Tom Mary'nin onun bastonunu nereye koyduğunu merak ediyordu.Tom wondered where Mary had put his cane.
Tom kutuya bazı eski giysiler koydu.Tom put some old clothes in the box.
Tom yeni spor ayakkabısını çantasına koydu.Tom put his new sneakers in his bag.
Onu geri koydum.I put it back.
Onun beyaz ayakkabıları koyu kırmızı izler bırakıyor.Her white shoes leave dark red traces.
Bu kuralları kim koymuş?Who made up these rules?
Bu kuralları koyan kim?Who made up these rules?
Bu çorapları çamaşır makinesine koy.Put these socks in the washing machine.
Onun uzun kirpikli güzel koyu gözleri vardı.He had handsome dark eyes with long lashes.
Annem temiz çarşafları yatağıma koydu.My mother put clean sheets on my bed.
Onlar düşman saldırısına karşı koymak için millerce yeraltı tünelleri kazdılar.They dug miles of underground tunnels to resist the enemy attack.
Bu ifadenin etrafına tırnak koyman gerekiyor.You should put quotation marks around this phrase.
Mary küpelerini çıkardı ve onları şifoniyerinin üstündeki mücevher kutusuna koydu.Mary took her earrings off and put them in the jewelry box on her dresser.
Ben yerli köyümü hayal ettim.I dreamed of my native village.
Tom gemisine yeniden Mary ismini koydu.Tom renamed his ship "Mary."
Tom, koyununun şap hastalığına yakalandığını düşündü.Tom thought his sheep were infected with foot-and-mouth disease.
Tom gümüş bir bıçakla vampire karşı koydu.Tom confronted the vampire with a silver knife.
Tom gerçekten bizi enayi yerine koydu.Tom really fooled us.
Tom gerçekten beni aptal yerine koydu.Tom really fooled me.
Onlara karşı koydum.I confronted them.
Ona karşı koydum.I confronted him.
Biri onlara karşı koymak zorunda.Someone has to confront them.
Biri ona karşı koymak zorunda.Someone has to confront him.
Onlara karşı koymadım.I didn't confront them.
Ona karşı koymadım.I didn't confront him.
Hiç onlara karşı koydun mu?Did you ever confront them?
Hiç ona karşı koydun mu?Did you ever confront him?
Biz gerçekten Tom'u aptal yerine koyduk.We really fooled Tom.
Tom gerçekten Mary'yi aptal yerine koydu.Tom really fooled Mary.
Bu istismara bir nokta koymamız gerekir.We need to put a stop to this abuse.
Tom koyun gibi sırıttı.Tom grinned sheepishly.
Tom oyuncaklarını topladı ve onları bir kutuya koydu.Tom picked up his toys and put them in a box.
Kitaplarınızı masanın üzerine koymayın.Do not put your books on the table.
Dan hastalık bulaşmış tüm koyunları öldürdü.Dan killed all the infected sheep.
Notlarımı nereye koydun?Where have you put my notes?
Bu küçük bir köy.This is a small village.
Tom Mary'nin kesiğine bir bandaj koydu.Tom put a bandage on Mary's cut.
Polis memuru Dan'in sürücü belgesine el koydu.The policeman confiscated Dan's driver's license.
Senin kendi evin olduğunda kurallarını koyabilirsin.When you have your own house then you can make your own rules.
Dan beyaz bir üstünlük yanlısı olduğunu ortaya koydu.Dan revealed he was a white supremacist.
Jim anahtarı kilide koydu.Jim put the key into the lock.
Dan her şeyi garaja geri koydu.Dan put everything back in the garage.
Onu senin için bagaja koymamı ister misin?Do you want me to put that in the trunk for you?
Bunları aldığın yere geri koyar mısın?Would you mind putting these back where you got them?
Tom sepeti masaya koydu.Tom set the basket on the table.
Lütfen onu masanın üstüne koy.Please put that on the table.
Lütfen onları masanın üstüne koy.Please put those on the table.
Tom çantaları mutfak masasına koydu.Tom put the bags on the kitchen table.
Bavullarınızı nereye koymamı istersiniz?Where would you like me to put your suitcases?
Bu bavulları koyacak bir yer bulayım.Let me find somewhere to put these suitcases.
Tom ve çalışanları tüm enfekte koyunları öldürdü.Tom and his workers killed all the infected sheep.
Tom'un otopsisi onun aşırı dozdan öldüğünü ortaya koydu.Tom's autopsy revealed that he died from an overdose.
Beni aptal yerine koyabileceğini mi düşündün?Did you think you could fool me?
Ellerini başının üzerine koy.Put your hands on your head.
İçkine çok rom koydum mu?Did I put too much rum in your drink?
Biri senin masanın üzerine bir zarf koydu.Someone put an envelope on your desk.
Jackson'lar evlerini koyu kahverengiye boyattı.The Jacksons had their house painted dark brown.
Bu kutuları nereye koyabilirim?Where can I put these boxes?
Tom neden karşı koymuyor?Why isn't Tom fighting back?
Lütfen cümlenin sonuna nokta koy.Please add a period at the end of your sentence.