Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.브누엘 망대를 헐며 그 성읍 사람들을 죽이니라
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Och tornet i Penuel rev han ned och dräpte männen i staden.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.og Borgen i Penuel brød han ned og dræbte Folkene i Byen.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Og tårnet i Pnuel rev han ned og slo ihjel byens menn.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Stolp v Penuelu pa podere in pomori može v mestu.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Também derrubou a torre de Penuel, e matou os homens da cidade.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Und den Turm Pnuels zerbrach er und erwürgte die Leute der Stadt.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Wieżę też Fanuel rozwalił, i pobił męże miasta.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Και τον πυργον της Φανουηλ κατεσκαψε και εθανατωσε τους ανδρας της πολεως.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.и башню Пенуэльскую разрушил, и перебил жителей города.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.Също и събори кулата на Фануила и изби градските мъже.
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.ואת מגדל פנואל נתץ ויהרג את אנשי העיר׃
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.وهدم برج فنوئيل وقتل رجال المدينة
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.又 拆 了 毘 努 伊 勒 的 樓 、 殺 了 那 城 裡 的 人
Ardından Penuel Kulesini yıkıp kent halkını kılıçtan geçirdi.又 拆 了 毘努伊勒 的 樓 、 殺 了 那 城裡 的 人
Arkadaki panelin üzerinde, kilise kulesini anımsatan bir form var.Proto je tu deska - zadní deska, která má nad sebou kostelní věž.
Beni o odaya kadar takip ediyor. Çan kulesinin girişi.Persegue-me até uma sala, a entrada para a torre do sino.
Beni o odaya kadar takip ediyor. Çan kulesinin girişi.Pronásleduje mě až ke vstupu do zvonice.
Beni o odaya kadar takip ediyor. Çan kulesinin girişi.Με κυνηγάει στο δωμάτιο αυτό, στην είσοδο του καμπαναριού.
Beni o odaya kadar takip ediyor. Çan kulesinin girişi.Я оказываюсь в комнате, где есть вход на саму колокольню.
Bhimsen Kulesi olarak da bilinen Dharahara, Nepal'in ilk başbakanı Bhimsen Thapa tarafından inşa edilmişti.Dharahara, auch als Bhimsen-Turm bekannt, wurde von Nepals erstem Premierminister, Bhimsen Thapa, erbaut.
Bhimsen Kulesi olarak da bilinen Dharahara, Nepal'in ilk başbakanı Bhimsen Thapa tarafından inşa edilmişti.Dharahara, también conocida como Torre Bhimsen, fue construida por el primer ministro de Nepal, Bhimsen Thapa.
Bhimsen Kulesi olarak da bilinen Dharahara, Nepal'in ilk başbakanı Bhimsen Thapa tarafından inşa edilmişti.Дхарахара, известная также как башня Бхимсен, была построена первым премьер-министром Непала Бхимсен Тапа.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Abbiamo creato quello che ci piace chiamare superfly.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Am creat ceea ce ne place să numim superzbor.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Chúng ta tạo ra cái chúng ta muốn gọi là superfly.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Creamos lo que nos gusta llamar "superfly".
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık. (Kahkahalar)Wir schufen etwas, das wir Superbühnenturm nennen, (Gelächter)
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.우리는 '수퍼플라이'라는 것을 고안했습니다.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Létrehoztunk valamit, amit szuperzsinórnak hívunk.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Nous avons ainsi créé ce que nous aimons appeler les "super-cintres".
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Stworzyliśmy, jak mówimy, supernadscenie.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.We ontwierpen de zogenaamde 'Superfly'.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Φτιάξαμε κάτι που ονομάσαμε σουπερσκήνιο.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Ми створили так звану супернадсцену.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Мы придумали устройство, которое мы называем "супер-летучка".
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.Създадохме онова, което обичаме да наричаме супермуха.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.יצרנו מה שאנחנו אוהבים לכנות "סופרפליי".
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.صممنا مانسميه البرج الخارق.
Biz 'Süper Sahne Kulesi" olarak adlandırdığımız bir şeyi yarattık.(= 超イカす)
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.16km分重ねた電話帳に相当します これは患者一人分のデータです
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.800,000권의 전화번호부 양이며, 전화번호부가 16km쌓인 것입니다.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Das sind 800.000 Bücher und 16 km Telefonbücher.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Jest to 800 000 książek które ustawione na sobie stworzyłyby 16. kilometrowy stos.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Sono 800.000 libri e 16 km di elenchi telefonici.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Αυτό είναι 800.000 βιβλία και 16 χιλιόμετρα από τηλεφωνικούς καταλόγους.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Това са 800 000 книги и 16 км. от телефонни указатели.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.Это 800000 книг или 16 км телефонных справочников.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.שהם 800,000 ספרים ו-16 ק"מ של ספרי טלפונים.
Bu 800.000 kitap ve 16 km yüksekliğinde bir telefon rehberi kulesi demek.اي ما يقارب 800000 كتاب بإرتفاع 16 كيلو متر .. ان رصفت فوق بعضها البعض
Bu kazan, genellikle petrolün birtakım yan ürünleriyle doldurulur, ve sonra petrol damıtma kulesine geçirilir.Se trata de la caldera,
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Caut ocazia de a crea un moment de tipul Turn Eiffel.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Cerco questa opportunità per creare un effetto Torre Eiffel, come lo chiamiamo.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estou à procura desta oportunidade para criar um "momento Torre Eiffel", como lhe chamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estoy buscando la oportunidad de crear un momento de Torre Eiffel, como lo llamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Hledám možnost vytvořit moment Eiffelovy věže, jak to nazýváme.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ich suche eine Gelegenheit, für das, was wir Eiffelturm-Effekt nennen.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ik zoek naar onze kans op een zogenaamd 'Eiffeltorenmoment'.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Jag söker efter möjligheten att skapa ett Eiffeltornsögonblick, som vi kallar det.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Je cherche l'occasion de créer un effet Tour Eiffel, comme nous l'appelons.