nerede tanıştın?Where did you meet Tom?
Tom'la tanışmak istiyorum.I'd like to meet Tom.
Tom'la gurur duyuyorum.I'm very proud of Tom.
Tom'la çalışmaktan onur duyuyorum.I'm honored to work with Tom.
Tom lastiği şişirdi.Tom pumped up the tyre.
Gelecek hafta Bay Jones'la görüşmem planlanıyor.I'm scheduled to see Mr. Jones next week.
Lanet kamerayı kapat!Turn off the damn camera!
Banyo lavabosu tıkalı.The bathroom sink is plugged.
Lanet, iyi görünüyorsun!Damned, you look good!
Eğer bay Long'la karşılaşırsan, ona karısının nasıl olduğunu sormayı unutma.If you run into Mr. Lang, don't forget to ask him how his wife is doing.
Mary kocasından boşanıp Tom'la evlendi.Mary divorced her husband and married Tom.
Dün gece televizyonda Tom'la röportaj yapıldı.Tom was interviewed on TV last night.
Tom'la konuş ve onun bunun hakkında ne düşündüğünü gör.Talk to Tom and see what he thinks about this.
Tom'la konuşmaya ihtiyacım var.I need to talk with Tom.
Seninle konuşmam lâzım.I need to talk to you.
İmtihanı geçebilmesi lazım, zira kabiliyeti var.He must be able to pass the exam since he has the capacity.
Tom lafını esirgemiyor.Tom is not pulling any punches.
Gidip Tom'la konuşalım.Let's go talk to Tom.
Gidip Tom'la konuşsak ya.Let's go talk to Tom.
Hadi gidip Tom'la konuşalım.Let's go and talk to Tom.
Lavaboda sünger gördüm.I saw the sponge in the sink.
Tom lafını esirgemez.Tom does not mince words.
Latince, Fransızca ve İngilizce konuşurdum, fakat şimdi hepsini unuttum.I used to speak Latin, French and English, but now I've forgotten it all.
Her zaman iyi notlar almaya layıktın.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almaya layıktınız.You always deserved to get good grades.
Henüz Tom'la konuştunuz mu?Have you spoken with Tom yet?
Onun cesur eylemleri bir madalyaya layıktır.His brave actions are worthy of a medal.
Mary, Tom'un kendisine sunduğu sevgiye layık olmadığını düşünüyordu.Mary considered herself unworthy of the affection Tom offered her.