kraliçeye ile cümle
kraliçeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bir kült üyesi zehirlenmiş meyve ile kraliçeye suikast girişiminde bulundu.A cult member attempted to assassinate the queen with poisoned fruit.
Çocukları olmayan bir kral ve kraliçeye verir.A king and queen had no children.
Bu kararı kraliçeye bildirip onaylamasını istediler.Their recommendation was submitted to the Queen for approval.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Even in England, we don't leave reproduction to the Queen.
İnsanlar kral ve kraliçeye ihtiyaçları olup olmadıklarını sorguluyorlar.People are questioning whether they even need a king or queen.
Miselyumu kraliçeye sundular.They gave it to the queen.
Kraliçeye: “Buyurun, saraya girin” denildi.She was invited to enter the court.
Kendisi için yeraltında bir mezarlık hazırlar ve yeni kraliçeye saygılarını sunmayı reddeder.He digs an underground grave complex for himself and refuses to pay his respects to the new queen.
Yulaf lapasının krala ve kraliçeye gün boyunca canlılık verdiği düşünülüyordu. [1]The porridge was thought to give vitality to the king and queen throughout the day.[5]
Kral öyle yaptı ve kraliçeye Augusta'yı uygun gördüğünü bildirdi.The king did so, and informed the queen that he considered Augusta suitable.
Kral döndüğünde kraliçeye oğlunun öldüğünü söylemiş.When the king returned, he told the queen that her son was dead.
Çocukları olmayan bir kral ve kraliçeye verir.Une bonne reine se désole de ne pas avoir d'enfant.
Bu kararı kraliçeye bildirip onaylamasını istediler.La regina apparentemente approvò la loro relazione.
Friday, kraliçeye 5.000 yıldır uyuduklarını söyler.Пятница рассказывает той, что они провели в спячке пять тысяч лет.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.В ответ Соломон также одарил царицу, дав «всё, чего она желала и чего просила».
Friday, kraliçeye 5.000 yıldır uyuduklarını söyler.مات فريدون وكان مدة ملكة خمسمائة سنة.
Friday, kraliçeye 5.000 yıldır uyuduklarını söyler.Friday, em seguida, diz-lhe que eles dormiram por 5.000 anos.
Genç kız başından geçenleri kraliçeye anlatır.Het verhaal vertelt niet hoe het afloopt met de koningin.
Kardinal, gerdanlığı kraliçeye götüreceğini düşünerek kontese bir miktar para verdi.Kardynał tłumaczy się tym, że chciał je królowej ofiarować.
Assur kraliçeye baskı yaparak kendini kral ilan etmesinde ısrar eder.Вона благає Королевича залишитися з нею, обіцяючи дати свободу Царівні.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.Šalomoun královně oplatil její dary a „vše co žádala“, načež se královna vrátila zpět do své země.
Çocukları olmayan bir kral ve kraliçeye verir.Pohádka vypráví o jedné královně a králi, kteří nemohli mít žádné děti.
Bu olay kraliçeye Kanlı Mary adı takılmasına yol açtı.Pronásledování protestantů vyneslo královně přízvisko krvavá Marie.
Bu olay kraliçeye Kanlı Mary adı takılmasına yol açtı.Det var på grunn av denne forfølgelsen hun fikk tilnavnet Bloody Mary.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.ソロモンも女王に対して贈り物をしたほか、彼女の望むものを与えた。
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.솔로몬왕은 스바 여왕에게 그녀가 가져온 선물 못지않게 푸짐한 선물을 주고 또 그녀가 요구하는 것은 무엇이든지 다 주었다.
Çocukları olmayan bir kral ve kraliçeye verir.Nekoč sta živela kralj in kraljica, ki nista mogla imeti otrok.
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:A rapariga, que está à esquerda dela, virou-se para mim e olhou para a rainha diretamente nos olhos e disse:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:Dziewczynka, która stała koło niej, patrząc królowej w oczy, powiedziała:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:Het meisje zat aan haar linkerkant, wendde zich tot mij, keek de koningin recht in de ogen en zei:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:그래서 [사진 속] 여왕 왼쪽에 있는 그 소녀가 절 향해 서서는 여왕의 눈을 직시하면서
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:Y la niña, que estaba a su izquierda, giró hacia mí y miró a la reina directo a los ojos y dijo:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:Το κορίτσι, που στέκεται στ' αριστερά της, γύρισε σε μένα, κοίταξε τη βασίλισσα στα μάτια και είπε:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:Девочка, стоявшая слева от королевы, повернулась ко мне и посмотрев королеве прямо в глаза сказала:
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:הילדה, לשמאלה, פנתה אלי והביטה למלכה ישר בעיניים
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:وقامت الفتاة الواقفة إلى يسارها بالإلتفات إليّ ونظرت إلى عينيّ الملكة مباشرة
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:そして女王の目をまっすぐに見て言いました 「女王様に伝えて下さい 私は総理大臣なのですと」
Hemen solunda bulunan kız bana döndü, dimdik kraliçeye bakarak şöyle dedi:企喺皇后左邊嘅呢個細路女 轉身對住我,望住皇后
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Anche in Inghilterra. Non lasciamo la riproduzione alla Regina.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Até na Inglaterra, não deixamos a reprodução para a Rainha.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Bahkan di Inggris, kita tidak menyerahkan reproduksi ke sang ratu.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Dokonca ani my v Anglicku nenechávame rozmnožovanie na kráľovnú.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Incluso en Inglaterra, no le dejamos la reproducción a la reina.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.영국에서 조차 우린 여왕님께 번식을 맡기지는 않습니다.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Még Angliában sem szeretnénk a szaporodást a királynőre hagyni.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Même en Angleterre, nous ne laissons pas la reproduction à la reine.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Nawet w Anglii nie zostawiamy tego królowej.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Nici măcar în Anglia nu lăsăm în seama reginei reproducerea.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Selv i England overlader vi ikke reproduktionen til dronningen.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.(Smích)
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Sogar in England überlassen wir die Fortpflanzung nicht der Königin.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Thậm chí ở Anh, chúng ta cũng không giao phó hết việc sinh sản cho Nữ hoàng.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Zelfs in Engeland laten we dat niet over aan de Koningin.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Ακόμη και στην Αγγλία, δεν αφήνουμε την αναπαραγωγή στη Βασίλισσα.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Даже в Англии мы не передаём размножение Королеве.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Дори в Англия, не оставяме възпроизводството на Кралицата.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.אפילו באנגליה, אנחנו לא משארים את הרבייה למלכה.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.حتى في إنجلترا , لا نترك الإنجاب للملكة .
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.(拍手)
İnsanlar kral ve kraliçeye ihtiyaçları olup olmadıklarını sorguluyorlar.Die Menschen fragen sich, ob sie wirklich einen König oder Königin brauchen.
İlgili Sayfalar