Ana içeriğe geç
Sözlük

kore ile cümle

kore kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kore'de ilk kez mi bulunuyorsun?Is this your first time in Korea?
Korece öğreniyorum.I am studying Korean.
O, Kore'deki bir askerdi.He was a soldier in Korea.
O Kore'de bir askerdi.She was a soldier in Korea.
Walt'ın komşuları Amerika'ya Kore'de yaşadıktan sonra geldiler.Walt's neighbours came to America right after living in Korea.
Yüzlerce lise öğrencisini taşıyan bir feribot Güney Kore'de battı.A ferry carrying hundreds of high school students sank in South Korea.
Korece konuşuyorum.I speak Korean.
Seni Kore'ye ne getirdi?What brought you to Korea?
Dönüş yok köprüsü iki Kore'yi ayırıyor.The Bridge of No Return separates the two Koreas.
Büyük bir Güney Kore feribotu battığında pek çok insan öldü.Many people died when a large South Korean ferry sank.
Bir geleneksel Kore saman ayakkabısı bile bir çifte aittir.Even a straw shoe belongs to a pair.
Bu TV, Kore'de yapıldı.This TV is made in Korea.
Güney Kore, Kuzey Kore'den çok daha güzeldir.South Korea is much more beautiful than North Korea.
Biraz baharatsız ve acısız Kore yemeği yemek istiyorum.I want to eat some Korean food that isn't hot and spicy.
Biraz baharatsız Kore yemeği yemek istiyorum.I want to eat some Korean food that isn't spicy.
Seul, Güney Kore'nin başkentidir.Seoul is the capitаl of South Korea.
Ben Korece çalışmaya yeni başladım.I have just started to study Korean.
Lezzetli bir Kore restoranı biliyor musunuz?Do you know a delicious Korean restaurant?
İyi Kore yemekleri olan herhangi bir restoran biliyor musunuz?Do you know any restaurants with good Korean food?
Güzel Kore yemekleri olan bir restoran önerebilir misin?Do you know any restaurants with good Korean food?
Güzel Kore yemekleri yapan bir restoran önerebilir misiniz?Can you recommend a restaurant that has good Korean food?
İyi bir Kore lokantası tavsiye edebilir misiniz?Can you recommend a good Korean restaurant?
Kore yemeği yenilecek güzel bir mekan tavsiye edebilir misin?Can you recommend a good place to eat Korean food?
Ben Korece öğreniyorum.I'm learning Korean.
Kore yemeği genellikle baharatlıdır.Korean food is generally spicy.
Tom'un Kore'de yapılan bir gitarı var.Tom has a guitar that was made in Korea.
Korece, öğrenilmesi kafa karıştıran bir dil, değil mi?Korean is a puzzling language to learn, isn't it?
Herhangi bir iyi Kore restoranı biliyor musun?Do you know any good Korean restaurants.
Go Japoncada igo Çincede weiqi ve Korecede baduk olarak bilinmektedir.Go is known as igo in Japan, weiqi in China and baduk in Korea.
Korece öğrenmek zordur.It's difficult to learn Korean.
Seul Güney Kore'nin başkentidir.Seoul is the capital of South Korea.
Yerba Mate, Kore'de bir hit oldu.Yerba mate became a hit in Korea.
Ben koreografinin bir hayranı değilim.I'm not a fan of the choreography.
Tom'un babası bir Kore Savaşı gazisi.Tom's father is a Korean War veteran.
O bir Koreli adıdır.It's a Korean name.
Korece sıkıcı değildir, o her zaman heyecan vericidir.Korea is never boring, it's always exciting.
Koreograflardan oluşan bir ekip, performansı hazırlamak için dansçılarla birlikte çalıştı.A team of choreographers worked with the dancers to prepare the performance.
Pyongyang, Kuzey Kore'nin başkentidir.Pyongyang is the capital of North Korea.
Kuzey Kore'ye gitmek istiyorum.I want to go to North Korea.
Ben Kuzey Koreliyim.I am from North Korea.
Kuzey Kore tuhaftır.North Korea is weird.
Kuzey Kore ve Güney Kore komşudurlar.North Korea and South Korea are neighbors.
Bin Güney Kore Wonu yaklaşık 0.88 ABD Doları'na eşittir.A thousand South Korean Won equals about 0.88 US dollars.
Koreceyi anlayabiliyorum ama konuşamıyorum.I can understand Korean, but I can't speak it.
Naziler, Kuzey Kore'nin demokratik olduğu kadar sosyalistti.The Nazis were as socialist as North Korea is democratic.
Koreograf çarpıcı bir dans rutini yarattı.The choreographer created a stunning dance routine.
O bir Koreli.She is a Korean.
Korece bilmiyorum.I don't speak Korean.
Onlar Korelidir.They are Koreans.
Baba Kore savaşının emektarıydı.The father was a veteran of the Korean War.
Tom da ben de Kore yemeklerini severiz.Tom and I both like Korean food.
Kore yemeklerini gerçekten sevmiyorsun, değil mi?You don't really like Korean food, do you?
Hem Tom hem de Mary Kore yemeklerini sever.Both Tom and Mary like Korean food.
Tom ve Mary ikisi de Kore yemeklerini sever.Tom and Mary both like Korean food.
Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.Pyeongchang is a county located in the Taebaek Mountains in South Korea.
Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.Correlation doesn't equal causation.
Tom bir koreograf.Tom is a choreographer.
Kore draması nedeniyle Korece ile ilgileniyor.She is interested in Korean because of Korean drama.
Go oyunu, "baduk" ismiyle Kore'de çok popüler.Go is very popular in Korea under the name baduk.
Kore popu şimdilerde çok popüler.K-pop is currently flavour of the month.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod