kulağın ile cümle

kulağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.הבעיה היא המכונה הזו ששוקלת קילו חצי זאת שמאחורי עיניכם ובין אזניכם.
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.المشكلة هي هذه الآلة ذات الثلاث جنيهات وراء عينيك وبين أذنيك.
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.両耳の間にある1.4 kgの機械(脳)です この機械は本当に奇妙で
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Alsof de man pal naast je zit, en van alles in je oor fluistert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Als wenn er gleich neben Dir sitzt und Dir "du weisst schon was" ins Ohr flüstert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.C'est comme si le gars était assis à côté de vous en train de vous dire je ne sais quoi à l'oreille.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Cứ như thể là chàng ca sĩ đang ngồi ngay cạnh bạn, thì thầm điều gì đó vào tai bạn.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E ca şi cum omul stă lângă tine, şi-ţi şopteşte cine ştie ce în ureche.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E' come se fosse seduto accanto a te, sussurandoti chissà cosa nell'orecchio.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.É como se o gajo estivesse sentado a seu lado, sussurrando, sabe-se lá o quê no seu ouvido.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Es como si el tipo estuviera sentado al lado tuyo, murmurando quién sabe qué en tu oído.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Jak gdyby siedział tuż obok szepcząc bóg wie co do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Je to jako kdyby seděl vedle vás a šeptal vám kdovíco do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.이것은 마치 이런 사람들이 당신 옆에 앉아서, 뭘 말하던 간에, 속삭이는것 같은 느낌을 줍니다.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Olyan, mintha ez a pasas melletted ülne, ki tudja, mit suttogva a füledbe.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Είναι σαν να κάθεται δίπλα σου, και σου ψιθυρίζει ποιος ξέρει τι στ' αυτί.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Все едно човек да седне до теб, да ти шепне какво ли не в ухото.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Как будто кто-то сидит рядом и шепчет... кто бы знал что вам в ухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Ніби він сидить поруч, і шепоче хтозна що тобі на вухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.זה כאילו שהבחור יושב על ידכם, לוחש מי יודע מה לאוזנכם.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.كأن الرجل يجلس بجوارك يهمس ايّا ما كان في أذنك.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.ささやきが聞こえてきます そしてこの時点で 音楽は二つに分かれます
Şapşal tavşan Senin şanstan fazla şey gerek 2 dev kulağın var ama berbat olduğnu duyuyamiyorsunAvrai bisogno d'altro oltre la fortuna! hai due orecchie giganti ma non riesci a sentire quanto fai schifo?
Senin şanstan fazla şey gerek 2 dev kulağın var ama berbat olduğnu duyuyamiyorsunIl te faudra plus que de la chance Tu as deux oreilles géantes Mais tu n'entends pas tes propres conneries
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Dans ce casque, vous avez des capteurs intégrés sur votre front et au dessus de l'oreille.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.En el dispositivo hay sensores en el tejido sobre la frente y encima de la oreja.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.În acea bandă există senzori, pe frunte, şi deasupra urechii.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.In de headset zijn sensoren op je voorhoofd en boven je oor geïntegreerd.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.In dem Headset sind Stoffsensoren an Ihrer Stirn und über dem Ohr.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.그 헤드폰에는 직물로 이루어진 센서가 이마와 귀 위에 있습니다
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Nelle cuffie ci sono sensori in tessuto sulla fronte e sulla testa.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Päähineessä on sensorit otsalla ja korvien yläpuolella.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Pada headset itu Ada struktur sensor pada dahi dan di atas telinga Anda.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Trong bộ tai nghe ấy có một loại vải cảm ứng trên trán và phía trên của tai.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.V těchto sluchátkách máme zabudované senzory na čele a nad uchem.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.W tej opasce są umieszczone czujniki na czole i nad uchem.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Σε αυτή τη συσκευή υπάρχουν αισθητήρες στο μέτωπο και πάνω από το αυτί.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.В неё встроены матерчатые сенсоры на лбу и над ухом.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.В този комплект има вградени сензори на челото и над ушите.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.בתוך האוזניות האלה יש חיישני בד על המצח ומעל האוזן.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.في تلك السماعة توجد أجهزة استشعار على جبينك وفوق أذنك.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.額と耳の上に布製のセンサーがあります 元々の『ゼンバウンド』は
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Čuješ môj hlas, len nezakrývaj svojho ucha pred mojou prosbou o úľavu, pred mojím pokorným volaním o pomoc!
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Du hör min röst; tillslut icke ditt öra, bered mig lindring, då jag nu ropar.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Du hørte min røst; lukk ikke ditt øre for mitt rop, men la mig få lindring!
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.du hørte min Røst: "O, gør dig ej døv for mit Skrig!"
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.en U luisterde naar mij! U hoorde mijn smeekbeden en zag mijn tranen!
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Glas moj si čul; ne skrivaj ušesa svojega zdihovanju mojemu, vpitju mojemu.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Głos mój wysłuchiwałeś; nie zatulajże ucha twego przed wzdychaniem mojem, i przed wołaniem mojem.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Hallottad az én szómat; ne rejtsd el füledet sóhajtásom és kiáltásom elõl.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Hlas můj vyslýchával jsi; nezacpávejž ucha svého před vzdycháním mým a voláním mým.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.주께서 이미 나의 음성을 들으셨사오니 이제 나의 탄식과 부르짖음에 주의 귀를 가리우지 마옵소서
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Mi voz has oído: '¡No escondas tu oído cuando clamo por alivio!
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Ngài chúng con đã nghe tiếng tôi , xin đừng bịt tai khỏi hơi thở và lời kêu_van tôi .
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Ngài chúng con đã nghe tiếng tôi, xin đừng bịt tai khỏi hơi thở và lời kêu van tôi.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Ouviste a minha voz; não escondas o teu ouvido ao meu suspiro, ao meu clamor.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Sinä kuulit minun huutoni: "Älä peitä korvaasi minun avunhuudoltani, että saisin hengähtää".
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Tu as entendu ma voix: Ne ferme pas l`oreille à mes soupirs, à mes cris!
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Tu hai udito la mia voce: «Non chiudere l'orecchio al mio sfogo»
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.Tu mi-ai auzit glasul: ,,Nu-Ţi astupa urechea la suspinurile şi strigătele mele.``

İlgili Sayfalar