kulağı ile cümle

kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.Het is zoals... een oor voor muziek hebben.
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.So wie das musikalische Gehör.
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.To je jako... ...hudební sluch.
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir. Vardır ya da yoktur.Ну, в общем, это как музыкальный слух - или есть, или нет...
Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.Като с музикалния слух е.
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?C'est comme avoir un petit avocat sur vos épaules toute la journée, chuchotant à votre oreille
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?E ca şi cum ai avea un avocat mic pe umăr şoptindu-ţi toată ziua în ureche,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?È come avere un piccolo avvocato sulla spalla tutto il giorno, a sussurrarci in un orecchio,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Een klein advocaatje op je schouder, die de hele dag in je oren fluistert.
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Es como tener un pequeño abogado en tus hombros. todo el día, susurrando en tu oído,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Je to jako nosit malého právníka na svém rameni, celý den vám našeptává do ucha,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?어떤 식이냐면, 하루 종일 우리 어깨 위에 소인 변호사가 올라타서 이런 말을 속삭여대는 것과 비슷합니다.
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Man hat sozusagen den ganzen Tag einen kleinen Anwalt auf seiner Schulter sitzen, der einem ins Ohr flüstert:
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Như là có 1 luật sư nhỏ bé trên vai cả ngày, thì thầm vào tai bạn,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Niečo ako mať na pleciach malého právnika celý deň vám šepká do ucha,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Olyan, mintha egy kis ügyvéd ülne a válladon, egész nap, és a füledbe sutyorogna,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?To jakby mieć na ramieniu takiego miniaturowego prawnika, który przez cały dzień szepce ci do ucha,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Είναι σαν να έχεις ένα μικρό δικηγόρο στον ώμο σου όλη μέρα και να σου ψιθυρίζει στο αυτί,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Все едно имаш едно малко адвокатче на раменете си по цял ден, което ти шепне в ухото:
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?Как будто крошечный адвокат сидит у тебя на плече и целый день нашептывает в ухо:
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?זה כמו לשאת על כתפייך עורך דין קטן במשך כל היום, לוחש באוזנך,
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?ان الوضع الآن بات وكان هناك محامياً يجلس على كفتك طيلة الوقت .. يهمس في إذنك
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?一日中のべつまくなしに耳元で 失敗したらどうする まずいんじゃないかと囁き続けるのです
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.A kínai nyelvet beszélő tulajdonképpen olyasmit is mondhat, ami nagyon furcsán hangozhat az angol füleknek.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Auf Chinesisch kann man im Grunde etwas sagen, was sich auf Englisch sehr merkwürdig anhört.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Čínský mluvčí může jednoduše říct něco, co zní anglickému posluchači velmi zvláštně.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.En kinesisk taler kan dybest set sige noget der lyder meget mærkeligt i en engelsk talers ører.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.In cinese si può sostanzialmente dire qualcosa che in inglese suona molto strano.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.중국어를 하는 사람은 영어 사용자가 듣기에 매우 어색한 말을 합니다.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Mereka akan berkata hal yang terdengar sangat aneh bagi orang yang berbicara Bahasa Inggris.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Một người nói tiếng Trung về cơ bản có thể nói điều gì đó mà nghe có vẻ rất kì lạ đối với người nói tiếng Anh.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Po chińsku można powiedzieć coś, co brzmi bardzo dziwnie dla angielskojęzycznego odbiorcy.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Um falante de chinês pode dizer algo que soa muito estranho a alguém que fale inglês.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Un orador chino puede básicamente decir algo que suena muy extraño a los oídos de un hablante de inglés.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Un vorbitor chinez poate spune ceva care sună foarte ciudat pentru un englez.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Wat in het Chinees normaal klinkt, klinkt in het Engels misschien heel vreemd.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Ένας κινέζος ομιλητής μπορεί βασικά να πει κάτι που ακούγεται πολύ περίεργο σε έναν Άγγλο ομιλητή.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Говорящий на китайском может сказать нечто очень странно звучащее для англоязычного.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Китайскоговорящ индивид просто може да каже нещо, което звучи много странно в ушите на англоговорящ човек.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.Слова китайця зазвичай звучатимуть дуже дивно для носія англійської.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.דובר סינית יכול בעצם לומר משהו שנשמע מאוד מוזר לאוזניו של דובר אנגלית.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.النّاطق يالصينيّة يمكنه أن يقول شيئا سيبدو في غاية الغرابة بالنّسبة لأذن النّاطق بالانجليزية.
Çince konuşan biri temel olarak, İngilizce konuşan birinin kulağına tuhaf gelebilecek şeyler söyleyebilir.中国語なら大丈夫です 過去でも現在でも未来でも "It rain" と言って構いません
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ena krafsade på ena änden av pinnen, det andra barnet lyssnade på andra änden.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ene kradsede på pindens ende, et andet barn lyttede i den anden ende.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Een krabde aan het eind van de stok, het ander luisterde aan de andere kant.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Egyikük a bot végét babrálta, a másik a bot túlsó végén hallgatózott.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Eins kratzte am einen Ende des Stocks, das andere lauschte am anderen Ende.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Jedno drapało koniec kijka, a drugie dziecko słuchało na drugim końcu.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Jedno škrábalo na konec tyčky a to druhé poslouchalo na druhém konci.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.한 아이가 막대의 끝을 긁고 있었고 다른 아이는 반대편에서 듣고 있었습니다
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.L'un grattait le bout du bâton, un autre enfant écoutait à l'autre bout.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Một em cào một đầu của cái gậy, và em kia lắng nghe ở đầu bên kia.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uma estava a raspar numa das pontas do pau, e a outra criança ouvia na outra ponta.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uno di loro percuoteva un'estremità del bastone, e l'altro poggiava all'orecchio l'altra estremità.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uno raspaba un extremo del palo mientras el otro niño escuchaba en el otro extremo.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Unul zgâria la un capăt al băţului celălalt copil asculta la celălalt capăt al băţului.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Yang satu menggores ujung tongkat itu dan anak lain mendengar pada ujung satunya.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Το ένα παιδί ΄γρατζούνιζε' το ένα άκρο, το άλλο άκουγε από την άλλη άκρη.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Едното дращело по края на една пръчка, а другото слушало с другия край на пръчката.

İlgili Sayfalar