Bunu bütün hafta boyunca yapmıştı ve gerçekten de korkmaya başlamıştım, ama şans bu sefer benden yanaydı.Днес нямахме късмет, но запомнете, на нас ни е необходим късмет само веднъж.
Bu da Rusya'nın hep korkmasına neden olur.Александра има от какво да се бои.
Korkmaz 1987 yılında Askeri hizmetini bitirmiş ve vatanına geri dönmüştür.През август 1923 г. напуска банката и се връща в родния си град.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Всъщност те абсолютно не се страхуват от това да бъдат хванати в лъжа.
İnsanlardan korkmayıp, kümeslere girer ve tavuk çalarlar.Не се шие и плете, за да не се заплитат червата на кокошките и да снасят.
Güner Özkul'a göre babası "evlilikten korkmazdı ama boşanamamaktan korkardı".[3]Според сина му Мюнир Йозкул не се е страхувал да се жени, но се е страхувал от развода.
Tanrı’dan korkmak ne anlama gelir?Što je to “strah Božji”?
Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir.Vjerovao je stoga da se čovječanstvo ne mora bojati natprirodnog.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.Boj se suda Božjega!"
Tetrafobi (Tetraphobia), 4 rakamından korkma durumudur.Tetrafobija je strah od broja 4.
Aynı zamanda şimşekten korkmaktadır.Također se boji mraka.
Hiçbir şeyden korkmaz.Nije ugrožena.
Ümit Korkmaz (d.Ne bojim se (2004.)
Korkma İnsancık Korkma, Bilgi Yayınevi, 1994.Čovječe, ne ljuti se, demo-album, 1999.
Diğer hayaletler Kanlı Baron'dan çok korkmaktadırlar.Duchom fakulty je Krvavý barón.
Amerikan yaşamından da korkmaktadır.Ďalej kritizuje americkú politiku.
Hiçbir şeyden korkmayınız.Nemáme sa čoho báť.
Korkma, üzülme.Bojím sa nebáť.
Bu da Rusya'nın hep korkmasına neden olur.Takisto sa báli aj ruského vplyvu v Európe.
Rahibe Charlotte, şeytanın kızları ele geçireceği konusundan korkmaya başlar.Sestra Charlotte zostáva znepokojená a démon znovu zasahuje na dievčatá so sirotinca.
Romalılar Galyalı kabilelere saygılı bulunmakta ve hatta onlardan korkmakta idiler.Rimljani so galska plemena spoštovali in se jih bali.
Ben gol yemekten korkmam.Gobana ni na mojem jedilniku.
İdolünün Bülent Korkmaz olduğunu söyledi.Zgodba nam pove, da je bila njuna bojazen neosnovana.
Tanrı’dan korkmak ne anlama gelir?2012 - Kdo se boji črnega moža?
İnsanların pek çoğu ölümden korkmaktadır.Večina izmed njih je umrla nasilne smrti.
Optimus tüm kıvılcımlara gitmekten korkmadığını ve buna mecbur olduğunu söyler.Kleopatra mu pravi, naj se ne razburja, da je vse zaman.
Diğer mahkumlar, hatta katiller, Abruzzi'ye bulaşmaktan korkmaktadırlar.Kiti kaliniai, įskaitant ir žudikus, palaiko Abruzio verslą kalėjime.
Korkma sakın bizden.Tu negąsdink manęs.
7. İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.10 Jėzus joms pasakė: „Nebijokite!
İnsanlar birbirlerine ne kadar kuvvetli yaslanırlarsa, birbirlerinden korkmadıklarından o kadar emin olurlar.Kuo genai yra arčiau vienas kito, tuo labiau jie vienas nuo kito priklauso.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.Ji turi savigarbos jausmą ir nebijo kliūčių.
Lanetli Samara sudan korkmaktadır.Anima susižavi velnio vilionėmis.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, Kötülükten korkmam.Dėl kūgio formos kriauklių, nebijo bangų mūšos.
Hatalar yapmaktan korkmayın.Nebijok padaryti klaidos.
Yeni şeyler denemekten korkmayın.Nebijokite išbandyti naujų dalykų.
Ölümden korkmam.Aš nebijau mirties.
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.Valitsus peaks kartma oma rahvast.".
Korkma, tamam mı?..Ära siiski karda.
Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir.Samal põhjusel arvas ta ei inimesed ei tohiks karta üleloomulikust.
Hiçbir şeyden korkmaz.Ma ei karda midagi.
Oldukça yüksek ses çıkarırlar ve insanların korkmasına sebep verirler.Need pidid tähelepanu äratama ja inimestes hirmu tekitama.
Amerikan yaşamından da korkmaktadır.Ta jätkas ka USA-meelset poliitikat.
Çünkü vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.’Ela oma elu nii, et poleks hirme."
Victoria : Emily Watson Victoria aynı Victor gibi aslında evlilikten korkmaktadır.Victori tõeline pruut Victoria (Emily Watson) ootab teda õnnetuna maapealses riigis.
Jones sözlerine şöyle devam eder: “Ölmekten korkmayın.Ta ütles: "Mu lapsed, ärge kartke.
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.ESTER Kärt ja Andres Anvelt: Meid pole karta vaja!
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.2001년 9월입니다. 진짜 겁에 질릴만한 뭔가가 있었던 거죠.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.2001. szeptember, amikor nagyon is valós okunk volt a félelemre.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Im September 2001, als wir etwas sehr Reales hatten, das uns Angst machte.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Quando tivemos uma coisa muito real para ter medo.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001. Då hade vi något verkligen äkta att vara rädda för.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001, keď sme zažili niečo príliš skutočné, čoho sa báť.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.September 2001, toen we iets heel echts hadden om bang over te zijn.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septembre 2001, quand nous avons vécu quelque chose dont on peut avoir vraiment peur.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septembrie 2001, când am avut ceva foarte real de care să ne fie frică.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Septiembre de 2001, cuando tuvimos algo muy real a lo que temer.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Settembre 2001, quando abbiamo avuto qualcosa di molto reale di cui avere paura.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Tháng 9 năm 2001 Thời điểm chúng ta sợ hãi về một điều thật kinh khủng.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Wrzesień 2001, kiedy mieliśmy coś bardzo realnego, aby się bać.
2001 Eylül, gerçekten gerçek olan birşey olduğunda korkmamızı gerektiren.Září 2001, kdy jsme všichni měli velice reálný podnět k obavám.