Tom bu kulübün eski sahibidir.Tom is the former owner of this club.
Bir kulüpte piyano çalardım.I used to play piano at a club.
Tom Mary'yi golf kulübünde hiç görmedi.Tom never saw Mary at the golf club.
Tom, Mary'yi kulübe katılmaya ikna etti.Tom convinced Mary to join the club.
Tom kulübümüzün bir üyesidir.Tom is a member of our club.
Bir eskimo kulübesi yapmak istiyorum.I want to build an igloo.
Kulübe gidiyoruz.We go into the club.
Bu kulüpte başka kim var?Who else is in this club?
Sen benim kulumsun.You are my servant.
Mary kulüpteki tek kızdı.Mary was the only girl in the club.
Ahşap bir kulübe inşa etmek istiyorum.I want to build a wooden hut.
Malzemeci golf kulüplerini taşıdı.The caddie carried his golf clubs.
Tom'un arka bahçesinde bir köpek kulübesi var.There's a doghouse in Tom's backyard.
Tom bir golf kulübünün bir üyesidir.Tom is a member of a golf club.
Tom ağaç kulübesinde yaşıyor.Tom lives in a log cabin.
Tom, bütün yaz dağ kulübesinde kalmayı planlıyor.Tom plans on staying in his mountain cabin all summer.
Tom araç kulübesinde saklandı.Tom hid in the tool shed.
Tom eski bir otobüsü depolama kulübesi olarak kullanıyor.Tom is using an old bus as a storage shed.
Tom kulübümüze katılmak istemiyor.Tom doesn't want to join our club.
Tom kulübümüze katılmak istemedi.Tom didn't want to join our club.
Tom kulübümüze katılmak istiyordu.Tom wanted to join our club.
Evimden yaklaşık üç saat mesafedeki dağlarda bir kulübem var.I have a cabin in the mountains about three hours from my house.
Senin kulübüne katılmak istemiyorum.I don't want to join your club.
Tom ve Mary köpek kulübesini birlikte inşa ettiler.Tom and Mary built the doghouse together.
Tom bir gece kulübünde bir fedaidir.Tom is a bouncer at a nightclub.
Tom bir gece kulübünde güvenlik elemanıdır.Tom is a bouncer at a nightclub.
Sami ve Leyla aynı golf kulübünde golf oynuyorlar.Sami and Layla play golf at the same country club.
Sami, İncil kulübüne gitti.Sami went to the Bible club.
Sami kulübün park yerinde dolaştı.Sami walked through the club's parking lot.
Sami telefon kulübesinden çıktı.Sami stepped out of the phone booth.
Sami kulübeyi ateşe verdi.Sami set fire to the shed.
Sami kulübeyi ateşe vermek istedi.Sami wanted to set the shed on fire.
Tom bir toptan satış kulübünün üyesidir.Tom is a member of a wholesale club.
Tom sık sık hafta sonlarını ormanda kulübesinde geçirir.Tom often spends his weekends in his cabin in the woods.
Avustralya'da tanıdığım bir Allah'ın kulu sensin.You're the only person I know here in Australia.
Sami kulübe girdi.Sami got into the club.
Sami ve Leyla, kulübü erken terk ettiler.Sami and Layla ended up leaving the club early.
Tom'un yaptığı köpek kulübesi bu.This is the doghouse Tom built.
Şemsiyemi telefon kulübesinde unuttum.I left my umbrella in the phone booth.
Şemsiyemi telefon kulübesinde bırakmışım.I left my umbrella in the phone booth.
Şemsiyem telefon kulübesinde kalmış.I left my umbrella in the phone booth.
Köpeğiniz için bir köpek kulübesi inşa etmeniz gerekir.You should build a doghouse for your dog.
Tom gece kulübüne gitti.Tom went clubbing.
Nihayet telefon kulübesini görene kadar koşturdu da koşturdu.He ran and ran, until at last he saw the telephone booth.
Haftada iki gece bir caz kulübünde performans sergiliyor.He performs in a jazz club two nights a week.
Burada bir Allah'ın kulu yok.Not a soul is here.
Kulübün renkleri mavi-siyah.The colors of the club are blue and black.
Üniversitenin robot kulübüne katıldım.I joined the robotics club of the university.
Benim gibileri kabul edecek bir kulübe üye olmak istemem.I don't want to join the kind of a club that accepts people like me as members.
Bu kulübü destekliyorum.I support this club.
Yapayalnızdı, ortalıkta tek bir Allah'ın kulu yoktu.He was completely alone; there wasn't a soul about.
Köyün dışında küçük güzel bir kulübede yaşıyor.She lives in a lovely little cottage outside the village.
Stefan'ın Alman çoban köpeği kulübede havlıyordu.Stefan's German Shepherd was barking at the shed.
Örneğin, İran konsolosuyla gazetecilik yıllarımda travesti kulübünde buluşurdum.Örneğin, İran konsolosuyla gazetecilik yıllarımda travesti kulübünde buluşurdum.
Kıbrıs Türk Toplumunda İlk Kulüpler.Kıbrıs Türk Toplumunda İlk Kulüpler.
Başlarda bu kulüpte sadece şirketin çalışanları oynayabilirdi.Initially only employees of that company could play.
1992-1995 yılları arasında kulübün adı Trion-Volga Tver idi.In 1992–1995, the club was called Trion-Volga Tver.
1596: Finlandiya'da Kulübü Savaşı ayaklanması.1596: The Club War uprising in Finland.
Kulübün sponsorluk adı Asseco şirketinden gelmektedir.The club's sponsorship name comes from the company Asseco.
Ardından Ağustos 2008'de kulüp Abu Dhabi United Group tarafından satın alındı.Then, in August 2008, the club was purchased by the Abu Dhabi United Group.