kralımız ile cümle
kralımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kralımız çok yaşa!Long live the King!
Başımızdan eksik olma kralımız!Long reign our king.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler."The trees said to the fig tree, 'Come and reign over us.'
‹‹Sonra ağaçlar asmaya, ‹Gel sen bizim kralımız ol› dediler."The trees said to the vine, 'Come and reign over us.'
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler."Then all the trees said to the bramble, 'Come and reign over us.'
Ezgiler sunun Tanrıya, ezgiler; Ezgiler sunun Kralımıza, ezgiler!Sing praise to God, sing praises. Sing praises to our King, sing praises.
Kalkanımız RABbe, Kralımız İsrailin Kutsalına aittir.For our shield belongs to Yahweh; our king to the Holy One of Israel.
Çünkü yargıcımız RABdir; Yasamızı koyan RABdir, Kralımız RABdir, bizi O kurtaracak.For Yahweh is our judge. Yahweh is our lawgiver. Yahweh is our king. He will save us.
Tanrı Kralımızı Korusun!"[1]God Save our King!"[1]
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Daher kann das Spiel nicht alleine gespielt werden.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Le protagoniste ne danse jamais seul.
Kralımız çok yaşa!¡Larga vida al rey!
Yaratıcı'nın mübarek mutluluğu bahşettiği, Kralımızın barış içinde hüküm sürdüğü yer.Con bendiciones Dios-dadas de la felicidad, Nuestros reinados del rey en paz.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.في الأساس، الرئيس حر التصرف بمفرده.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.In het spel is het personage nooit alleen.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.W swojej przygodzie gracz nie pozostaje osamotniony.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Kungen själv medverkar dock inte i handlingen.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Regeringen stod ikke alene her.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Người chơi không hề đơn độc trong chuyến hành hiệp trượng nghĩa.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.다만 혼자서는 게임이 성립하지 않는다.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.לא רק האויב נשחק.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Главният герой никога не е сам.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Det hendte engang at trærne vilde salve sig en konge, og de sa til oljetreet: Vær konge over oss!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Die Bäume gingen hin, daß sie einen König über sich salbten, und sprachen zu dem Ölbaum: Sei unser König!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Drevesa so šla, da si pomazilijo kralja, in so dejala oljki: Kraljuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Engang tog Træerne sig for at salve sig en Konge. De sagde da til Olietræet: Vær du vor Konge!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Foram uma vez as árvores a ungir para si um rei; e disseram � oliveira: Reina tu sobre nós.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.하루는 나무들이 나가서 기름을 부어 왕을 삼으려 하여 감람나무에게 이르되 너는 우리 왕이 되라 하매
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Los árboles iban a elegir un rey sobre ellos y dijeron al olivo: "¡Reina sobre nosotros!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Puut lähtivät voitelemaan itsellensä kuningasta. Ja he sanoivat öljypuulle: `Ole sinä meidän kuninkaamme`.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Raz boly odišly stromy pomazať nad sebou kráľa a povedaly olive: Kraľuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Sešlo se některého času dříví, aby pomazalo nad sebou krále. I řekli olivě: Kraluj nad námi.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Si misero in cammino gli alberi per ungere un re su di essi. Dissero all'ulivo: Regna su di noi
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Zeszły się drzewa, aby pomazały nad sobą króla, i rzekły do oliwnego drzewa: Króluj nad nami.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.مرّة ذهبت الاشجار لتمسح عليها ملكا. فقالت للزيتونة املكي علينا.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時 樹 木 要 膏 一 樹 為 王 、 管 理 他 們 、 就 去 對 橄 欖 樹 說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時樹 木 要 膏一樹為王 、 管理 他 們 、 就 去 對 橄欖樹說 、 請 你 作 我 們 的 王
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.A stromy povedaly fíku: Poď ty a kraľuj nad nami!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây cối lại nói cùng cây vả rằng: Hãy đến cai trị chúng tôi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây_cối lại nói cùng cây vả rằng : Hãy đến cai_trị chúng_tôi .
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Då sade träden till fikonträdet: 'Kom du och bliv konung över oss.'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sa trærne til fikentreet: Kom du og vær konge over oss!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sprachen die Bäume zum Feigenbaum: Komm du und sei unser König!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Dissero gli alberi al fico: Vieni tu, regna su di noi
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Então disseram as árvores � figueira: Vem tu, e reina sobre nós.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Et les arbres dirent au figuier: Viens, toi, règne sur nous.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.In drevesa reko smokovemu drevesu: Pridi ti in nam kraljuj!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.I řeklo dříví fíku: Poď ty a kraluj nad námi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.나무들이 또 무화과나무에게 이르되 너는 와서 우리의 왕이 되라 하매
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.kor a fügefának szólottak a fák: Jer el te, [és] uralkodjál rajtunk!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Lalu kata pohon-pohon kepada pohon ara, 'Kau saja menjadi raja kami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Luego dijeron los árboles a la higuera: "¡Ven tú, y reina sobre nosotros!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Niin puut sanoivat viikunapuulle: `Tule sinä ja ole meidän kuninkaamme`.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Rzekły potem drzewa do figowego drzewa: Pójdź ty, króluj nad nami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Så sagde Træerne til Figentræet: Kom du og vær vor Konge!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Şi copacii au zis smochinului: ,Vino, tu, de împărăţeşte peste noi!`