kulağı ile cümle

kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Simdi, deniz kulagi kabuguna geri donelim, deniz kulagi bu proteinle sayesinde bu kabugu yapabiliyor.こういったタンパク質を使って貝殻を作っています タンパク質は負の電荷を帯びて
Şimdi konuş. Kutsal Ruh ne diyeceğini kulağına fısıldayacak.Tu parli là.E lo Spirito Santo ti sussurerrà cosa dire
Şimdi, kulaklarına dekoratif şeyler takıyorsun. Kulağını delip, delikten bir şey sarkıtıyorsun.Ahora; poniendo decoraciones en tus orejas, perforándolas con algo colgando de ellas,
Şimdi, kulaklarına dekoratif şeyler takıyorsun. Kulağını delip, delikten bir şey sarkıtıyorsun.Слагате украшение на ухото си, като го пробивате и оставяте някаква дрънкулка да виси от него.
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.이에 시몬 베드로가 검을 가졌는데 이것을 빼어 대제사장의 종을 쳐서 오른편 귀를 베어버리니 그 종의 이름은 말고라
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.ולשמעון פטרוס חרב וישלפה ויך את עבד הכהן הגדול ויקצץ את אזנו הימנית ושם העבד מלכוס׃
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.ثم ان سمعان بطرس كان معه سيف فاستله وضرب عبد رئيس الكهنة فقطع اذنه اليمنى. وكان اسم العبد ملخس.
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.西 門 彼 得 帶 著 一 把 刀 、 就 拔 出 來 、 將 大 祭 司 的 僕 人 砍 了 一 刀 、 削 掉 他 的 右 耳 . 那 僕 人 名 叫 馬 勒 古
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.西門 彼得 帶 著 一 把 刀 、 就 拔出來 、 將大 祭司 的 僕人 砍 了 一 刀 、 削掉 他 的 右耳 . 那 僕人 名叫 馬勒古
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Devine ochii şi urechile tale când te aventurezi în adâncuri.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Diventa i vostri occhi e le vostre orecchie quando vi avventurate nelle profondità.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Elle devint vos yeux et vos oreilles quand vous vous aventurez dans les profondeurs.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Es wird in tiefen Gewässern zu deinen Augen und Ohren.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.제품이 사용자의 눈과 귀가 되어 깊은 물속을 탐허합니다.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Passa a ser os vossos olhos e ouvidos à medida que se aventuram nas profundezas.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Se convierte en tus ojos y oidos mientras te aventuras en las profundidades.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.spyfishはバッテリー式で 細いケーブルからライブビデオを送信します"
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Staje się twoimi oczami i uszami w głębinach.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Ze wordt je ogen en oren als je je in het diepe waagt.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Он становится вашими глазами и ушами в путешествии под водой.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.Тя става твои очи и уши, докато дръзваш да навлезеш в дълбините.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.הוא הופך לעיינכם ואוזנייכם כשאתם יורדים לקרקעית.
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.إنها ستصبح عينيك وأذنيك وأنت تغامر في العمق.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Čo vám hovorím vo tme, povedzte na svetle, a to, čo počujete v ucho, hlásajte na domoch.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Co wam w ciemności mówię, powiadajcie na świetle; a co w ucho słyszycie, obwoływajcie na dachach;
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Což vám pravím ve tmách, pravte na světle, a co v uši slyšíte, hlásejte na domích.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Kar vam pravim v temi, povejte na svetlem, in kar slišite na uho, razglasite s streh.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.내가 너희에게 어두운데서 이르는 것을 광명한데서 말하며 너희가 귓속으로 듣는 것을 집 위에서 전파하라
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Lo que os digo en privado, decidlo en público; y lo que oís al oído, proclamadlo desde las azoteas
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.O que vos digo �s escuras, dizei-o �s claras; e o que escutais ao ouvido, dos eirados pregai-o.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Quello che vi dico nelle tenebre ditelo nella luce, e quello che ascoltate all'orecchio predicatelo sui tetti
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Taler i Lyset, hvad jeg siger eder i Mørket; og prædiker på Tagene, hvad der siges eder i Øret!
