Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.Vom testa niște balsamuri de buze pe care le avem aici.
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.Και εδώ δοκιμάζουμε κάποια έλαια χειλιών που έχουμε εδώ.
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.А това е тест за някои балсами за устни, които имаме тук.
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.И это тест бальзамов для губ, которые у нас тут есть.
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.וזה מבחן של כמה שפתונים שיש לנו כאן.
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.وهذا اختبار على نوع من مرطب الشفاه لدينا هنا
Bu test, orada gördüğün dudak kremleri için.テストをさせてください この二人のモデルが手伝ってくれます
Bu yüzünü tamamen nemlendirecek bir krem.Ça hydrate vraiment bien le visage.
Bu yüzünü tamamen nemlendirecek bir krem.Ez nagyon jól hidratálja a bőrödet.
Bu yüzünü tamamen nemlendirecek bir krem.انه مرهم سيجعل بشرتك رطبة
Çölle alakalı her şeye bayılırım, özellikle de mavi ve krem rengi tonları arasındaki kontrasta.참고로 저는 사막과 연관된 모든 것을 좋아합니다. 파란 하늘과 크림색 사막의 컬러 대비는 제가 특히나 좋아하는 것입니다.
Çölle alakalı her şeye bayılırım, özellikle de mavi ve krem rengi tonları arasındaki kontrasta.* Me encantan los desiertos, especialmente ese contraste entre el cielo azul y el color de la arena.
Çölle alakalı her şeye bayılırım, özellikle de mavi ve krem rengi tonları arasındaki kontrasta.Я обожаю всё, что связано с пустынями, особенно этот контраст между синим небом и кремового цвета песком.
Çölle alakalı her şeye bayılırım, özellikle de mavi ve krem rengi tonları arasındaki kontrasta.コントラストが気に入っています それから奥行に取り掛かりました
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.나토는 이 공격의 배후에 러시아가 있었는지 100% 확신할 수 없었기 때문이죠.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Fordi NATO ikke kunne være 100% sikker på at Kreml faktisk stod bag disse angreb.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Karena NATO tidak bisa yakin 100% bahwa Kremlin yang mendalangi penyerangan itu
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Omdat de NAVO niet 100% zeker kon zijn dat het Kremlin daadwerkelijk achter deze aanvallen zat.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Ponieważ NATO nie mogło mieć 100% pewności, że to Kreml stał za tymi atakami.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Porque a NATO não tinha 100% de certeza de que o Kremlin estava de facto por detrás destes ataques.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Потому НАТО не может быть на 100% уверенным, что Кремль организовал эти атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Тъй като НАТО не може да бъде 100% сигурно, че Кремъл стоеше наистина зад тези атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.מפני שנאט"ו לא היתה יכולה להיות בטוחה ב 100% שהקרמלין באמת היה מאחורי המתקפות האלו.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.لأن الحلف لا يمكن أن يكون متأكدا 100 ٪ ان الواقع وراء هذه الهجمات هو الكرملين .
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.関わっているか否か100%の確信は持てなかったからです つまり裏を返せば
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.Accessori in Leather, burro cacao e qualche volta anche qualche ragazzo.
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.Nos trucs en cuir, baume à lèvres, et des fois même les petits copains
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.Wir haben alles miteinander geteilt. Lederklamotten, Labello, manchmal auch Liebhaber.
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.Δερμάτινα, λιποζάν, ακόμα και γκόμενους κάποιες φορές.
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.Куртками из кожи, помадой, иногда даже парнями.
Deri kıyafetlerimizi, dudak kremlerimizi, hatta bazen erkek arkadaşlarımızı.カレも?
Doğrusunu söylemek gerekirse Cyril tüm şu yaptığımız konuşmadan anladığım tek şey devremülk ve dudak kremiydi.A dire il vero Cyril l'unica cosa che ho capito dal tuo discorso sono state burro cacao e multiproprieta'.
Doğrusunu söylemek gerekirse Cyril tüm şu yaptığımız konuşmadan anladığım tek şey devremülk ve dudak kremiydi.Pour être honnête Cyril les seuls mots que j'ai pu comprendre de tout ça c'est baume à lèvres et time-sharing.
Doğrusunu söylemek gerekirse Cyril tüm şu yaptığımız konuşmadan anladığım tek şey devremülk ve dudak kremiydi.Για να σου πω την αλήθεια Σίριλ το μόνο που κατάλαβα από ότι είπες ήταν το λιποζάν και η χρονομίσθωση.
Doğrusunu söylemek gerekirse Cyril tüm şu yaptığımız konuşmadan anladığım tek şey devremülk ve dudak kremiydi.Бухгалтером? Кирилл, я ничего не понял из того, что ты говоришь. Я разобрал только слова 'помада' и 'время'.
Doğrusunu söylemek gerekirse Cyril tüm şu yaptığımız konuşmadan anladığım tek şey devremülk ve dudak kremiydi.リップクリームを借りたり
Finlandiya’da Apukurya’da kızak kayılır ve içinde krem şanti olan apukurya çöreği yenir.El martes de carnaval se desciende una montaña y se comen pasteles de carnaval, rellenos a menudo de nata.
Finlandiya’da Apukurya’da kızak kayılır ve içinde krem şanti olan apukurya çöreği yenir.En Finlande, on fait de la luge et on mange des brioches fourrées à la crème, entre autres garnitures.
Finlandiya’da Apukurya’da kızak kayılır ve içinde krem şanti olan apukurya çöreği yenir.Laskiaisena Suomessa lasketaan mäkeä ja syödään laskiaispullia, joiden sisällä on muun muassa kermavaahtoa.
Finlandiya’da Apukurya’da kızak kayılır ve içinde krem şanti olan apukurya çöreği yenir.På fastlagen åker man i Finland backe och äter fastlagsbullar som har bland annat grädde som fyllning.
Finlandiya’da Apukurya’da kızak kayılır ve içinde krem şanti olan apukurya çöreği yenir.В Финляндии на Масленицу катаются со снежных горок и едят масленичные булочки с начинкой из взбитых сливок.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.A trebuit să mă dau cu loțiune anti-UV.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Ich musste Sonnenschutz auftragen.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Ik moest zonnebrandolie aanbrengen.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Jag skulle smörja in mig med solkräm.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Je devais mettre de la crème solaire.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.자외선차단제도 발라야 했습니다.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Mi sono dovuto cospargere di lozione solare.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Moral sem nanašati kremo za sončenje.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Musel som nosiť opalovací krém.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Musiałem smarować się filtrem przeciwsłonecznym.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Naptejet kellett használnom.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Natíral jsem se opalovacím krémem.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Saya memakai tabir surya.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Tenía que usar protector solar.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Tinha que pôr protetor solar.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Tôi đã phải bôi kem chống nắng.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Έπρεπε να χρησιμοποιήσω αντιηλιακό.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Мені довелось мазатися сонцезахисним кремом.
Güneş kremi sürmek zorundaydım.Мне пришлось мазаться солнцезащитным кремом.