kulağı ile cümle

kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kulağımın zarı patladı!Διάβολε, διαλύθηκε το τύμπανό μου!
Kulağımın zarı patladı!У меня лопнула барабанная перепонка!
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Bo jakieś obce rzeczy przynosisz do uszów naszych; chcemy tedy wiedzieć, co wżdy z tego ma być?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Car tu nous fais entendre des choses étranges. Nous voudrions donc savoir ce que cela peut être.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Cose strane per vero ci metti negli orecchi; desideriamo dunque conoscere di che cosa si tratta»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Denn du bringst etwas Neues vor unsere Ohren; so wollten wir gern wissen, was das sei.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Fiindcă tu ne aduci ceva ciudat la auz. Am vrea dar să ştim ce vrea să zică aceasta.``
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››for underlige ting fører du frem for våre ører; vi ønsker derfor å få vite hvad dette skal bety.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Kajti nekaj čudnega nam prinašaš v ušesa; zato hočemo zvedeti, kaj če to biti.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››네가 무슨 이상한 것을 우리 귀에 들려 주니 그 무슨 뜻인지 알고자 하노라 하니
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Lebo nesieš čosi čudného do našich uší. Radi by sme tedy zvedieť, čo to chce byť.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Mert valami idegen dolgokat beszélsz a mi füleinknek: meg akarjuk azért érteni, mik lehetnek ezek.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Nebo nové jakési věci vkládáš v uši naše, protož chceme věděti, co by to bylo.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pois tu nos trazes aos ouvidos coisas estranhas; portanto queremos saber o que vem a ser isto.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pues traes a nuestros oídos algunas cosas extrañas; por tanto, queremos saber qué significa esto
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Sillä outoja asioita sinä tuot meidän korvaimme kuulla. Me siis tahdomme tietää, mitä ne oikein ovat."
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Thi du bringer os nogle fremmede Ting for Øren; derfor ville vi vide, hvad dette skal betyde.""
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ty det är förunderliga ting som du talar oss i öronen. Vi vilja nu veta vad detta skall betyda.»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì chưng ông giảng cho chúng tôi nghe sự lạ. Chúng tôi muốn biết ý nghĩa điều đó là gì.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì_chưng ông giảng cho chúng_tôi nghe sự lạ . Chúng_tôi muốn biết ý_nghĩa điều đó là gì .
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››διοτι φερεις εις τας ακοας ημων παραδοξα τινα θελομεν λοιπον να μαθωμεν τι σημαινουσι ταυτα.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ибо что-то странное ты влагаешь в уши наши. Посему хотим знать, что это такое?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››И тъй, Павел застана всред Ареопага и каза: Атиняни, по в с и ч к о гледам, че сте много набожни.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Чуже бо щось вносиш в уші наші; то хочемо знати, що воно має бути.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››כי דברים זרים אתה מביא באזנינו והננו חפצים לדעת מה ענינם׃
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››‎لانك تأتي الى مسامعنا بامور غريبة فنريد ان نعلم ما عسى ان تكون هذه‎.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因 為 你 有 些 奇 怪 的 事 、 傳 到 我 們 耳 中 . 我 們 願 意 知 道 這 些 事 是 甚 麼 意 思
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因為 你 有些 奇怪 的 事 、 傳到 我們耳 中 . 我 們願 意 知道 這些 事 是 甚 麼意思
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Ak ho spravím tak úzky ako sa len dá, dostanem sa na až hranicu množstva potrebného papiera.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Als ik de flappen zo dun mogelijk maak, bereik ik de limiet van de minimumhoeveelheid benodigd papier.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.A pokud jej udělám co nejtenčí, získám nejmenší možný potřebný obsah papíru.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Dacă fac îndoiturile cât de înguste se poate, ajung la limita cantităţii minime de hârtie necesară.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Ha a végsőkig keskenyítem, megkapom a minimális papírfelhasználást.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Jeśli zrobię wypustkę tak wąską, jak to możliwe osiągnę minimum potrzebnego na to papieru.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.플랩을 최대한 가늘게 만들게 되면 필요한 종이 넓이의 최소 한계에 이릅니다.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Mache ich die Lasche so schmal wie möglich, so erreiche ich das Minimum des benötigten Papiers.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Nếu tôi làm nó nhỏ nhất có thể, tôi sẽ đạt đến giới hạn nhỏ nhất của giấy.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Se faccio il risvolto più sottile possibile, arrivo al limite della minima quantità di carta necessaria.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Se fizer a aba o mais estreita possível, chego ao limite do mínimo de papel necessário.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Si hago la solapa lo más flaca posible llego al límite de la cantidad mínima de papel necesaria.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Si je le fait aussi étroit que possible, j'arrive au minimum possible de la quantité de papier nécessaire.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Αν τα κάνω όσο λεπτότερα γίνεται, θα είμαι στο όριο του ελάχιστου απαιτούμενου χαρτιού.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Ако направя крайника възможно най-тънък, достигам минималното нужно количество хартия.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.Если я делаю соединение тонким, насколько это возможно, то я использую самый минимум требуемой бумаги.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.אם יוצרים את הכנף הדקה ביותר האפשרית מקבלים את גבול כמות הנייר המינימלית הנחוצה.
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.إذا قمت بصناعة جنيح بمنتهى النحالة فإني سأستخدم الحد الأدنى من الورق
Kulağı mümkün olduğunca ince yaparsam, en az miktarda kağıt kullanmış olurum.使う紙の量が最低限で済みます ご覧の用に、フラップを作るには円の4分の1が必要です
-Kulağına bir muz tak!Mets une banane dans l'oreil!
-Kulağına bir muz tak!Strč si banán do ucha!
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.- altså dem han snakker til gennem sit øre, ser I.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.아시다시피, 죽은 사람들이 그의 귀에 말하는 걸 당신에게 말한다는 겁니다.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.Le gusta decirnos cómo se murieron los muertos, es decir, las personas que le hablan al oído.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.les gens qui lui parlent à l'oreille, vous voyez.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.האנשים שאיתם הוא מתקשר באמצעות האוזן שלו, אתם מבינים.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.الناس الذيين يتحدث اليهم من خلال أذنه، كما ترى.
Kulağına fısıldayan insanların ağzından anlatıyor bunu.それで彼が言うことというのは 大抵こういうことなんです
Kulağında bir muz neşeyle dururken... ...Dünya'daki bütün kötülükler bitecek.Le mauvais dans le monde est difficile à entendre... ...quand une banane est dans l'oreil.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorDan dia mendengarkan bermacam-macam bahasa pada earphone yang ada di telinganya.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorEa ascultă diferite limbi în căștile pe care le are pe urechi.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorE ela está escutando diversas línguas através dos fones que estão nos seus ouvidos.

İlgili Sayfalar