Ana içeriğe geç
Sözlük

kor ile cümle

kor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yalnız olan herkes diğer insanlardan korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Yalnız olan her insan başkalarından korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Bütün bir gün seni çevrim içi görmemem neredeyse beni korkuttu.It almost scared me not to see you online for a whole day.
Seni korkutmak isteseydim, birkaç hafta önce rüyamda ne gördüğümü anlatırdım.If I wanted to scare you, I would tell you what I dreamt about a few weeks ago.
Gerçeği söylemek gerekirse. Ben yükseklikten korkuyorum," " Sen bir korkaksın!""To tell you the truth, I am scared of heights." "You are a coward!"
James derste hatalar yapmaktan ve azarlanmaktan çok korkardı.James had a great fear of making mistakes in class and being reprimanded.
Orijinal fikrini kopyalanmaktan korumak için, Henry suskunluğa başvurdu.In order to keep his original idea from being copied, Henry resorted to reticence.
İnsanların yeni fikirlerden neden korktuklarını anlayamıyorum. Ben eskilerinden korkarım.I can't understand why people are frightened of new ideas. I'm frightened of the old ones.
Sen bir korkak değilsin.You are not a coward.
Karanlık korkunuzu yenmelisiniz.You must conquer your fear of the dark.
Burada tehlikelerden korunuyorsun.You are secure from danger here.
Korkarım planın işe yaramayacak.I'm afraid your plan will not work.
Sözlerin beni ölüm korkusuna itiyor.Your words make me fear for my life.
Neredeyse seninle konuşmaya korkuyordum.I was almost afraid to talk to you.
Korkarım bu iş senin için çok fazla.I'm afraid this job is too much for you.
Korkarım banka evimi geri alacak.I'm afraid the bank is going to repossess my house.
Beni korkuttun!You startled me!
Beni öyle korkutma!Don't scare me like that!
Korku onu susturdu.Fear robbed him of speech.
Bacakları korkudan titriyordu.His legs were trembling from fear.
Korkarım ki fazla çalışmak zorundasın.I'm afraid you have to work overtime.
Korku kalbime süzüldü ve orada yerleşti.Fear crept into my heart and settled there.
Hendeğin üzerinden atlamaya korkuyorum.I am afraid to jump over the ditch.
Korkacak bir şey yok.There's nothing to be afraid of.
Değerli şeyler bankanın korumasındadır.The valuables are in the safekeeping of the bank.
Kore 'nin yemekleri genellikle çok baharatlı olurKorean food is generally very spicy.
Kore şimdi girişken.Korea is now up and coming.
Kore'de hangi dilleri konuşurlar?What languages do they speak in Korea?
Korkarım ki yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Hatalar yapmaktan korkmayın.Don't be afraid of making mistakes.
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Korkarım ki öyle değil.I'm afraid not.
Çevreyi korumak için herkes katkıda bulunmak zorunda kalacak.Everybody will have to pitch in to save the environment.
Merdivende bir adımı kaçırdım ve korkarım ayak bileğimi burktum.I missed a step on the stairs and I'm afraid I sprained my ankle.
Korsanların teslim olmaktan başka seçenekleri yoktu.The pirates had no choice but to surrender.
Korsan olduğumuza inandıralım.Let's make believe that we're pirates.
Benim sorumluluğum şirket çözücüsünü korumak.My responsibility is to keep the company solvent.
Bizim barışçıl anayasamızı korumamız gerekir.We must preserve our peaceful constitution.
Biz onu bir korkak olarak aşağıladık.We looked down on him as a coward.
Biz onun duygularını incitmekten korktuk.We were afraid that we might hurt his feelings.
Doğal kaynaklarımızı korumaya çalışmalıyız.We must try to conserve our natural resources.
Koroda şarkı söyledik.We sang songs in chorus.
Azınlık haklarını korumalıyız.We have to stand up for minority rights.
Doğayı korumalıyız.We are to preserve nature.
Hepimiz ulusal mirasımızı korumak için özen göstermeliyiz.We must all take care to preserve our national heritage.
Biz Almanlar, dünyada Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayız.We Germans fear God, but nothing else in the world.
Ükemizi yabancı saldırısından korumak zorundayız.We have to defend our country from the foreign aggression.
Yangın tehlikesine karşı korunun.Guard against the danger of fire.
Evsiz, serin sağanaktan korunmak için sığınak aradı.The homeless sought shelter from the chilly shower.
Lütfen yazın suyu koruyun.Please conserve water in summer.
Birileri tenis kortunda tenis oynuyordu.Some were playing tennis on the tennis court.
Birisi onun kolundan tuttuğunda o korkudan çığlık attı.She screamed with horror as someone took hold of her arm.
Korkacak bir şeyin yok.You have nothing to fear.
Korkunç bir şey olmak üzere.Something terrible is about to happen.
Korkunç bir şey olduğunu hissettim.I had a feeling that something dreadful was happening.
Korkarım ki korkunç bir haber var.I'm afraid there's been some awful news.
Herhangi bir gürültü yapmayın yoksa kuşları korkutup kaçıracaksınız.Don't make any noise or you'll scare the birds away.
Korkaklar ölmeden önce defalarca ölürler.Cowards die many times before their deaths.
Ürkek adam korkuyla titredi.The timid man trembled with fear.
Tuz yiyeceği çürümekten korumak için yardımcı olur.Salt helps to preserve food from decay.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod