Ama biliyorsunuz, bu lükse sahipler.و لكننا نعلم أنلديهم تلك الرفاهية
Ama biliyorsunuz, bu lükse sahipler.ナッシュビルにないものは2 時間かけてバーミンガムまで探しに行き
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Azonban, ha mandarin kínai nyelven beszélnénk, nem hinném, hogy részesülnék ebben a luxusban.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Dacă am vorbi dialectul mandarin, însă, nu aş dispune de acest lux.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.En revanche, si nous communiquions en Mandarin, je n'aurais pas ce luxe.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Gdybyśmy rozmawiali po mandaryńsku, nie miałbym tak łatwo.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Hvis vi talte mandarin kinesisk med hinanden, dog, ville jeg ikke have den luksus.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.In het Mandarijn Chinees zou dat niet volstaan.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Kdybychom spolu ale mluvili mandarínskou čínštinou, neměl bych ten luxus.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.그런데 만약 우리가 북경어를 사용했다면 그렇게 간단하지 않았을 것입니다.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Mas se estivéssemos a falar em mandarim não teria esse privilégio.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Namun jika Anda bicara dalam Bahasa Mandarin, tidak akan ada keistimewaan seperti itu.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Nhưng nếu chúng ta nói tiếng Trung Quốc phổ thông với nhau, thì không được như thế.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Sin embargo, si estuviéramos hablando en chino mandarín, no tendría esa suerte.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Tuttavia, se stessimo parlando in cinese mandarino, non potrei permettermi questo lusso.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Wenn wir aber Mandarinchinesisch gesprochen hätten, hätte ich diesen Luxus nicht gehabt.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Εάν όμως μιλούσαμε Κινέζικα μεταξύ μας, δεν θα είχα αυτή την πολυτέλεια.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Ако говорихме Мандарин Китайски един с друг, обаче, аз нямаше да имам това удобство.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Но если бы мы говорили друг с другом на китайском, я бы этим не отделался.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.Якщо ж би ми говорили між собою на мандаринській китайській, я б не мав такої чудової можливості.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.לו היינו מדברים סינית מנדרינית זה עם זה, אבל לא היה לי העונג.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.لكن إن كنّا نتحدّث معا باللّغة الصينية، لن يكون ذلك أمرا ممكنا.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.そう簡単には済みません 情報が足りないのです
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Aber Eltern, Lehrer und Entscheidungsträger in Luxemburg plädieren für kleine Klassen.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Ale rodiče, učitelé a zákonodárci v Lucembursku mají všichni rádi menší počet žáků ve třídě.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Dar, știți, părinților, profesorilor și factorilor de decizie din Luxemburg le plac clasele mici.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Hanem hát, tudják, a szülők, a tanárok és az oktatáspolitikusok mind a kis osztályokat szeretik Luxemburgban.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Jednak rodzice, nauczyciele i decydenci w Luksemburgu wszyscy lubią male klasy.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.하지만, 학부모들과 교사들과 정책입안자들은 모두 룩셈부르크가 소규모 수업을 하는 것을 좋아합니다.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Maar ouders, leerkrachten en beleidsmakers houden in Luxemburg allemaal van kleine klassen.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Mais, les parents, enseignants et décideurs au Luxembourg préfèrent tous les petites classes.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Ma sapete, i genitori, gli insegnanti e i politici in Lussemburgo amano tutti le classi piccole.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Mas os pais, os professores e os políticos no Luxemburgo gostam de salas pequenas.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Men föräldrar och lärare och beslutsfattare i Luxemburg gillar små klasser.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Nhưng cha mẹ học sinh, giáo viên và nhà vạch chính sách ở Luxembourg chỉ thích lớp nhỏ.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Pero, saben, a los padres y profesores y a las autoridades de Luxemburgo les gustan las clases más pequeñas.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Але батьки, вчителі і законодавці, всі у Люксембурзі віддають перевагу маленьким класам.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.Но в Люксембурге родители, учителя и политики предпочитают маленькие классы.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.אבל הורים, מורים וקובעי מדיניות בלוקסמבורג, אוהבים כולם כיתות קטנות.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.لكن الأباء والمدرسين وصناع القرار بلوكسمبورغ يفضلون الأقسام الصغيرة.
Ama, Lüksemburg'daki ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar hep küçük sınıf istiyorlar.すべてが少人数学級を好みます そういう学級に行くのは 楽しいものです
Ancak, Portekiz ve Lüksemburg’da kenevir reçinesinin ortalama THC içeriğinde artış eğilimleri kaydedilmiştir.beslaglæggelser af cannabisblade på 96 tons (45).
Ancak, Portekiz ve Lüksemburg’da kenevir reçinesinin ortalama THC içeriğinde artış eğilimleri kaydedilmiştir.In 2007 zijn in Europa naar schatting 241 000 vangsten van cannabisbladeren gedaan, met een totaalgewicht van
Ancak, Portekiz ve Lüksemburg’da kenevir reçinesinin ortalama THC içeriğinde artış eğilimleri kaydedilmiştir.Portugáliában és Luxemburgban viszont a hasis átlagos THC-tartalmában felfelé mutató tendenciát tapasztaltak.
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Có một người đàn ông thượng lưu lịch lãm kiểu Anh quốc từ thế giới quý tộc thượng lưu:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Der var en gentleman med en engelsk elegance, en luksus hinsides aristokrati:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Englantilainen herrasmies, jonka eleganssissa on muutakin ylellistä kuin aristokraattinen tausta:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Je bil kavalir z angleško eleganco, razkošjem nad aristokracijo:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:영국의 귀족으로
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:L'"élégance anglaise, le luxe détaché de l"'aristocratie :
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı: Westminster Dükü,L'eleganza inglese, il lusso esclusivo dell'aristocrazia, il duca di Westminster,
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı: Westminster Dükü,Volt egyszer egy elegáns angol úr, az arisztokráciát megszégyenítő luxussal:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Имало един благородник с английска елегантност и лукс отвъд аристократизма:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Истинный аристократ, воплощение британской элегантности и непринужденной роскоши,
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:كان هناك رجل نبيل بأناقة انجليزية
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:ウェストミンスター公爵は 英国で最も裕福な男性でした
Avrupa Komisyonu, Lüksemburg, 2002.Comissão Europeia, Luxemburgo, 2002.
Avrupa Komisyonu, Lüksemburg, 2002.Emisiones de precursores de ozono
Avrupa Komisyonu, Lüksemburg, 2002.Zmena podnebia: Pribúdajúce dôkazy o dopadoch
Avrupa Komisyonu, Lüksemburg, 2002.Zoöplanktondichtheid nee