Ana içeriğe geç
Sözlük

kuyusu ile cümle

kuyusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Et nos craintes nous ont conduits à une foi aveugle dans l'orthodoxie de l'austérité.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.그리고 그 두려움이 긴축 정책의 통설에 맹목적인 믿음을 가지게 했어요.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Och våra rädslor ledde oss till en blind tilltro till konventionella åtstramningar.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Unsere Ängste führten zu blindem Vertrauen in die Rechtmäßigkeit von Sparmaßnahmen.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Và sự sợ hãi đó dẫn đến một thất bại mù quáng trong một thể chính thống của sự khắc khe.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Y nuestros temores nos condujeron a una fe ciega en la ortodoxia de la austeridad.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Και οι φόβοι μας οδήγησαν σε τυφλή πίστη στην ορθοδοξία της λιτότητας.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.А страховете ни доведоха до сляпа вяра в правилността на строгите мерки за икономии.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.И страх привёл нас к слепой вере в незыблемость строгой экономии.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.І страх привів нас до сліпої віри у правильність політики "жорсткої економії".
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.והפחדים שלנו הובילו לאמונה עיוורת בשמרנות שבצנע.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.و مخاوفنا قادتنا إلى الثقة العمياء في عقيدة من التقشف
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.むやみに信じてしまい 社会に共通する知恵や 社会全体としての知恵に頼って
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Lady Capulet Eh bien, fillette, tu pleures pas tant pour sa mort que la vie Comme méchant qui lui slaughter'd.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Lady Capulet Nå, pige, du weep'st ikke så meget for hans død som, at skurken liv, som slaughter'd ham.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY Capulet No, dievča, ty weep'st ani nie tak pre jeho smrti, že darebák, ktorý žije slaughter'd ho.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY Capulet No, holka, ty weep'st ani ne tak pro jeho smrti, že darebák, který žije slaughter'd ho.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY CAPULET No, punca, ti weep'st ne toliko za njegovo smrt kot življenje, da je lopov, ki ga slaughter'd.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Lady Capulet Nos, lány, te weep'st nem annyira az ő halála Mivel ez a gazember él, amely slaughter'd őt.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY Capulet No, tyttö, sinä weep'st ei niinkään hänen kuoleman, että konna elää joka slaughter'd häntä.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY Capulet Nou, meisje, gij weep'st niet zozeer voor zijn dood als dat de schurk leeft die hem slaughter'd.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Lady Capuleto Bem, menina, tu weep'st não tanto pela sua morte como de que as vidas vilão que slaughter'd ele.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Lady Capulet Tja, flicka, weep'st du inte så mycket för hans död som att skurken liv som slaughter'd honom.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY CAPULET은 음, 여자, 그대는 그의 죽음에하지 너무 많이 weep'st한다고 slaughter'd 악당 생활로서.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY CAPULET Е, момиче, ти weep'st не толкова за смъртта му, като злодей живот, който го slaughter'd.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.LADY CAPULET حسنا ، فتاة ، أنت لا weep'st كثيرا عن وفاته كما أن حياة الشرير الذي slaughter'd له.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Señora Capuleto Bueno, niña, tú weep'st no tanto por su muerte, como que la vida villano que le slaughter'd.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.Леди Капулетти Ну, девочка, ты weep'st не столько за его смерть как злодей, что жизнь которых slaughter'd его.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.ליידי CAPULET ובכן, ילדה, אתה weep'st לא כל כך למותו כפי שחיי הנבל אשר slaughter'd אותו.
LADY Capulet'in Kuyusu, kız, sen onun ölümünden çok daha weep'st, onu slaughter'd kötü adam hayatını olarak.ジュリエットは何悪役、マダム?
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?C'è una torre enorme al centro della città, giusto?
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Der er en stor mineskakt midt i byen.
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Det finns ett stort schakt mitt i staden.
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Eikö kaupungin keskellä ole kaivoskuilu?
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Há um enorme poço de uma mina no centro da cidade, certo?
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Hay un pozo de una mina enorme en el centro de la ciudad.
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?W centrum miasta jest wielki szyb.
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?Δεν έχει ένα ορυχείο στο κέντρο της πόλης;
Şehrin merkezinde büyük bir maden kuyusu yok mu?В центре города есть огромный шахтный ствол.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Ein Gartenbrunnen bist du, ein Born lebendiger Wasser, die vom Libanon fließen.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.En kilde i havene er du, en brønn med levende vann og strømmer fra Libanon.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.És fonte de jardim, poço de águas vivas, correntes que manam do Líbano!
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.¡Es un manantial cercado de jardines, un pozo de aguas vivas que corren del Líbano
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Fontana che irrora i giardini, pozzo d'acque vive e ruscelli sgorganti dal Libano
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Ja, en källa i lustgården är du, en brunn med friskt vatten och ett rinnande flöde ifrån Libanon.»
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Kerteknek forrása, élõ vizeknek kútfeje, melyek folynak a Libánusról.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.너는 동산의 샘이요 생수의 우물이요 레바논에서부터 흐르는 시내로구나
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Mata air di kebunku membualkan air hidup yang mengalir dari Libanon
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Min Haves Væld er en Brønd med rindende Vand og Strømme fra Libanon.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Mình là mạch nước trong vườn , Là giếng nước sống , là dòng nước chảy từ Li-ban !
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Mình là mạch nước trong vườn, Là giếng nước sống, là dòng nước chảy từ Li-ban!
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.O fîntînă din grădini, un izvor de ape vii, ce curge din Liban.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Oj, ty prameňu zahrád, studňo živých vôd a tečúcich s Libanona!
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Ó ty sám vrchoviště zahradní, studnice vod živých, a tekoucích z Libánu.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.O źródło ogrodne, zdroju wód żywych, które płyną z Libanu!
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Sinä olet yrttitarhojen lähde, elävien vetten kaivo, Libanonilta virtaavaisten."
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Une fontaine des jardins, Une source d`eaux vives, Des ruisseaux du Liban.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.πηγη κηπων, φρεαρ υδατος ζωντος, και ρυακες απο του Λιβανου.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.Градински извор си ти, Кладенец с текуща вода, и поточета от Ливан.
Sen bir bahçe pınarısın, Bir taze su kuyusu, Lübnandan akan bir dere.садовый источник – колодезь живых вод и потоки с Ливана.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod