Tom'dan Mary'den korktuğumdan daha çok korkuyorum.I'm more afraid of Tom than I am of Mary.
Tom onların onu kilitlemelerinden ve anahtarı atmalarından korkuyordu.Tom was afraid that they'd lock him up and throw away the key.
Tom polislerin onu tutuklamak isteyebileceğinden korkuyordu.Tom was afraid that the police might want to arrest him.
Tom neredeyse hiç korkmaz.Tom almost never gets scared.
Kendini bu suçlamalara karşı korumak için buraya gelmedi.She didn't come here to defend herself against these accusations.
Kuzey Kore'nin münzevi lideri enerji görüşmeleri için Rusya'yı ziyaret ediyor.North Korea’s reclusive leader visits Russia for talks on energy.
Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!Look at me when I talk to you, you coward!
Tom korkmaktan çok şaşırdı.Tom was too surprised to be scared.
Anne, bebeğinin üşütmesinden çok korkmuştu.The mother was very scared because of the baby's cold.
O hep korkar.He is always scared.
O her zaman korkar.She is always scared.
O korku filmi çok korkunçtu ve onu izledikten sonra uyuyamadım.That horror movie was very scary and I couldn't sleep after watching it.
Tom'un büyük büyük büyükbabası bir korsandı.Tom's great-great-grandfather was a pirate.
Tom'un dedesinin dedesi bir korsanmış.Tom's great-great-grandfather was a pirate.
Tom, korkunç bir baş ağrısı ile uyandı.Tom woke up with a terrible headache.
Tom bir Hıristiyan misyoner olarak Kore'ye gittiTom went to Korea as a Christian missionary.
Tom mağaraya giremeyecek kadar çok korkuyordu.Tom was too afraid to enter the cave.
Tom onun fikirlerinden korkuyordu.Tom was scared out of his wits.
Tom Mary kadar korkaktı.Tom was just as scared as Mary was.
Tom reddedilmekten korkuyordu.Tom was afraid of being rejected.
Tom düşman tarafından yakalanmaktan korkuyordu.Tom was afraid of being captured by the enemy.
Tom Mary'nin ona inanmayacağından korkuyordu.Tom was afraid Mary wouldn't believe him.
Tom arabasının bozulacağından korkuyordu.Tom was afraid his car would break down.
Tom bana Mary'den korkmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't afraid of Mary.
Tom bir kilise korosunda şarkı söyler.Tom sings in a church choir.
Tom korkmuyormuş gibi yaptı.Tom pretended not to be afraid.
Tom biri ya da bir şey tarafından asla korkutulmadı.Tom has never been intimidated by anyone or anything.
Tom'un yüzünde korkmuş bir görünüm vardı.Tom had a scared look on his face.
Tom'un sahne korkusu var.Tom got stage fright.
Tom yarın işe gitmeye korkuyor.Tom dreads going to work tomorrow.
Tom bir korumaya ihtiyacı olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think he needed a bodyguard.
Tom Mary'yi korumak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to protect Mary.
Tom üç saat boyunca mesafeyi korudu.Tom covered the distance in three hours.
Tom korumayı geçemedi.Tom couldn't get past the guard.
Tom korkmadığını iddia etti.Tom claimed he wasn't afraid.
Tom Mary'den korktu.Tom became afraid of Mary.
Mary ve John onu öldürmekle tehdit ettikten sonra, Tom polis koruması istedi.Tom asked for police protection after Mary and John threatened to kill him.
Köydeki insanlar hâlâ Tom'un öldüğü korkunç şekilden bahsediyorlardı.People in the village still talked about the horrible way Tom had died.
Arkadaşlarımın çoğu, Tom ve Mary'nin aşırı korumacı ebeveynler olduklarını düşünüyorlar.Many of my friends think that Tom and Mary are overprotective parents.
Bu öğrenciler Koreli.Those students are Korean.
Ben Koreliyim.I'm Korean.
Chen Koreli değil.Chen is not Korean.
Kore yemeğini sever misin?Do you like Korean food?
Umarım korkmazsın.I hope that you aren't afraid.
Korkarım ki onu yapamam.I'm afraid I can't do that.
Tom korku filmleri izlemekten zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy watching horror movies.
O korkunçtu.That was awesome.
Yüksekten korkarım.I'm afraid of heights.
Ölümden korkmuyorum.I don't fear death.
Niçin korkuyorsun?Why are you afraid?
Ben bir korkağım.I'm a coward.
Yabani hayvanlardan korkarım.I'm scared of wild animals.
Bir oni oniden korkanlara kaçınılmaz şekilde görünecek.An oni will appear inevitably to those who fear oni.
Kocasının korkunç bir öksürüğü var.Her husband has a terrible cough.
Bir ahtapot korktuğunda mürekkep atar.An octopus inks away when in fright.
Ben de korktum, bu yüzden gitmeyeceğim.I'm scared too, so I'm not going to go.
Ağaçların büyük bir sembolik korusu olabilir mi?Might it happen to be a large symbolic grove of trees?
Büyüden korkmamalısın.You don't have to fear magic.
Tom'u en çok korkutan şey tekrar yürüyemeyeceği düşüncesiydi.What scared Tom the most was the thought that he might not be able to walk again.
Tom korktu.Tom was scared.