kot ile cümle
kot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Onların her geçen yıl kötü hasatları vardı.They had poor crops year after year.
Kötü gün için para biriktirmek mantıklı.It is wise to save money for a rainy day.
İyi ve kötü günde yanında olacağım.I'll stand by you through thick and thin.
Çok taraflı ticaret müzakereleri ithalat kotaları üzerinde şapa oturdu.Multilateral trade negotiations ran aground over import quotas.
Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.I do not believe the weather will change for the worse next week.
Ürünler fırtınadan kötü şekilde zarar gördü.The crops were badly damaged by the storm.
Fırtınanın ürünlerin üzerinde kötü bir etkisi vardı.The storm had a bad impact on the crops.
Yolculuk sırasında kötü bir soğuk algınlığına yakalandım.I caught a bad cold during the trip.
İyi İngilizceyi kötü İngilizceden nasıl ayırırsın?How can you tell good English from bad English?
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
İyi ya da kötü, televizyon dünyayı değiştirdi.For better or for worse, television has changed the world.
NB:Çok uzun süre önce çizildi bu yüzden kalite kötüdür.NB: This was drawn a long time ago so the quality is low.
Çocuklara ve bebeklere içgüdüsel olarak kötü davranıyorum.I'm instinctively bad with children and infants.
Romeo ve Juliet'te iki aile arasında kötü kan vardı.There was bad blood between the two families in "Romeo and Juliet".
Hemingway'in kötü bir yazma stili vardı.Hemingway had a poor writing style.
O geceye kadar onların arasında herhangi bir kötü duygu yoktu.There had never been any ill-feeling between them until that night.
Bu yüzden, geçici işçiler kötü şartlar altında çalışıyorlar.For that reason, temporary workers are working under inferior conditions.
Bugün hava kötü.The weather is bad today.
Çok kötü.Too bad.
Jane böyle kötü bir insan değil.Jane is not such a bad person.
Uçak kötü hava yüzünden üç saat geç kalmıştı.The plane was three hours late due to bad weather.
O, kötü bir şey yapsa bile, onu asla kabul etmeyecektir.Even if he does something bad, he'll never admit it.
Kötü ruh halini atlatması için ona yardım etti.She helped him get over his bad mood.
Onu hiç kot pantolonla görmedim.I've never seen him in jeans.
Başarısızlıklarını çoğunlukla kötü şansa bağlıyor.He often attributes his failures to bad luck.
Uyku eksikliği vücut için kötü.Lack of sleep is bad for the body.
Bazı insanlar iyi, bazı insanlarsa kötüdür.Some people are good, some people are bad.
Buradan ayrılacak olmanız çok kötü.It's too bad that you are leaving here.
Onun öğretim yöntemi iyi hem de kötüdür.His teaching method is both good and bad.
Ben onun öğretim yönteminin iyi noktaları ve kötü noktaları olduğunu düşünüyorum.I think his method of teaching has good points and bad points.
Ne kadar kötü olursa olsun, o, o tür hastalıktan ölmeyecek.No matter how bad it gets, she won't die of that kind of sickness.
Ne kadar kötü olursa olsun, o bu hastalıktan ölmeyecek.No matter how bad it gets, she won't die from that disease.
Gelememen çok kötü.It's too bad that you couldn't come.
Hem iyiyi hem de kötüyü kabul et.Accept both good and bad.
Onun öğrencileri onun arkasından onun hakkında kötü konuşuyor.His students speak bad about him behind his back.
Onu asla başkaları hakkında kötü konuşurken duymadım.She was never heard speaking ill of others.
Hasta her gün daha kötü oluyor.The patient is getting worse from one day to the next.
Kötüleşen hava nedeniyle kalkış ertelendi.Due to the worsening weather, the departure was delayed.
Bu çok kötü.That's too bad.
Oh! Bu çok kötü.Oh! That's too bad.
Dün gece dışarı çıktın mı? Çünkü bugün oldukça kötü görünüyorsun.Did you go out last night? Because you look pretty bad today ...
Tolerans kötülüğe uygulandığında bir suç olur.Tolerance becomes a crime when applied to evil.
Kirlilik her yıl kötüleşiyor.The pollution worsens with each year.
O, öğle yemeğinden önce iyiydi ama sonradan kendini kötü hissetti.She was fine before lunch, but felt bad afterwards.
Ben en kötüsüne hazırım.I am prepared for the worst.
Birçok asker savaşta kötü yaralardan acı çekti.Many soldiers suffered terrible wounds in the battle.
Kötü bir hava.It is bad weather.
Jessie Fransızcayı kötü; Almancayı daha da kötü konuşuyordu.Jessie spoke bad French and worse German.
Kötü bir eş kocasını bir gemi enkazına dönüştürür.A bad wife turns her husband into a shipwreck.
Balık kötü kokuyor.The fish smells bad.
Çoraplar kötü kokuyor.The socks smell bad.
Uzun kadın kot pantolon giyiyor.The tall woman wears jeans.
Kötü hava var. Orada hava soğuk ve yağmur yağıyor.There is bad weather. There it's cold and raining.
İnsanları aldatmak yanlıştır, fakat kendinizi aldatmak daha kötü.It's wrong to deceive people, but worse to deceive yourself.
"Nasılsın?" " Çok kötü değil.""How's it going?" "Not too bad."
İyiyi ve kötüyü birarada kabul etmek zorundasın.You have to take the good with the bad.
Kötü bir karın ağrım var.I've got a bad stomachache.
Daha önce ağrıyordu, ama asla şu andaki kadar kötü bir şekilde değil.It's ached before, but never as badly as right now.
Hem içki içmek hem de sigara içmek sağlığın için kötüdür.Both drinking and smoking are bad for your health.
Benim düşünceme göre, geç saatlere kadar uyanık kalmak senin sağlığın için kötüdür.In my opinion, staying up late is bad for your health.