kurabiyeler ile cümle

kurabiyeler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Bu kurabiyeleri Tom'a ver.Give these cookies to Tom.
Bana şu kurabiyeleri ver.Give me those cookies.
Tom kurabiyeleri yiyor, değil mi?Tom is eating cookies, isn't he?
Bu sabah çikolatalı kurabiyelerden yedim.I ate chocolate cookies this morning.
Tom bütün kurabiyeleri tek başına yemiş.Tom ate all the cookies by himself.
Kurabiyeler ne kadar ?How much do the cookies cost?
Tom kurabiyeleri süte daldırmayı seviyor.Tom likes dipping cookies in milk.
Chewier bisküvilere bazen İngiltere'de bile kurabiyeler denir.Chewier biscuits are sometimes called cookies even in the United Kingdom.
Oreo kurabiyeleri, çeşitli satış ve pazarlama araçlarıyla dünya çapında dağıtılır.Oreo cookies are distributed worldwide through a variety of sales and marketing channels.
Yine de bütün kurabiyeleri yemiş olurlar.And they'll still eat all your cookies.
Sonra bu ışık dalgası bütün kurabiyelerinizi yer...And then the light waves would consume all your cookies...
Nil nehrin yanında 1300 km uzunluğuna büyüdü, ve deniz kurabiyelerim şehirlerin boyutlarına büyüdü.And my sand dollars had grown to the size of cities.
Kesinlikle sahilde deniz kurabiyelerini bulmayı perspektife koyuyor.It certainly puts finding seashells by the seashore in perspective.
Italyan Çin yemekleri vardır, Şans kurabiyeleri yoktur, böylece kızarmış gelato hizmet vermektedir.There is Italian Chinese food, where they don't have fortune cookies, so they serve fried gelato.
Tatlı olarak, marketten alınmış dondurma veya kurabiyeler.For dessert, store-bought ice cream or cookies.
Senin kurabiyelerini almak istiyor.He wants to get your cookies.
Kurabiyeleri birer birer tavaya yerleştirin ve haşlanmış balkabağı içiyle yağlayın.Place the pastries in a baking pan one by one and grease them with the boiled pumpkin contents.
En küçüğünden en büyüğüne: boortsog kurabiyeleri, aaruul (kurutulmuş lor) ve ul boov kekleriFrom smallest to largest: boortsog cookies, aaruul (dried curds), and ul boov cakes
Süt ve kurabiyeler olacak.Habrá leche y galletas.
Ben şekerleme ve kurabiyeler satın alıyorum.Estoy comprando dulces y galletas.
Fal kurabiyelerini açmayı seviyorum.Adoro aprire i biscotti della fortuna.
Bu kurabiyelerden birini denemeni istiyorum.Voglio che assaggi uno di questi biscotti.
Fırında kurabiyeler var.Ci sono dei biscotti nel forno.
Geri durmayın lütfen, ikramlık kurabiyelerin bir tadına bakın.Не стесняйтесь, угощайтесь печеньем, пожалуйста.
Kraft, 6 Aralık 2011'de Oreo kurabiyelerinin İngiltere'de üretilmeye başlayacağını açıkladı.6 декабря 2011 года компания Kraft объявила о запуске производства печенья Oreo в Великобритании.
Oreo kurabiyeleri, çeşitli satış ve pazarlama araçlarıyla dünya çapında dağıtılır.Печенье Oreo продаётся по всему миру посредством множества инструментов реализации и маркетинга.
Stewie, Janet'in kendisiyle sırf Stewie onunla kurabiyelerini paylaştığı için oynadığının farkına varır.Stewie percebe que Janet somente brincou com ele porque deu biscoitos a ela.
Tüm kurabiyeleri kim yedi?Quem comeu todos os biscoitos?
Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.Dorenda is echt een aardig meisje, ze deelt haar koekjes met me.
Kraft, 6 Aralık 2011'de Oreo kurabiyelerinin İngiltere'de üretilmeye başlayacağını açıkladı.6 грудня 2011 року компанія Kraft оголосила про запуск виробництва печива Oreo у Великій Британії.
Kurabiye Bisküvi ve Kurabiyeler: Makaron (ss.Колачков або Колачків (словац.
