Kükürt ve klor ve arsenik gibi diğer elementler bu aşamada oksitlenebilir ve buharlaşabilir.Sulfur and other elements like chlorine and arsenic may be oxidized and volatilized at this stage.
Önce metabolizma: Demir ve kükürt dünyasıMetabolism first: iron–sulfur world
Çinko elementi doğada esas olarak çinko kükürt şeklinde bulunur ve sfalerit mineralinde görülür.This is the main form of zinc found in nature, where it mainly occurs as the mineral sphalerite.
Bu nedenle RP-1'de kükürt ve kükürt bileşikleri minimumda tutulur .Therefore, sulfur and sulfur compounds are kept to a minimum.
Kükürt, yeşil kükürt bakterilerinde fotosentez sırasında indirgeyici madde olarak kullanılır.Sulfide is used as a reducing agent during photosynthesis in green and sulfur bacteria.
Kükürt dioksit bir dezenfektandır.Sulfur dioxide is a disinfectant.
190 °C de ayrışır, potasyum sülfit ve kükürt dioksit verir:It decomposes at 190 °C, yielding potassium sulfite and sulfur dioxide:
Kükürtte çürüme 3.Putrefaction in sulphur 3.
Vücuttaki kükürt çözeltisi 4.Solution of bodily sulphur 4.
Beyaz ışığın kükürt çözeltisi 5.Solution of sulphur of white light 5.
Mozaik altın - kalay tozu, kükürt ve amonyak karışımının ısıtılmasıyla oluşan kalay sülfür.Mosaic gold – stannic sulfide, formed by heating a mixture of tin filings, sulfur, and sal-ammoniac.
Blende KükürtBlende Brimstone – sulfur
Kükürt karaciğeri - kaynaştırma ile oluşur potas ve kükürt.Liver of sulfur – formed by fusing[clarification needed] potash and sulfur.
Kükürt sütü ( lac sulphuris) – thion hudor'a (kireç kükürt) bir asit eklenerek oluşturulur.Milk of sulfur (lac sulphuris) – formed by adding an acid to thion hudor (lime sulfur).
Thion hudor – kükürt çiçeklerinin sönmüş kireçle kaynatılmasıyla oluşan kireç kükürdü.Thion hudor – lime sulfur, formed by boiling flowers of sulfur with slaked lime.
Nikel sülfürde koordinasyon ortamları Nikel Kükürt oktahedral üçgen prizmatikCoordination environments in nickel sulfide Nickel Sulfur octahedral trigonal prismatic
Patlama sırasındaki kükürtdioksit ve diğer aerosollerin atımları Pinatubo patlamasından daha fazladır.Der Ausstoß an Schwefeldioxid und anderen Aerosolen übertraf dabei die Pinatubo-Eruption.
Bugün hala Altiplano kıyısındaki sıcak buhar ve kükürt kaynakları, bu genç volkanizme delalet eder.Noch heute zeugen heiße Dampf- und Schwefelquellen am Rande des Altiplano von diesem jungen Vulkanismus.
Yüksek sıcaklıkta oksijen, klor ve kükürt gibi elementlerle şiddetle reaksiyona girer.Insbesondere die Buche ist durch Stressfaktoren wie Hitze und Ozon bedroht.
Bu amino asit L-Sistein’den farklı olarak kükürt atomunun yerine Selenyum atomu barındırır.Selenocystein enthält statt des Schwefelatoms ein Selenatom.
Eğer yapılabiliyorsa kükürtlü bir ortam lateksi daha iyi kurutur.Falls nötig kann dann schon einmal in eine thermisch bessere Gegend geschleppt werden.
Kükürt oranı çok yüksek olduğu için ısınma amaçlı kullanılamaz.Mit hohen Temperaturen hat der Name also nichts zu tun.
Kükürt bileşiklerinin tespit edilmesi için kullanılan klasik kimyasal test; Carius halojen yöntemidir.Le test chimique classique pour la détection de composés soufrés est la méthode halogène de Carius.
Sodyum ve elemental kükürt reaksiyonu sırasında açığa çıkan enerji pil teknolojisinin temelidir.L'énergie libérée par la réaction du sodium et du soufre est à la base de la technologie des piles.
Kükürt yaşam için gereklidir.Le soufre est un élément essentiel à la vie.
Polisülfitler kükürt atom zincirleri içeren bir sınıf kimyasal bileşiklerdir.Les polysulfures sont une classe de composés chimiques contenant des chaînes d'atomes de soufre.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Elles moururent toutes deux étouffées par les fumées de l'incendie.
Anlatılanlara göre bu iğrenç koku, sarımsak, kükürt ve yanık plastik karışımı gibi kokmaktadır.Son odeur est encore décrite comme celle d'une eau vaseuse ou de plastique brûlé.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.Il l’appelait sa marraine.
