Sana onları kullanmamanı söyledim.I told you not to use those.
Olara onları kullanmamalarını söyledim.I told them not to use those.
Ona onları kullanmamasını söyledim.I told him not to use those.
Gerçekten bizimle kullanmalısın.You really should talk to us.
Onların soyunma odalarımızı kullanmalarına izin verin.Let them use our dressing rooms.
Onun soyunma odamı kullanmasına izin verin.Let him use my dressing room.
Erkekler kızlardan daha çok internet kullanmaktadır.Boys use the Internet more than girls.
Bir kelimeyi en az bir kez kullanmazsan, onu öğrenemezsin.If you don't practice a word at least once, you can't learn it.
Aynı zamanda ütü, elektrikli su ısıtıcısı ve elektrikli soba kullanmayınız.Don't use the iron, electric kettle, and electric stove at the same time.
Dan sandalyeyi onarmak için bir çekiç bile kullanmadı.Dan didn't even use a hammer to fix the chair.
Dan oy kullanmadı bile.Dan didn't even vote.
Dan bir cep telefonu kullanmadı.Dan didn't use a mobile.
Kullanması nispeten basit.It's relatively simple to use.
Bunu kullanmak basit.It's simple to use.
Hiç onu kullanmayı denedin mi?Have you ever tried using it?
Tom, Mary'nin eski arabasını kullanmak istemiyordu.Tom didn't want to drive Mary's old car.
Tom Mary'nin arabasını kullanmasına izin vermeyi önerdi.Tom offered to let Mary use his car.
Tom'un baston kullanmaya ihtiyacı yok.Tom doesn't need to use a cane.
Belki Tom doğru tür yem kullanmadı.Maybe Tom didn't use the right kind of bait.
Hiç diş macunu kullanmayan birini tanıyor musun?Do you know of someone who's never used toothpaste?
Onları asla kullanmayacağız.We will never use those.
İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil kullanmaz.Seventy percent of the British people don't speak a second language.
Karım yeni arabamı kullanmaya korkuyor.My wife is afraid to drive my new car.
Bu olanağı iyi kullanman gerekir.You should make good use of this opportunity.
Güzel yemek pişirmenin püf noktası, kaliteli ve taze malzemeler kullanmaktır.The key to cooking good food is using high-quality, fresh ingredients.
Biri fiil "anstataŭi"'i "anstataŭigi" anlamında kullanmamalıdır.One shouldn't use the verb "anstataŭi" in the sense of "anstataŭigi".
Sana ne Twitter kullanmayı bırakmaya karar verdirdi?What made you decide to quit using Twitter?
Bir bilgisayarı kullanmak için yazmayı öğrenmek zorundasın.You must learn to type to use a computer.
Onun kullanmamın bir sakıncası var mı?It is OK for me to use that?
Uygulama geliştiricileri bir fonksiyonel programlama dili kullanmaya karar verdi.Application developers decided to use a functional programming language.
Oraya paralı bir yol kullanmadan varmanın herhangi kolay yolu var mı?Is there any easy way to get there without using a toll road?
Biz araba kullanmayı seçtik.We chose to drive.
Bu mekanizma, kullanmak için karmaşıktır.This contraption is complicated to use.
Lütfen iş saatleri sırasında Facebook'u kullanma.Please don't use Facebook during business hours.
Lütfen işte Facebook kullanmayın.Please don't use Facebook at work.
Masamı kullanıp kullanmadığın umurumda değil.I don't mind if you use my desk.
Kullanmak zorundaysak güç kullanabiliriz.We can use force if we have to.
Web sitelerinde benim fotoğrafımı kullanmaları için onlara izin verdim.I gave my permission for them to use my photo on their website.
Tom ilaç kullanmamalı.Tom shouldn't be practicing medicine.
Tom asla küfür kullanmaz.Tom never uses profanity.
Kimse ona karşı oy kullanmadı.Nobody voted against it.
Onun, benim telefonumu çok fazla kullanmasından hoşlanmadım.I didn't like her using my phone too much.
Tom'un onun bisikletini kullanıp kullanmadığımı umursayacağını sanmıyorum.I don't think Tom would mind if I used his bicycle.
Bu otoriteyi kötüye kullanmadır.That's an abuse of authority.
Yeri ovalamak için çıplak ellerini kullanma.Don't use your bare hands to scrub the floor.
Cep telefonumu kullanmak kolaydır.My cell phone is easy to use.
Her kişi, ayrıcalıklarını kötüye kullanma gücüne sahiptir.Every person has the power to abuse their privileges.
Şunu kullanmamda bir sakınca var mı?Is it OK if I use that?
Nakit kullanmak sana paranın gerçekten önemli olduğunu düşündürür.Using cash makes you think money is truly substantial.
O ben onun hakkında öğrenmeden bilgisayarımı kullanmaya çalıştı.He tried to use my computer without my finding out about it.
Sanırım insanlar tek kullanımlık poşetleri kullanmayı durdurmalı.I think people should stop using disposable shopping bags.
Fransızcayı sık sık kullanma fırsatım yok.I don't often have an opportunity to use French.
Tom'u arabasını kullanmama izin vermesi için ikna ettim.I persuaded Tom to let me use his car.
Tom her gün bilgisayar kullanmaz.Tom doesn't use a computer every day.
Tom'un bisikletimi kullanmasına izin verme.Don't let Tom use my bicycle.
Tom'un telefonu kullanmasına izin verme.Don't let Tom use the phone.
Tom'un arabamı kullanmasına izin verme.Don't let Tom use my car.
"Babam alkol kullanmaz." "Benimki de.""My father doesn't drink alcohol." "Mine doesn't either."
Tom'un arabasını kullanmak istemiyorum.I don't want to drive Tom's car.
Küçük çocuk bir resim çizmek için renkli kalem kullanmaktadır.The young child uses crayons to draw a picture.