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Ο, τι σας λεγω εν τω σκοτει, ειπατε εν τω φωτι, και ο, τι ακουετε εις το ωτιον, κηρυξατε επι των δωματων.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Това, което ви говоря в тъмно, кажете го на видело; и което чуете на ухо, прогласете го от покрива.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Что говорю вам в темноте, говорите при свете; и что на ухо слышите, проповедуйте на кровлях.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.Що я кажу вам потемки, кажіть повидну; й що чуєте на ухо, проповідуйте на домах.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.את אשר אני אמר לכם בחשך דברו באור ואשר ילחש לאזניכם השמיעו על הגגות׃
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.الذي اقوله لكم في الظلمة قولوه في النور. والذي تسمعونه في الاذن نادوا به على السطوح.
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.我 在 暗 中 告 訴 你 們 的 、 你 們 要 在 明 處 說 出 來 . 你 們 耳 中 所 聽 的 、 要 在 房 上 宣 揚 出 來
Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.我 在 暗中 告訴 你 們 的 、 你 們要 在 明處說 出來 . 你 們耳 中 所 聽 的 、 要 在 房上 宣揚 出來
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Ano lubi mówić, jak się zmarłym zmarło, tym, którzy mu szepczą do ucha.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Ele gosta de dizer-vos como é que os mortos morreram, as pessoas com quem ele fala ao ouvido.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Er sagt ihnen gerne, wie die Toten gestorben sind, mit denen er so spricht, sehen sie.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Gli piace dirvi in che modo il defunto è defunto, è la gente che gli parla attraverso l'orecchio, vedete.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Han älskar att berätta hur de avlidna blivit avlidna, människorna han pratar med genom sitt öra, förstår ni.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Hän kertoo, miten kuollut kuoli -- ne ihmiset siis, joiden kanssa hän keskustelee korvansa välityksellä.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Hij vertelt je hoe de doden overleden zijn, de mensen waarmee hij praat via zijn oor, begrijpt u wel.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Îi place să vă spună cum au murit cei decedaţi, știți, oamenii cu care el vorbește prin urechea sa.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Řekne vám, jak ti zesnulí zesnuli, ti lidé, se kterými hovoří skrz své uši, abyste věděli.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Szereti megmondani hogyan hunytak el az elhunytak, az emberek, akikhez a fülén keresztül beszél.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Он любит рассказывать, как покойник стал покойником, те люди, с которыми он разговаривает через его ухо.
Size ölen kişinin nasıl öldüğünü anlatıyor. Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Той обича да казва как починалите са починали, онези, с които си говори на ухо, разбирате ли?
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -그러자 당신은 새를 쳐다봅니다 새도 당신을 쳐다보고, 왕의 귀에 속삭입니다
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -S ptákem se na sebe podíváte, pták zašeptá králi do ucha a král řekne:
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -Vi kigger på fuglen. Fuglen kigger på os, og den hvisker noget ind i kongens øre.
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -عندها تنظر للطائر و الطائر ينظر إليك، ويهمس في أذن الملك، والملك يقول
Sonra her iki kulağı ile dinledi ve ben bu çok bahsediyoruz olduğu bulundu. parti.Aztán hallgattam mindkét füle, és azt találták, hogy azok beszélnek erről a nagyon párt.
Sonra her iki kulağı ile dinledi ve ben bu çok bahsediyoruz olduğu bulundu. parti.Dan luisterde ik met beide oren, en ik vond dat ze aan het praten waren over deze zeer partij.
Sonra her iki kulağı ile dinledi ve ben bu çok bahsediyoruz olduğu bulundu. parti.Dann hörte ich mit beiden Ohren, und ich fand, dass sie über dieses sehr reden Partei.
Sonra her iki kulağı ile dinledi ve ben bu çok bahsediyoruz olduğu bulundu. parti.Ensuite, j'ai écouté avec deux oreilles, et j'ai trouvé qu'ils parlaient de cette très partie.

İlgili Sayfalar