Isaac Newton kükürt yerine bir cam küre kullanılmasını önerdi.Isaac Newton sugiere el uso de un globo de cristal en vez de uno de azufre .
Karabarut gibi, kükürtsüz barutlar da değişik tane boyutlarında üretildiler.Las arterias carótidas, como ya se mencionó, tienen un distinto origen.
Kükürt bileşiklerinin tespit edilmesi için kullanılan klasik kimyasal test; Carius halojen yöntemidir.Un análisis químico clásico para la detección de compuestos de azufre es el método de Carius.
Kobaltit, kobalt, arsenik ile kükürtten oluşan bir sülfür mineralidir.La cobaltita es un mineral sulfuroso compuesto por cobalto, arsénico y azufre.
Iwo Jima ismi Japonca'da da kükürt adası demektir.La isla japonesa de Iwo Jima cambia de nombre.
"Kukula" denilen başlıkları vardır.«Fallece el "Cabezón" Cubilla».
35S dışında, kükürtün radyoaktif izotopları oldukça kısa ömürlüdür.Tranne il 35S, gli isotopi radioattivi dello zolfo sono tutti a emivita breve.
Bunlar arasında demir ve kükürt Jiangsu bölgesinde bulunanın %40'ını karşılık gelmektedir.Il ferro e lo zolfo costituiscono il 40% delle riserve della provincia dello Jiangsu.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.In famiglia la chiamavano Annie.
Jerzy Kukuczka yüksek irtifa dağcılarının gelmiş geçmin en iyi dağcılarından biri olarak kabul edilir.Kukuczka è considerato uno dei migliori alpinisti di sempre.
SF6, merkezdeki bir kükürte bağlanan altı flor atomundan oluşur.SF6 ha una geometria ottaedrica, consistente in sei atomi di fluoro legati ad un atomo centrale di zolfo.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.Девочка называет его Игла.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Они оба родились в покоях, объятых пламенем.
Bazı türleri Orta Asya'da Kukumav'lar (Athene noctua) tarafından avlanmaktadır.بعض الأنواع تكون فريسة بومة أم قويق (Athene noctua) في آسيا الوسطى.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.تجانس الوردي والرمادي، بورتريه زيت على قماش، 1881.
Yarılanma süresi 200 nanosaniye ile en kısa ömürlü radyoizotop, kükürt-49'dur.في حين أن أقصر نظائر الكبريت المشعة عمراً هو النظير كبريت-49 بعمر نصف أقل من 200 نانو ثانية.
Jerzy Kukuczka (1948–1989) Polonyalı dağcı.1948 Jerzy Kukuczka, montanhista polonês (m. 1989).
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.As duas acordaram com todo o quarto em chamas.
Bakır(II) sülfat 650 °C’de, bakır(II) oksit (CuO) ve kükürt trioksit (SO3)’e halinde bozunur.À 650 °C, o sulfato de cobre(II) decompõe-se em óxido de cobre(II) (CuO) e trióxido de enxofre (SO3).
Kobaltit, kobalt, arsenik ile kükürtten oluşan bir sülfür mineralidir.A cobaltita é um mineral sulfuroso composto por cobalto, arsênio e enxofre.
HF-SbF5 ile uyuşan çözücüler şu şekildedir: SO2ClF ve sıvılaştırılmış kükürt dioksit.Oplosmiddelen die wel bestand zijn tegen HF-SbF5 zijn SO2ClF en vloeibaar zwaveldioxide.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.Haar moeder noemde haar Riet.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Steppen brand, Waterverf op papier, 1848.
Fabrika yıkıldı; kükürt ocakları betonla kapatıldı.De installaties werden afgebroken en de putten werden afgedekt met beton.
(Not: Bu protokol "Hava Kirliliği-Kükürt 94" olarak kısaltılmıştır.)(Later is dit veranderd in 40mm-luchtafweergeschut.)
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Obie strony wycofały się z płonącego Kolna.
Karabarut gibi, kükürtsüz barutlar da değişik tane boyutlarında üretildiler.Kalamitowate były roślinami o pokroju drzewiastym różnych rozmiarów.
35S dışında, kükürtün radyoaktif izotopları oldukça kısa ömürlüdür.Utöver 35S, är alla radioisotoper av svavel relativt kortlivade.
Endüstri devriminden beri atmosferdeki kükürt ve azot oksitlerinin seviyesi arttı.Sedan industriella revolutionen har utsläppen av svaveldioxid och kväveoxider ökat.
Kükürt hekzaflorür (SF6), inorganik, renksiz, kokusuz ve yanmaz bir sera gazıdır.Svavelhexafluorid (SF6) är en oorganisk, färglös, luktfri, och obrännbar växthusgas.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Klänning i brun silkessammet med turnyr, 1880-tal.