la ile cümle

la kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu kitabı okumayı bitirmem lâzım.I need to finish reading this book.
Tom'la TV'de röportaj yapılıyor.Tom is being interviewed on TV.
O öldürüldüğünde Tom'la bu odadaydın.You were in this room with Tom when he was killed.
Ben Tom'la her zamanki yerde buluşacağım.I'll meet Tom at the usual place.
Bana güvenmen lazım.I just need you to trust me.
Tom'un lafı ağzında kaldı.Tom couldn't get a word in edgewise.
Tom kendini lanetledi.Tom cursed himself.
O öğrenmekle ilgilendiği için Tom'la zaman geçirdim.I spend time with Tom because he's interested in learning.
Tom'la başından beri birlikteyim.I've been with Tom all along.
Benim işe odaklanmam lazım.I need to focus on work.
Tom'la evlenmem gerektiğini biliyordum.I knew I should've married Tom.
Tom'la yüzleşemedim.I haven't been able to face Tom.
Tom'la başa çıkabileceğini düşündüm.I thought you could handle Tom.
Tom'la harika bir iş yaptın.You did a great job with Tom.
Gerçekten Tom'la sırayla araba kullanma anlaşması yapmamalıydık.We really shouldn't have carpooled with Tom.
Vay, gerçekten de Tom'la takıntılısın.Wow, you're really obsessed with Tom.
Sen Tom'la en çok zamanı geçiren kişisin.You're the one spending the most time with Tom.
Tom'la oraya gelebileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to get in there with Tom.
Ben Tom'la çıkmanı istemiyorum.I'm not asking you to go on a date with Tom.
Bu sabah Tom'la kahve içtiğini gördüm.I saw you having coffee this morning with Tom.
Tom'la işim bitti.I'm through with Tom.
Tom'la konuşmama izin verdiğin için teşekkür ederim.Thank you for letting me speak with Tom.
Tom'la konuşman için düzenlemeler yapacağım.I'll make arrangements for you to speak with Tom.
Senin Tom'la konuşmadığın açık.It's clear that you didn't speak with Tom.
Tom'la sohbet ettim.I had a talk with Tom.
Tom'la işler iyi gitmiyordu.Things weren't going well with Tom.
Tom'la konuşmam hakkında düşünüyorum.I've been thinking about my conversation with Tom.
Ebeveynlerimin Tom'la ilişkimi bildiklerinden emin değilim.I'm not sure my parents know about my relationship with Tom.
Asla Tom'la ayrılmanı tavsiye etmedim.I never advised you to break up with Tom.
Tom'la ilişkiyi bitirmeni asla tavsiye etmedim.I never advised you to break up with Tom.
Tom'la arkadaşlık kuracağım.I'll take it up with Tom.
O konuyu Tom'la görüşmek istedim.I wanted to discuss that matter with Tom.
Tom'la akşam yemeği planlarım var.I have dinner plans with Tom.
Tom'la uzun tartışmalarımız vardı.We've had lengthy discussions with Tom.
Tom'la biraz sohbet etmek zorundayım.I have to have a little chat with Tom.
Tom'la daha fazla iletişim kurmayacaksın.You're to have no further contact with Tom.
Bunu sadece Tom'la tartışabilirim.I can only discuss it with Tom.
Sen Tom'la ilgili bilmezsin.You never know with Tom.
Nefesini Tom'la boşa harcama.Don't waste your breath on Tom.
Tom'la konuşmaya hazır değildim.I wasn't finished talking to Tom.
Bugün Tom'la konuşuyor olacağız.Today we'll be talking to Tom.
Ben Tom'la konuşuncaya kadar bir şey yapmayacağım.I'm not going to do anything until I talk to Tom.
Benimle konuşmayacaksan, ben Tom'la konuşacağım.If you won't talk to me, I'll talk to Tom.
Pekala, ben sadece Tom'la konuşacağım.Well, I'm just going to talk to Tom.
Tüm istediğim Tom'la konuşmak.All I want is to talk to Tom.
Ben sadece Tom'la konuşmak isteyebileceğini düşündüm.I just thought that you might want to talk to Tom.
Tüm yapmak zorunda olduğun Tom'la konuşmaktı.All you had to do was talk to Tom.
Tom'la ilgilenmekten vazgeçtim.I stopped paying attention to Tom.
Sanırım Tom'la buluşmak istiyorum.I think I want to meet Tom.
Sanırım Tom'la tanışmak istiyorum.I think I want to meet Tom.
Tom'la buluşmak üzereyiz.We're about to meet Tom.
Şey, Tom'la tam olarak tanışmadım.Well, I didn't exactly meet Tom.
Bir bakıma Tom'la hiç tanışmadığıma memnunum.In a way, I'm glad I never met Tom.
Tom'la yüzleşmek benim işim değil.It's not my job to confront Tom.
Tom John'la evlenmekten vazgeçirmek için kızıyla konuştu.Tom talked his daughter out of marrying John.
Tom Mary'nin Tom'la evleneceğinin olası olduğunu muhtemelen düşünmedi.Tom probably didn't think it was likely that Mary would fall in love with John.
Yarın öğleden sonra Tom'la bir toplantım var.I have a meeting with Tom tomorrow afternoon.
Tom'la olan ilişkim seni ilgilendirmez.My relationship with Tom isn't your concern.
Bana laf yetiştirme.Don't give me any lip.
Tom bir çift lastik eldiven giydi.Tom pulled on a pair of rubber gloves.

İlgili Sayfalar