Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.During his stay in London, he is going to visit his cousin.
O, kuzeninin başarısını kıskanıyordu.She was envious of her cousin's success.
Luke, ben senin kuzeninim.Luke, I am your cousin.
Tom kuzenini öptü.Tom kissed his cousin.
Tom, Mary'nin kuzeninin oğludur.Tom is the son of Mary's cousin.
Kuzeninin adı ne?What's your cousin's name?
Mary, kuzeninin sorularını cevaplamaktan kaçınmak için başı ağrıyormuş numarası yaptı.Mary pretended to have a headache to avoid answering her cousin's questions.
Gavril'in müdahalesi en azından kuzeninin canını kurtardı.Gavril's intervention saved at least his cousin.
II. Justinus kuzenini Konstantinopolis'e çağırdığında, nedeni bu gibi görünüyordu.When Justin II recalled his cousin to Constantinople, it seemed that this was the reason.
Ailesi içersinde, Hooke, bir yeğenini ve bir kuzenini evine alarak, onlara matematik dersi verirdi.Within his family, Hooke took both a niece and a cousin into his home, teaching them mathematics.
Film, genç bir hemşirenin, kuzeninin intiharı sonrasında, bununla mücadele etmesini anlatmaktadır.A young nurse struggles after her cousin's suicide.
Anne tarafından futbolcu kuzeninin izinden gitti.She followed the footsteps of her maternal cousin, who is a footballer.
1934-35'te, Meak, iki küçük kuzenini yanına aldırdı.Around 1934-1935, two of her young cousins came to live with her, a common Cambodian custom.
Ve kuzeniniz diyor ki "Hey kuzen, şu websitesine bi bak.And then your cousin says, "Hey cuz, check out this website.
"Üçüncü kuzeniniz ile karşılaşmak ister miydiniz?""Would you be willing to meet your third cousin?"
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.I'm your cousin, and you're in love with me.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.In fact, he's selling exactly the same type of ice cream as you are.
Teddy bölgesinin tam ortasına yerleşirsiniz, kuzeninize müşterilerin kuzeyde %25'ine satmak kalır.leaving your cousin to sell to the 25% of customers to the north.
She-Hulk olarak Jennifer daha düşük bir seviyede olsa da kuzenininkine benzer güçlere sahipti.As She-Hulk, Jennifer possessed powers similar to those of her cousin, though at a reduced level.
Kuzenini seviyordu ama babası komşu köyden zengin bir adamla evlenmesini istiyordu.She loved her cousin but her father wanted her to marry a rich man from neighbor village.
Gong-chan'ın arama çabaları sonuçsuz kalır ve kuzenini bulamaz.Offering a monthly salary plus a bonus, he asks her to do what she does best—to put on an act.
Tüzün, kör Halife'nin kuzenini El-Müstakfi unvanıyla halefi olarak atadı.Tuzun installed the blinded Caliph's cousin as successor, with the title of Al-Mustakfi.
Anne tarafından futbolcu kuzeninin izinden gitti.Er ist der Cousin des Fußballspielers Erkan Taşkıran.
Abruzzi bu durumu bozmak için dışarıdaki arkadaşına T-Bag'in kuzenini ortadan kaldırmasını söyler.Abruzzi prend l'affaire en main en éliminant le cousin et en mettant au point l'élimination de T-Bag.
Luke, ben senin kuzeninim.Luke, yo soy tu primo.
Ailesi içersinde, Hooke, bir yeğenini ve bir kuzenini evine alarak, onlara matematik dersi verirdi.Dentro de su familia, Hooke tuvo una sobrina y un primo en su casa, a los que enseñó matemáticas.
Kendisi ablası Makbule'ye çok önem vermekte ve sık sık kuzeninin kocası Cem'le uğraşmayı çok sevmektedir.Él admira a su hermana mayor Wendy ya veces riñe con John, su hermano mayor.
O kuzeninin başarılarına imreniyordu.Она завидовала успеху своего двоюродного брата.
Ailesi içersinde, Hooke, bir yeğenini ve bir kuzenini evine alarak, onlara matematik dersi verirdi.وداخل أسرته، استضاف هوك ابنة أخيه وابن عمه في منزله لتعليمهم الرياضيات.
II. Justinus kuzenini Konstantinopolis'e çağırdığında, nedeni bu gibi görünüyordu.Quando Justino II chamou seu primo para Constantinopla, parecia que esta era a razão.
Anne tarafından futbolcu kuzeninin izinden gitti.Z inicjatywy matki został piłkarzem.
Gavril'in müdahalesi en azından kuzeninin canını kurtardı.Василь Сліпак ціною власного життя врятував побратимів.
Gavril'in müdahalesi en azından kuzeninin canını kurtardı.Nygaards oilskinfrakk reddet trolig livet hans.
Ailesi içersinde, Hooke, bir yeğenini ve bir kuzenini evine alarak, onlara matematik dersi verirdi.ハントの姪やいとこを自宅に招いて数学を教えてもいる。
Anne tarafından futbolcu kuzeninin izinden gitti.母の従兄弟にサッカーボーイがいる。
Anne tarafından futbolcu kuzeninin izinden gitti.他是足球員尼索比亞的表哥。
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.Ich bin dein Vetter, und du hast an mir Geschmack gefunden.
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.Ich bin dein Vetter, und du hast an mir Geschmack gefunden.
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.Je suis ton cousin et tu m'aimes.
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın. Sana mı!Olen serkkusi ja olet ihastunut minuun.
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.Soy tu primo y estás enamorada de mí.
Ben senin kuzeninim ve sen bana aşıksın.Sunt vãrul tãu, ºi eºti îndrãgostitã de mine.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Eines Tages kommst du zur Arbeit, als gerade dein Cousin Teddy mit seinem Eiswagen am Strand eintrifft.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Într-o zi, ajungi la muncă şi-l vezi pe vărul tău, Teddy, care ajunge la plajă cu toneta lui de îngheţată.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.어느날 장사를 하러 갔더니 사촌인 테디가 해변에 나타납니다.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Một ngày, khi bạn bắt đầu anh họ Teddy của bạn cũng ở đó với xe kem riêng của anh ấy
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Pewnego dnia na plaży pojawia się z wózkiem twój kuzyn Teddy.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Um dia apareces para trabalhar e vês o primo Teddy a chegar à praia com o seu carrinho de gelados.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.Μια μέρα πάτε στη δουλειά την ώρα που ο ξάδερφός σας ο Τέντυ φτάνει στην παραλία με το δικό του πάγκο.
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.יום אחד אתם מגיעים לעבודה בדיוק כשבן דודכם טדי מגיע לחוף
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.وذات يوم جاء الى الشاطىء مكان عملك إبن عمك " تيدي "
Bir gün işe geldiğinizde, kuzeniniz Teddy de dondurma aracı ile kumsala gelmektedir.君とそっくり同じ アイスを売っている
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.2人はビーチを半分こ することにして
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.Anzi, sta vendendo esattamente lo stesso tipo di gelato che vendete voi.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.Co więcej, sprzedaje dokładnie te same lody co ty.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.De fapt, el vinde aceeaşi îngheţată ca şi tine.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.Ele está a vender o mesmo tipo de gelados que tu.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.En fait, il vend exactement le même type de crème glacée que vous.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.Er verkauft sogar das gleiche Eis wie du.
Hatta, kuzeniniz de sizinle aynı türde dondurma satmaktadır.자기 아이스크림 수레를 끌고요. 사실 테디는 똑같은 아이스크림을 팔고 있거든요.