kulağı ile cümle
kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kulağı kenara yerleştirisem, yarım daire kadar kağıt harcıyor.If I put the flap on the edge, it uses a half circle of paper.
Kulağı kağıdın ortasından yaparsam, tam bir daire harcıyor.And if I make the flap from the middle, it uses a full circle.
Yani kulağı nasıl yaparsam yapayım, kağıdın dairesel bir alanının bir parçasına ihtiyaç var.So, no matter how I make a flap, it needs some part of a circular region of paper.
Bu deniz kulağı.This is abalone.
Ve şarkıyı tam kulağınıza söylüyor.And he's singing right into your ear.
Kulağınıza fısıldıyor.He's whispering into your ears.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.It's like the guy is sitting next to you, whispering who knows what into your ear.
Böylece ivme ve açısal ivme ölçer -- bir insan kulağı gibi, iç kulak gibi.So it measures acceleration, angular acceleration -- like a human ear, inner ear.
Gözünüz kulağınız olacağım !I'will be your eyes and ears in town !
Eğer bir teknenin içine girerseniz, iç kulağınız size hareket ettiğinizi söyler.Right? If you go down below on a boat, your inner ears are you telling you you're moving.
Kulağıma fısıldadı:And he whispered in my ear.
O kulağıma bir meydan okuması breath'd olarak, O, onun başını salladı ve rüzgarlar kesen,Which, as he breath'd defiance to my ears, He swung about his head, and cut the winds,
Bu da kulağıma tatlı bir anlaşma gibi geliyor.And that sounds like a sweet deal to me!
Kulağımın dibinde bağırma.Get out here, you pricks!
Kulağı hafifçe ısırmak belki.Nibble the ears maybe.
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.The problem is this little three-pound machine that's behind your eyes and between your ears.
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.It's like... an ear for music.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?What are you talking about?
Getir kulağınıGive me your ears.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.He bowed his ear to my complaints-- No more the whale did me confine.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorAnd she's listening to various languages in the earphones that are in her ears.
Bu duayı okuduğunuzda, kulağınıza inanılmaz bencil ve ben-merkezci gelir.When you read this prayer, it sounds incredibly selfish, self-centered.
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.And that might seem a little disjointed, and they've come up with a brilliant name.
Şu an dediklerin kulağıma böyle geliyor!That's what it sounds like you're saying right now.
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?It's like having a little lawyer on your shoulders all day long, whispering in your ear,
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.I've been listening for hours for him to come upstairs.
Peter'i sol tarafta görüyoruz, bıçağını çıkartarak askerlerden birisinin kulağını kesiyor.Peter actually taking out his knife and slicing off the ear of one of the soldiers.
Haftada saatler boyu yüksek sesi kulağınıza iletmek işitme duyunuzu öldürür.Hours and hours a week of loud music delivered deep into your ears will kill your hearing.
Kulağını aç da dinle.Listen carefully
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson lost an arm, an eye, an ear and a leg in various battles.
Yeni orkların diğer köylere saldırıya girişmeşi kulağına çalındı.News of orcs assailing other villages came to his ears.
Kutsal Ruh ne diyeceğini kulağına fısıldayacak.And the Holly spirit just will be whispering here what to say.
Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Haruna getirdi.All the people took off the golden rings which were in their ears, and brought them to Aaron.
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı."Now a thing was secretly brought to me. My ear received a whisper of it.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı."Behold, my eye has seen all this. My ear has heard and understood it.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.A sound of terrors is in his ears. In prosperity the destroyer shall come on him.
Kulağı yaratan işitmez mi? Göze biçim veren görmez mi?He who implanted the ear, won't he hear? He who formed the eye, won't he see?
Akıllı kişi bilgiyi satın alır, Bilgenin kulağı da bilgi peşindedir.The heart of the discerning gets knowledge. The ear of the wise seeks knowledge.
Oğlum, uyarılara kulağını tıkarsan, Bilgi kaynağı sözlerden saparsın.If you stop listening to instruction, my son, you will stray from the words of knowledge.
İşiten kulağı da gören gözü de RAB yaratmıştır.The hearing ear, and the seeing eye, Yahweh has made even both of them.
Yoksulun feryadına kulağını tıkayanın Feryadına yanıt verilmeyecektir.Whoever stops his ears at the cry of the poor, he will also cry out, but shall not be heard.
Yasaya kulağını tıkayanın Duası da iğrençtir.He who turns away his ear from hearing the law, even his prayer is an abomination.
Hanginiz kulak verecek? Gelecekte kim can kulağıyla dinleyecek?Who is there among you who will give ear to this? Who will listen and hear for the time to come?
Egemen RAB kulağımı açtı, Karşı koymadım, geri çekilmedim.The Lord Yahweh has opened my ear, and I was not rebellious, neither turned away backward.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.You heard my voice; don't hide your ear at my breathing, at my cry.
Kulağı olan, işitsin!He who has ears to hear, let him hear.
Kulağı olan işitsin!››He who has ears to hear, let him hear."
Sonra İsa şunu ekledi: ‹‹İşitecek kulağı olan işitsin!››He said, "Whoever has ears to hear, let him hear."
İşitecek kulağı olan işitsin!››If any man has ears to hear, let him hear."
İçlerinden biri başkâhinin kölesine vurarak sağ kulağını uçurdu.A certain one of them struck the servant of the high priest, and cut off his right ear.
Ama İsa, ‹‹Bırakın, yeter!›› dedi, sonra kölenin kulağına dokunarak onu iyileştirdi.But Jesus answered, "Let me at least do this"--and he touched his ear, and healed him.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››For you bring certain strange things to our ears. We want to know therefore what these things mean."
Kimse sizi kulağı okşayan sözlerle aldatmasın diye söylüyorum bunu.Now this I say that no one may delude you with persuasiveness of speech.
Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.› ››He who has an ear, let him hear what the Spirit says to the assemblies.
Kulağı olan, Ruhun kiliselere ne dediğini işitsin.› ››He who has an ear, let him hear what the Spirit says to the assemblies.
Kulağı olan işitsin!If anyone has an ear, let him hear.
(Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı?Will they even then not listen?
Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik;Crude, and above all, mean and infamous,
İtaat kulağıyla işitip dinlemedikleri halde, bir de yalan atıp “işittik!” diyenler gibi olmayın.And do not be like those who say: "We have heard," but do not hear.
Şüphesiz bunda ibretler vardır. (Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı?Surely in that are signs; what, will they not hear?