kurtarıyor ile cümle
kurtarıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.That absolves me from further responsibility.
Sen sadece görünüşü kurtarıyorsun!You're only saving face!
Biz hayat kurtarıyoruz.We're saving lives.
O konuda neredeyse paçayı kurtarıyordum.I almost got away with it.
Cankurtaranlar her yıl ABD'deki kıyı akıntılarından on binlerce insanı kurtarıyor.Lifeguards rescue tens of thousands of people from rip currents in the U.S. every year.
Kendimi kalp kırıklığından kurtarıyorumI Talk Myself Out
Evden eve gezinmeye başladık, örümcek ağlarına takılmış sinekleri bulup onları kurtarıyorduk.So we prowl from house to house looking for flies captured in spider webs and we set them free.
Ben taa ne zamandan beri Gazab-ı Küre'lerden yavru kedi kurtarıyorum...Huh! I've been getting pussycats out of the Wrath-o-Sphere since I was a—
Bu makinayla hayatlar kurtarıyordu.He was saving lives with this machine.
Bizi hayal gücümüzün kısıtlamalarından kurtarıyor.It frees us from the constraints of our imagination.
Her yıl gelişmekte olan ülkelerdeki 400.000-500.000 çocuğun hayatını kurtarıyor.It'll save the lives of 400 to 500,000 kids in the developing world every year.
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.The gift card solution does keep some plastic out of landfills and incinerators.
Diğer türlü kurtarılamayacak hastaları kurtarıyoruz.And we save people that otherwise would not be saved.
Belki kazazedeyi taşımıyoruz, ancak durumlarını stabilize ediyor, ve hayatlarını kurtarıyoruz.We don't transfer people, but we stabilize them, and we save their lives.
Yahudi göçmenler Arapları, Araplar da onları kurtarıyorlardı.Settlers were saving Arabs and Arabs were saving settlers.
Çünkü hayat kurtarıyor.Because it is saving lives.
Herkesin hayatını kurtarıyorsun!You save everybody!
Mahabuba şimdi, o hayat kurtarıyor, yüzlerce binlerce kadını.So now, Mahabuba, she is saving the lives of hundreds, thousands, of women.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.But more importantly, it saves lives.
-- bazen bir prensesi de kurtarıyor -- bu Aziz Yorgi'dir, ama burada prenses yok.--sometimes he's saving a princess--that's St. George but there's no princess here
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.He was dragging guys out of bars and saving those lives for the Lord.
Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir.Thus do We deliver our apostles and those who believe.
De ki: "Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi ALLAH kurtarıyor.Say: "God delivers you from this and every calamity.
Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz.Then We shall deliver Our Messengers and the believers.
Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz.And if they come to you as captives, you ransom them, although it was forbidden to you.
Bu karar, Mostar sakinlerini bir kâbustan kurtarıyor.This [decision] is saving Mostar's citizens from a nightmare.
Bir ata binen Johnson, başıboş giden vagonu durdurup içindeki üç kişiyi kurtarıyordu.Johnson, who "happened to be settin' on a horse", stopped the runaway wagon and saved the men.
Herakles, Hesione'yi deniz canavarından kurtarıyor; 15. yüzyıl minyatürüHeracles saves Hesione from the sea monster; 15th-century miniature
O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.Das entbindet mich von weiterer Verantwortung.
Sonic'le ilk tanıştığında çok utangaçtı ama sonra açıldı ve dünyayı onunla beraber kurtarıyor.كان يكره ساكورا جداً في البداية ولكــن بعدها تغيرت علاقته بها.
O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.Isso me absolve das responsabilidades restantes.
O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.Isso me livra de quaisquer outras responsabilidades.
Ancak kaleye gelen 12 şutun 10'unu Rüştü kurtarıyordu.Övriga 10–12 personer som befann sig i rummet lyckades rädda sig.
Ancak ucu ucuna kurtarıyorduk.Csak a nagysáncon indult.
Geminin içine giriyoruz ve içerideki yaralı askerleri kurtarıyoruz.Aluksen miehistö määrättiin jättämään alus ja hävittäjät poimivat pelastuneet merestä.
Geminin içine giriyoruz ve içerideki yaralı askerleri kurtarıyoruz.Fra rederne sørger ambulancer for at indsamle de sårede og transportere dem tilbage til 2.
Geminin içine giriyoruz ve içerideki yaralı askerleri kurtarıyoruz.本艇も同行し、入港後に遭難者を退艇させる。
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.A kocsmából rángatta ki az embereket és mentette meg ezeket lelkeket az Úrnak.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Cercava ragazzi fuori dai bar e salvava queste vite per Dio.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Er zog Leute aus Bars und rettete diese Leben für den Herrn.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Hij sleepte mannen uit bars en redde die levens voor de Heer.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Il sortait les gens des bars et sauvait des vies pour le Seigneur.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.그 친구 술집에서 사람을 끌어내서는 신의 자식으로 구원해 내더라구요.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Sacaba tipos de los bares y salvaba esas vidas para el Señor.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Scotea băieţii din baruri şi le salva vieţile în numele Domnului.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Wyciągał facetów z barów i ratował ich życie w imieniu Pana.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Измъкваше момчетата от баровете и им спасяваше живота в името на Господ.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Он вытаскивал людей из бара и спасал их жизни во имя Господа.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.הוא גרר אנשים החוצה מברים והציל את חייהם למען האל.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.كان يجر الرجال خارج الحانات منقذا تلك الارواح لصالح الرب.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.神の代わりに彼らの人生を救っていたのです 私は「ビル あんたを雇いたいんだけど-
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Aber wichtiger, es rettet Leben.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.A co ważniejsze, to ocala ludzkie życia.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Ale co je více důležité, že to chrání lidské životy.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Dar și mai important este că salvează vieți.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.De ennél fontosabb, hogy életeket ment.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.하지만 더 중요한 것은, 이것이 생명을 구한다는 것 입니다.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Maar nog belangrijker: het redt levens.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Mais plus important, cela sauve des vies.
Ama daha önemlisi, hayat kurtarıyor.Mas, mais importante ainda, salva vidas.