Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."And even in his voice, he goes, "That's a bloody big seal, ya."
Bu büyük, koskocaman bacalar.These giant chimneys, huge giant chimneys.
Ülke koskocaman bir hapishaneye döndü.Das Land ist zu einem riesigen Gefängnis geworden.
Ancak 2003-04 sezonu Bulls için koskocaman bir hayal kırıklığı oldu.למרות הציפיות הרבות, עונת 2003/2004 הייתה אכזבה גדולה לבולס.
Koskocaman kıymetlerini saklamak için en geniş depoları inşa ediyorlar.Jie skolinasi įprasčiausius dalykus, kad susikurtų savo jaukius namus.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Aceste coşuri imense. Imense coșuri gigant.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Ada cerobong raksasa yang besar.
Bu büyük, koskocaman bacalar.D'énormes cheminées géantes.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Diese riesigen, überdimensionalen Kamine.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Enormi camini giganti.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Estas chimeneas gigantes, descomunales.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Ezek az óriási kémények, hatalmas óriási kémények.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Jättelika skorstenar..
Bu büyük, koskocaman bacalar.Reusachtige schoorstenen.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Te ogromne kominy. Gigantyczne.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Τεράστιες γιγάντιες καπνοδόχοι.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Огромни гигантски комини.
Bu büyük, koskocaman bacalar.Эти гигантские трубы, здоровенные кратеры.
Dünyanın çok iyi derecede bağlanmış olan bölgeleri var. Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varMezi Londýnem a New Yorkem je v zásadě ohromná letecká dálnice.
Gerçekten inanılmazdı. Bu büyük, koskocaman bacalar.Bolo to úžasné.
Gerçekten inanılmazdı. Bu büyük, koskocaman bacalar.그것은 놀라웠습니다. 이 거대한 굴뚝들. 어마어마한 거대 굴뚝들.
Gerçekten inanılmazdı. Bu büyük, koskocaman bacalar.זה היה מדהים. הארובות הענקיות האלה. ארובות ענק עצומות.
Gerçekten inanılmazdı. Bu büyük, koskocaman bacalar.لقد كانت رائعة. كانت عبارة عن مداخن متناهية الضخامة.
Gerçekten inanılmazdı. Bu büyük, koskocaman bacalar.深海探査艇でそこへ行きました
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."A dokonca aj on hovorí, "To je prekliate veľký tuleň, veru."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."A on říká tím svým hlasem: "To je zatraceně velkej tuleň, co?"
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."E incluso con su voz, dice: "Es una tremenda foca, sí".
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."E lui dice "È proprio una grossa foca, sì".
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."E mesmo na sua voz, ele diz, "Aquela é uma tremenda de uma grande foca, ja."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."És még mondja is, hogy "Ez egy bitang nagy fóka, ja."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Goran bahkan berkata, "Besar sekali anjing laut tutul itu ya."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."I hans röst hör jag "Ja, det där är en jäkligt stor säl."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Ja jopa hän sanoo: "Siinäpä samperin iso hylje, ja."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya." (Kahkaha)Même avec son accent, il dit : " C'est un léopard de mer vachement gros, ouais. " (Rires)
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya." (Kahkaha)Thậm chí trong giọng nói, anh ấy nói "Đó là một con sư tử biển lớn đầy máu, kìa" (Cười)
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."그리고 그의 목소리로 그는 "저건 정말 큰 바다표범이네요, 암요."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Met zijn accent zegt hij: "Da's een verdomd grote."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Og selv med hans stemme, siger han, "Det er en forbandet stor sæl, hva."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."On komentuje: "A to cholernie duża foka".
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Şi cu vocea lui puternică, spune: "Asta e o focă al dracului de mare, da."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Und er sagte mit seiner Stimme: "Das ist eine ziemlich große Robbe, ja."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."Даже Горан сказал: "Ух ты, большая девочка!"
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."И дори и в гласа му се позна: "Това е дяволски голям тюлен, да."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."І навіть з його досвідом, він каже: "Це до дідька здоровезний тюлень!"
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."ואפילו בקולו, הוא אומר, "זה חתיכת כלב-ים גדול, הא."
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."وقد قائل المرشد " ها هي فهود البحر المفترسة "
Goran aynen şöyle diyor; "Bu koskocaman bir fok, ya."(笑)
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varEs gibt eine gigantische Straße in der Luft zwischen London und New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varHet lijkt wel of er een luchtbrug is geslagen tussen Londen en New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varIl y a une route géante dans le ciel entre Londres et New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varIn pratica c'è un gigantesco sentiero nel cielo tra Londra e New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol var런던과 뉴욕 사이에는
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varLényegében egy hatalmas légi híd van
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varPraktycznie mamy ogromną ścieżkę na niebie między Londynem i Nowym Jorkiem.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varSemacam jalan raksasa tercipta di langit antara London dan New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varTa có một con đường khổng lồ trên bầu trời giữa London và New York.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varΒασικά, υπάρχει ένας τεράστιος αεροδιάδρομος μεταξύ Λονδίνου και Νέας Υόρκης.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varПо същество има гигантски път в небето между Лондон и Ню Йорк.
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varיש בעיקרון נתיב ענקי בשמיים
Kısaca gökyüzünde koskocaman bir yol varهناك بشكل أساسي مسار ضخم معبد في السماء