Bazı yerlerde Zaman Bankacılığı toplumu bir bütün olarak kuvvetlendirme aracı olarak benimsenmiştir.In some places, timebanking is adopted as a means to strengthen the community as a whole.
Hemen askeri gücünü kuvvetlendirmeye koyuldu.Soon headed this political force.
Kolejin mali işlerini kuvvetlendirmek için çok çalışan eski veznedarlardan birinin adı verilmiştir.It was named after a former bursar of the college, who did much to strengthen its finances.
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.I'm just kind of writing a label that hopefully is a little intuitive for you.
Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir.Through them He enrages the disbelievers.
Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kafirleri öfkelendirir.Through them He enrages the disbelievers.
Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir.Through them He enrages the disbelievers.
AB, kendi güvenliği için, mafya ile mücadele operasyonlarını kuvvetlendirmek zorunda.The EU needs to strengthen anti-mafia operations, its own security being at risk.
Hemen askeri gücünü kuvvetlendirmeye koyuldu.Les hommes ont été immédiatement invité à le renforcer.
Küçük ve büyük gruplar takım oyununu kuvvetlendirmektedir.Tanto grandes como pequeños participan en el trabajo de la misión.
Hemen askeri gücünü kuvvetlendirmeye koyuldu.Пришлось немедленно начать подтягивать войска.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.قد تزوج كلوديوس بميسالينا لتعزيز العلاقات مع العائلة الامبراطورية.
Küçük ve büyük gruplar takım oyununu kuvvetlendirmektedir.As integrantes dos grupos MAJOR e MINOR completarão missões para mostrar suas habilidades.
Diş etlerini kuvvetlendirmek ve ağız kokusunu gidermek için kullanılır.Збереглися звичаї підпилювання зубів та розтягування мочок вуха.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.S Messalinou se pravděpodobně oženil pro posílení vazeb uvnitř císařské rodiny.
Claudius onunla belki de imparatorluk ailesi ile olan bağlarını kuvvetlendirmek için evlenmişti.Claudius giftet seg sannsynligvis med henne for å styrke båndene innen den keiserlige familien.
Diş etlerini kuvvetlendirmek ve ağız kokusunu gidermek için kullanılır.香りを嗅ぎ分けるために鼻が大きくなっている。
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.Eu estou apenas escrevendo um título que espero que seja intuitivo para você.
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.Iba píšem vzorec, ktorý je dúfam pre vás aspoň trochu intuitívny.
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.Jedynie tekstowo opisuję dla was zawartość tej kolumny.
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.Pouze píšu vzorec, který je doufám pro vás alespoň trochu intuitivní.
Bir başlık atıp sizin sezgilerinizi kuvvetlendirmek istiyorum.Само правя едно нагледно представяне, което се надявам, че ви е малко по-разбираемо.
Yönetimi kuvvetlendirmeyi sağlayacak ne yapabiliriz?어떻게 하면 우리가 이 통제를 강화시킬 수 있을 지에 대해서 말입니다.
Yönetimi kuvvetlendirmeyi sağlayacak ne yapabiliriz?כיצד נוכל לעשות משהו כדי לחזק את הממשל,
Yönetimi kuvvetlendirmeyi sağlayacak ne yapabiliriz?حول كيف يمكننا فعل شئ لتعزيز الحوكمة،
Yönetimi kuvvetlendirmeyi sağlayacak ne yapabiliriz?そしてこれが今 いかに重要であるか明らかにしましょう