kulağı ile cümle

kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.- A bátyám. Már hallgatni órákon át neki, hogy jöjjön az emeletre.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.Am fost de ascultare pentru oră pentru el să vină la etaj.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.Ik ben al luisteren uur voor hem om boven te komen.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.Poslouchala jsem několik hodin, až přijde nahoru.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.Sem poslušal ure in ure za njega, da pride gor.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.- Wegen meines Bruders. Ich warte schon seit Stunden, dass er endlich nach oben kommt.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.Съм слушал в продължение на часове за него да дойде на горния етаж.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.1兆の眼と耳と感覚を持っています そうしたものはFlickrやPhotosynth -
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Entonces tenemos un trillón de ojos, orejas, y tactos, por medio de todas nuestras fotos y cámaras.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.결국 우리가 무수히 많은 눈과 귀, 감촉을 모든 디지털 사진과 카메라를 통해 갖게되는 거니까요.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Mamy więc trylion oczu, uszu i dotknięć, poprzez wszystkie nasze aparaty cyfrowe i kamery.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Meillä on billjoona silmää, korvaa ja kosketusta kaikkien digitaalisten kuvien ja kameroiden kautta.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Trilliónyi szemünk, fülünk és tapintásunk van, digitális fotóink és kameráink révén.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Vi har en triljon ögon och öron, genom alla våra digitala foton och kameror.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.We krijgen een biljoen ogen, oren en voelers door al onze digitale foto's en camera's.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Wir haben Billionen von Augen, Ohren, Hände durch all unsere digitalen Bilder und Kameras.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.И така разполагаме с трилиони очи, уши, и докосвания, посредством всички наши цифрови снимки и фотоапарати..
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.אז יש לנו טריליוני עיניים, ואזניים, ונגיעות באמצעות כל התמונות הדיגיטליות שלנו והמצלמות.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.أذن لدينا تريلليون عين، واذن، وملمس، عبر كل صورنا الرقمية وآلالات تصويرنا.
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Ale Samuel riekol: A jakýže je to bľakot stáda v mojich ušiach, ručanie volov, ktorý čujem?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Ale Samuel rzekł: A to co za wrzask trzód w uszach moich, i co za ryk wołów, który ja słyszę?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.사무엘이 가로되 그러면 내 귀에 들어오는 이 양의 소리와 내게 들리는 소의 소리는 어찜이니이까
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Men Samuel sagde: "Hvad er det for en Brægen af Småkvæg, som når mit Øre, og Brølen af Hornkvæg, jeg hører?"
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.muel azonban monda: Micsoda az a juhbégetés, [mely] füleimbe [hat] és az az ökörbõgés, melyet hallok?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Samuel odgovori: Kakovo je to torej beketanje ovac v mojih ušesih in mukanje volov, ki ga slišim?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Samuel pak řekl: Jaké pak jest to bečení ovcí těch v uších mých, a řvání volů, kteréž já slyším?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Samuel preguntó: --Entonces, ¿qué es ese balido de ovejas en mis oídos y el mugido de vacas que oigo
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Sa-mu-ên hỏi người rằng: Vậy thì tiếng chiên kêu vang đến tai ta, cùng tiếng bò rống ta nghe kia, là làm sao?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Tetapi Samuel bertanya, "Kalau begitu, mengapa kudengar sapi melenguh dan domba mengembik?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Ειπε δε ο Σαμουηλ, Και τις η φωνη αυτη των προβατων εις τα ωτα μου, και η φωνη των βοων, την οποιαν ακουω;
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.И сказал Самуил: а что это за блеяние овец в ушах моих и мычание волов, которое я слышу?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.Но Самуил каза: Що значи тогава това блеене на овци в ушите ми?, и тоя рев на говеда, що слушам?
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.ויאמר שמואל ומה קול הצאן הזה באזני וקול הבקר אשר אנכי שמע׃
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.فقال صموئيل وما هو صوت الغنم هذا في اذنيّ وصوت البقر الذي انا سامع.
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.撒 母 耳 說 、 我 耳 中 聽 見 有 羊 叫 、 牛 鳴 、 是 從 那 裡 來 的 呢
Samuel, ‹‹Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?›› diye sordu.撒母耳 說 、 我 耳 中聽見 有 羊叫 、 牛鳴 、 是 從那裡來 的 呢
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Alsof de man pal naast je zit, en van alles in je oor fluistert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Als wenn er gleich neben Dir sitzt und Dir "du weisst schon was" ins Ohr flüstert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.C'est comme si le gars était assis à côté de vous en train de vous dire je ne sais quoi à l'oreille.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Cứ như thể là chàng ca sĩ đang ngồi ngay cạnh bạn, thì thầm điều gì đó vào tai bạn.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E ca şi cum omul stă lângă tine, şi-ţi şopteşte cine ştie ce în ureche.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E' come se fosse seduto accanto a te, sussurandoti chissà cosa nell'orecchio.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.É como se o gajo estivesse sentado a seu lado, sussurrando, sabe-se lá o quê no seu ouvido.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Es como si el tipo estuviera sentado al lado tuyo, murmurando quién sabe qué en tu oído.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Jak gdyby siedział tuż obok szepcząc bóg wie co do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Je to jako kdyby seděl vedle vás a šeptal vám kdovíco do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.이것은 마치 이런 사람들이 당신 옆에 앉아서, 뭘 말하던 간에, 속삭이는것 같은 느낌을 줍니다.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Olyan, mintha ez a pasas melletted ülne, ki tudja, mit suttogva a füledbe.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Είναι σαν να κάθεται δίπλα σου, και σου ψιθυρίζει ποιος ξέρει τι στ' αυτί.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Все едно човек да седне до теб, да ти шепне какво ли не в ухото.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Как будто кто-то сидит рядом и шепчет... кто бы знал что вам в ухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Ніби він сидить поруч, і шепоче хтозна що тобі на вухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.זה כאילו שהבחור יושב על ידכם, לוחש מי יודע מה לאוזנכם.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.كأن الرجل يجلس بجوارك يهمس ايّا ما كان في أذنك.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.ささやきが聞こえてきます そしてこの時点で 音楽は二つに分かれます
Şansızlık izah edilemez. Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.Δεν μπορείς να εξηγήσεις την κακή τύχη, είναι σαν... ένα μουσικό αυτί.
Şapşal tavşan Senin şanstan fazla şey gerek 2 dev kulağın var ama berbat olduğnu duyuyamiyorsunAvrai bisogno d'altro oltre la fortuna! hai due orecchie giganti ma non riesci a sentire quanto fai schifo?
Senin şanstan fazla şey gerek 2 dev kulağın var ama berbat olduğnu duyuyamiyorsunIl te faudra plus que de la chance Tu as deux oreilles géantes Mais tu n'entends pas tes propres conneries
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.Dans ce casque, vous avez des capteurs intégrés sur votre front et au dessus de l'oreille.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.En el dispositivo hay sensores en el tejido sobre la frente y encima de la oreja.

İlgili Sayfalar