Tom muhtemelen bunun olacağını konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that that would probably happen.
Bunu ne zaman yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea when I need to do that.
Tom uzak durması konusunda uyarılmıştı.Tom was warned to stay away.
Tom'un kimi dansa götürmeyi planladığı konusunda oldukça iyi bir fikrim var.I have a pretty good idea who Tom plans to take to the dance.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar onu yapmak konusunda isteksiz görünmüyordu.Tom didn't seem to be as reluctant to do that as Mary seemed to be.
Tom'un onu yapmak istediği konusunda ikna olmuş görünmüyorsun.You don't seem convinced that Tom wants to do that.
Tom'un ebeveynlerinin ne yaptığı konusunda bir fikrim yok.I have no idea what Tom's parents do.
Tom'un bunu ne zaman yapacağı konusunda bir fikrim yok.I have no idea when Tom will do that.
Tom onu yapmak konusunda heveslidir ama Mary değil.Tom is enthusiastic about doing that, but Mary isn't.
Sami kimseyi öldürmediği konusunda ısrar etmeye devam etti.Sami continued to insist that he didn't kill anyone.
Onu yapmama konusunda uyarıldım.I had been warned not to do that.
Tom ve Mary'nin birlikte Fransızca çalıştığı konusunda şüpheliyim.I suspect Tom and Mary studied French together.
Tom'un bunu yapmaya hazır olmadığı konusunda şüpheliyim.I suspect Tom isn't ready to do that yet.
Tom'un parayı nereye saklamış olabileceği konusunda bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom could've hidden the money?
Sami, cinayet konusunda masum olduğunda ısrar etti.Sami insisted that he was innocent of murder.
Tom, komşusunun köpeğinin sürekli havlaması konusunda yetkililere şikayette bulundu.Tom complained to the authorities about the constant barking of his neighbour's dog.
Sami, Mısır'a geri dönmek konusunda isteksizdi.Sami was reluctant to move back to Egypt.
Sami, Leyla'nın kaybolması konusunda suçu üstlendi.Sami took the blame for Layla's disappearance.
Sami çocuk desteği konusunda Leyla ile mücadele ediyordu.Sami has been fighting with Layla over child support.
Sami ve Leyla sürekli olarak onun hamileliği konusunda kavga ediyorlardı.Sami and Layla fought constantly about her pregnancy.
Sami'nin, Leyla'nın ölümü için kimin suçlanması gerektiği konusunda hiç şüphesi yoktu.Sami had no doubt about who should be blamed for Layla's death.
Oun olduğu konusunda inkar etme yok.There's no denying that that happened.
Tom ne olabileceği konusunda çok endişeliydi.Tom was very concerned about what might happen.
Tom, Mary'nin onu yapmak zorunda olduğu konusunda çok emindi.Tom was very sure Mary had to do that.
Tom, Mary'nin onu yapması gerektiği konusunda çok emindi.Tom was very sure Mary needed to do that.
Beslenme konusunda eğitim görmedim.I am uneducated on nutrition.
Sami hem uyuşturucu hem de alkol konusunda bir sorun yaşıyordu.Sami had a problem with both drugs and alcohol.
Bu botanikçi etçil bitkiler konusunda uzmanlaşmıştır.This botanist specializes in carnivorous plants.
Tom ve ben birlikte çalışmak konusunda anlaştık.Tom and I agreed to work together.
Bu yıl tekrar Boston'a geri geleceğin konusunda bir şans var mı?Is there any chance you'll come back to Boston again this year?
Tom'un bunu beğeneceği konusunda şüphem var.I doubt Tom will like it.
Sami, Japon kültürü konusunda çok saplantılı.Sami is so obsessed with Japanese culture.
Tom'un işinden neden ayrıldığı konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea why Tom quit his job.
Caz konusunda hiç kitabın var mı?Do you have any books on jazz?
Tom, siber güvenlik konusunda dünyanın önde gelen kişisidir.Tom is one of the world's leading experts on cybersecurity.
Tom'a gerçeği söyleme konusunda isteksizim.I'm reluctant to tell Tom the truth.
Tom'un bunu yapıp yapmayacağı konusunda şüphelerim var.I'm doubtful whether Tom will do that.
Tom'un ev ödevim konusunda bana yardımcı olacağını sanmıyorum.I don't think Tom would help me with my homework.
Pilot olma konusunda fikrini değiştirdin mi?Have you changed your mind about becoming a pilot?
Ne yapacağınız konusunda size tavsiyede bulunacağım.I'll advise you on what to do.
Tom, burada yüzmememiz konusunda bizi uyardı.Tom warned us not to swim here.
Başkalarının arabanı sürmesine izin verme konusunda isteksiz misiniz?Are you reluctant to let other people drive your car?
Tom ve Mary sıklıkla para konusunda endişelenir.Tom and Mary often worry about money.
Sami bana İslam konusunda bilgiler veriyordu.Sami was teaching me about Islam.
Sami Leyla'yı İslam konusunda eğitti.Sami educated Layla about Islam.
Sami'nin İslam konusunda birçok yanlış düşüncesi vardı.Sami had a lot of misconceptions about Islam.
Sami Leyla'ya hiçbir şey demediği konusunda her şeye yemin etti.Sami swore on everything that he never said anything to Layla.
Tom'un Mary'nin onu sevdiği konusunda hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary liked him.
Tom, Eski Mısır konusunda takıntılıdır.Tom is obsessed with Ancient Egypt.
Şimdi sana anlatacaklarımı asla kimseye söylemeyeceğin konusunda söz vermelisin.You have to promise never to tell anyone what I'm about to tell you.
Beyzbol konusunda çok bilgilisin.You seem to know a lot about baseball.
Bunu yapmak söz konusu değildi.Doing that wasn't an option.
Tom'un bir doktor olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that Tom was a doctor.
Pul topladığın konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that you collected stamps.
Hâlâ hayatta olduğun konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that you were still alive.
Tom'un geldiği konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that Tom was coming.
Tom'un Mary'nin ona aşık olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea Mary had a crush on him.
Filmin konusunu beğenmedim.I didn't like the plot of that movie.
Ölüm cezası konusundaki duruşunuz nedir?What's your stand on the death penalty?
Tom'dan astronomi konusunda pek çok şey öğrendim.I learned a lot about astronomy from Tom.