Tom korkunç bir sır saklıyor.Tom is hiding a terrible secret.
Lütfen yaz mevsimi sırasında suyu koruyun.Please conserve water during the summer.
Rusya, Alaska'daki topraklarını korumuş olsaydı Kuzey Amerika bugün neye benzerdi?What would North America be like today if Russia had preserved their territory in Alaska?
Sınıfınızda hiç Koreli öğrenci var mı?Are there any students from Korea in your class?
Eğer sıçanlar ve farelerle sorunun varsa onları ultrason ile korkutup kaçırabilirsin.If you have problems with rats or mice, you can scare them away with ultrasound.
Tom korkunç bir şekilde hatalı.Tom is dreadfully wrong.
Tom denemekten korkmuyor.Tom isn't afraid of experimenting.
Biz sokak köpeği bulduk ve onu korumaya karar verdik.We found the stray dog and decided to keep it.
Vatanımızı korumak için sonuna kadar savaşacağız.We'll fight to the end to protect our homeland.
Çocuk karanlıktan korkardı.The boy was afraid of the dark.
Timsah korumalı bir türdür.The crocodile is a protected species.
Delikanlı karanlıktan korkuyor.The boy is afraid of the dark.
Kimçi geleneksel bir Kore yemeğidir.Kimchi is a traditional Korean dish.
Tom suçsuzluğunu korumuştur.Tom maintained his innocence.
Güney Kore'yi ziyaret etmek isterim.I would like to visit South Korea.
Sizi korkuttum mu?Did I scare you?
Bazen beni korkutuyorsun.Sometimes you scare me.
Sizi korkuttuysam üzgünüm.I'm sorry if I scared you.
Korece konuşan bir yardımcıya ihtiyacım var.I need an assistant who speaks Korean.
Tanrı Amerika'yı korusun.God bless America.
"Tanrı seni korusun." "Ben ateistim.""God bless you." "I'm an atheist."
Tom bir infaz koruma memuru.Tom is a corrections officer.
Bu senin cildini koruyacaktır.This will protect your skin.
Tom bugün korkunç görünümlü yüzü olan bir kişi gördü.Tom saw a person with a scary looking face today.
Arka bahçedeki korkuluk kasırga sırasında devrildi.The scarecrow in the backyard fell over during the hurricane.
Gerçekten korktum.I was really scared.
Ben yılanlardan çok korkarım.I'm very afraid of snakes.
Cesaretin varsa beni korkut!Fear me, if you dare!
O korkmuyor.She has no fear.
Onun korkusu yok.He has no fear.
Onun duygularının incinebileceğinden korkuyordum.I was afraid that it might hurt her feelings.
O beni tehdit etti ama korkmadım.He threatened me, but I wasn't scared.
O beni tehdit etti ama ben korkmadım.He threatened me, but I didn't get scared.
Ölümden korkmam.I do not fear death.
Senin tehditlerin beni hiç korkutmuyor.Your threats don't scare me at all.
Kore mutfağını seviyorum.I like Korean cuisine.
Mary kilise korosunda şarkı söylüyor.Mary sings in the church choir.
Ses oyunculuğu korkunçtur.The voice acting is horrible.
Zavallı tavşan, çok korkmuştu, sahibinin ellerinde inildedi.The poor rabbit, terrified, whimpered in the hands of its owner.
Sana gerekten korkunç bir şey göstereyim.Let me show you something really awesome.
Üzgünüm Tom. Korkarım ben onu yapamam.I'm sorry, Tom. I'm afraid I can't do that.
Doğa korkutucu.Nature is scary.
Korkunuz tarafından kontrol edilmeyin.Don't be controlled by your fear.
Korkmuyor musunuz?Aren't you scared?
Korkmuyor musun?Aren't you scared?
Niçin korkmalıydım?Why should I be scared?
Bu açısal momentin korumasından dolayıdır.This is due to conservation of angular momentum.
Güvenme, korkma, sorma!Don't trust, don't be afraid, don't ask!
Kedi beni korkuttu.The cat scared me.
Burası korkutucu bir mekan.This is a frightening place.
Biz Korfu'yu ziyaret ettik.We visited Corfu.
Zengin de olsalar fakir de olsalar, o herkesi korur.He defends everybody, whether they are rich or poor.
Gelecek için korkmayın, geçmiş için ağlamayın.Fear not for the future, weep not for the past.
Büyük kaplumbağaların çoğu, 18'inci ve 19'uncu yüzyılda, korsanlar tarafından öldürüldü.Giant tortoises were decimated by pirates in the 18th and 19th century.
Hikaye korkunç.The story is awful.
Korku iyi bir motive edicidir.Fear is a great motivator.
Çocukları korumalıyız.We must protect the children.
O gün gerçekten çok korkunçtu.That day really was very scary.
Tom kargaları korkutup kaçırıyor.Tom is scaring the crows away.
Eğer ölmekten korkuyorsan, sen zaten ölmüşsün.If you are afraid to die, you have already died.