Oreo kurabiyeleri, çeşitli satış ve pazarlama araçlarıyla dünya çapında dağıtılır.Печиво Oreo продається по всьому світу за допомогою багатьох інструментів реалізації та маркетингу.
Tüm kurabiyeleri kim yedi?Хто з'їв усе печиво?
Bütün kurabiyeleri kim yedi?Хто з'їв усе печиво?
Çilekli ve çikolatalı kurabiyelerimiz var.Ми маємо полуничне та шоколадне печиво.
Leyla, Fadıl'a kurabiyeler yaptı.Лейла зробила Фадлю печиво.
Oreo kurabiyeleri, çeşitli satış ve pazarlama araçlarıyla dünya çapında dağıtılır.V současné době jsou výrobky Golla prodávány přes síť prodejců a obchodů po celém světě.
Oreo kurabiyeleri, çeşitli satış ve pazarlama araçlarıyla dünya çapında dağıtılır.Biscuiții Oreo sunt distribuiți în întreaga lume printr-o varietate de campanii de vânzări și marketing.
Kurabiyeleri çalarken belirlendi.El a fost văzut când fura fursecurile.
Kurabiye Bisküvi ve Kurabiyeler: Makaron (ss.Eggeroa eller Egge (Norgeskart, Kartverket)
Kurabiye Bisküvi ve Kurabiyeler: Makaron (ss.Bột bánh gato hay bánh kem (cake, gateaux).
Chewier bisküvilere bazen İngiltere'de bile kurabiyeler denir.キャセロールと似て、英語ではパイやケーキを呼ぶこともある。
Tom bana kurabiyeler yaptı.Том ми приготви курабии.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarA l'époque ils faisaient des biscuits chinois avec le même genre de moules que ce qu'on a vu à Kyoto.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarIn die tijd maakten ze gelukskoekjes met het kookgerei dat we ook in Kyoto zagen.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarPe atunci, făceau prăjiturelele cu răvașe folosind cam aceleași unelte pe care le-am văzut în Kyoto.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriAm străbătut toată țara căutând restaurantele de unde acești oameni cumpăraseră prăjiturelele cu răvașe.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriHo attraversato il paese, alla ricerca di questi ristoranti dove queste persone avevano av i loro biscotti.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriIk reisde heel het land af op zoek naar de restaurants waar deze mensen hun gelukskoekjes hadden gehaald.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleri전국을 돌아디니면서 음식점들을 찾아 다녔지요. 그 사람들이 포츈쿠키를 얻은 장소를 찾아서요.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriPo całym kraju szukałam restauracji, w których ci ludzie kupili swoje ciastka z wróżbą.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriTôi đi dọc đất nước, tìm kiếm những nhà hàng mà những người này đã mua bánh qui may mắn.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriПрекосих страната в търсене на тези ресторанти, откъдето тези хора взели бисквитките си с късметчета.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriЯ поехала по стране в поиске ресторанов, где эти люди купили печенье судьбы.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriעברתי את הארץ מקצה לקצה, בחיפוש אחרי המסעדות האלה בהן האנשים האלה קיבלו את עוגיות המזל שלהם.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriذهبت إلى جميع أنحاء البلاد ، ابحث عن هذه المطاعم حيث كان هؤلاء الناس قد حصلوا على بسكويت الحظ.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriこの当選者がもらったフォーチュンクッキーを 渡した中華料理店を探したんですよ で、いっぱいあったんです
Burada sunumumda sadece iki tane örneğim var - pembe kurabiyeler ve surimi çubuğu yada seviyorsanız Campari.A diáimon csak két élelmiszer van -- rószaszín süti és surimi rudacskák, vagy ha úgy tetszik, Campari.
Burada sunumumda sadece iki tane örneğim var - pembe kurabiyeler ve surimi çubuğu yada seviyorsanız Campari.En la diapositiva puse sólo dos ejemplos: polvorones rosas y bastones de surimi o, si prefieren, Campari.
Burada sunumumda sadece iki tane örneğim var - pembe kurabiyeler ve surimi çubuğu yada seviyorsanız Campari.Ho solo due oggetti qui sulla diapositiva - biscotti rosa e surimi, o, se preferite, Campari.
İlgili Sayfalar