kulağında ile cümle
kulağında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Radyoya göre, bir fırtınanın eli kulağında.According to the radio, a storm is imminent in the North.
Sonbaharın eli kulağında.Autumn is just around the corner.
Ara sınavlar tam eli kulağında.The mid-term exams are just around the corner.
Tom sol kulağından sağırdır.Tom is deaf in the left ear.
Tom sağ kulağından tamamen sağır.Tom is completely deaf in his right ear.
Cadılar bayramının eli kulağında.Halloween is just around the corner.
Paskalyanın eli kulağında.Easter is just around the corner.
Savaş eli kulağında görünüyor.War seems imminent.
Tom'un Mary'nin kulağında bir şey fısıldadığını gördüm.I saw Tom whisper something in Mary's ear.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.The program continued through the entirety of the Taliban governmental rule.
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' dese O öyle bir aksesuar... -Peki, nedir yani?Oh that's decoration, that's ornament... - Yes, but what is it? you see what I mean?
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorAnd she's listening to various languages in the earphones that are in her ears.
Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Haruna getirdi.All the people took off the golden rings which were in their ears, and brought them to Aaron.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.A sound of terrors is in his ears. In prosperity the destroyer shall come on him.
Hırvatistan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eli kulağındaCroatia's presidential election right around the corner
Smith, kulağından sızan kanı görene kadar Cobain'in uyuduğunu düşündü.He also found a suicide note with a pen stuck through it inside a flower pot.
Tom'un sağ kulağının sol kulağından çok daha büyük olduğunu hiç fark ettiniz mi?Avete mai notato che l'orecchio destro di Tom è molto più grande di quello sinistro?
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Il fiancheggiamento del Popolo d'Italia al regime fu totale.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Уезд почти полностью оказался под властью талибов.
Kulağında siyah bir beni vardı.Um outro deixou-me com um olho negro.
Kulağında siyah bir beni vardı.Szeménél található egy fekete csík.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ud, som om Talibanstyret var ved at kollapse.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ut som om talibanstyret var ved å kollapse.
Kulağında siyah bir beni vardı.귀에는 검은색의 털이 나 있다.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Цялата подкрепа за афганистанският режим спира.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Bunyi-bunyi dahsyat memekakkan telinganya; di saat yang aman perampok datang menyerangnya
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.félelem hangja [cseng] az õ füleiben; a békesség [ide]jén tör rá a pusztító!
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Głos straszliwy brzmi w uszach jego, że czasu pokoju pustoszący przypadnie nań.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Groze glas mu doni po ušesih; ko je mir, prihruje naj pogubnik;
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Hlas strachov zavznieva v jeho ušiach; v čas pokoja prijde na neho zhubca.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Kauhun äänet kuuluvat hänen korvissansa, keskellä rauhaakin hänet yllättää hävittäjä.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.그 귀에는 놀라운 소리가 들리고 그 형통할 때에 멸망시키는 자가 그에게 임하리니
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.La voix de la terreur retentit à ses oreilles; Au sein de la paix, le dévastateur va fondre sur lui;
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.O sonido de terrores está nos seus ouvidos; na prosperidade lhe sobrevém o assolador.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Rædselslyde fylder hans Ører, midt under Fred er Hærgeren over ham;
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Redselstoner lyder i hans ører; midt i freden kommer ødeleggeren over ham.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Skräckröster ljuda i hans öron; när han är som tryggast, kommer förhärjaren över honom.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Tiếng hoảng kinh vang nơi lỗ tai người ; Ðương chừng lợi đặt , bẻ phá_hoại sẽ xông vào người .
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Tiếng hoảng kinh vang nơi lỗ tai người; Ðương chừng lợi đặt, bẻ phá hoại sẽ xông vào người.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Ţipete de spaimă răsună la urechile lui: În mijlocul fericirii lui, pustiitorul se va arunca asupra lui.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Voces de espanto resuenan en sus oídos; y aun en la paz vendrá su destructor
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Voci di spavento gli risuonano agli orecchi e in piena pace si vede assalito dal predone
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Was er hört, das schreckt ihn; und wenn's gleich Friede ist, fürchtet er sich, der Verderber komme,
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Zvuk strachu jest v uších jeho, že i v čas pokoje zhoubce připadne na něj.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Ηχος φοβου ειναι εις τα ωτα αυτου εν μεσω ειρηνης θελει επελθει επ' αυτον ο εξολοθρευτης.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.звук ужасов в ушах его; среди мира идет на него губитель.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.Ужасни гласове има в ушите му, Че като е в спокойствие ще го нападне изтребителят;
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.קול פחדים באזניו בשלום שודד יבואנו׃
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.صوت رعوب في اذنيه في ساعة سلام ياتيه المخرب.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.驚 嚇 的 聲 音 常 在 他 耳 中 . 在 平 安 時 搶 奪 的 必 臨 到 他 那 裡
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.驚嚇 的 聲音 常在 他 耳 中 . 在 平安 時搶奪 的 必臨 到 他 那裡
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' deseApa itu benda yang menggantung di telinga istri Anda?
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' deseCosa è questa cosa che esce dall orecchio di tua moglie?
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' dese"¿Qué son esas cosas de las orejas de tu mujer?"
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' dese"Какво е това, което е закачено на ушите на жена ви"?
Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi.A-rôn đáp rằng: Hãy một những vòng vàng đeo nơi tai vợ, con trai và con gái các ngươi đi, rồi đem lại cho ta.
Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi.아론이 그들에게 이르되 너희 아내와 자녀의 귀의 금고리를 빼어내게로 가져 오라
Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi.ויאמר אלהם אהרן פרקו נזמי הזהב אשר באזני נשיכם בניכם ובנתיכם והביאו אלי׃
Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi.فقال لهم هرون انزعوا اقراط الذهب التي في آذان نسائكم وبنيكم وبناتكم وأتوني بها.
Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi.亞 倫 對 他 們 說 、 你 們 去 摘 下 你 們 妻 子 兒 女 耳 上 的 金 環 、 拿 來 給 我