İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Ludzie pracują z pasją nad tym, co ich interesuje i co stanowi dla nich wyzwanie.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Människor arbetar passionerat med saker som intresserar och utmanar dem.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Menschen arbeiten mit Leidenschaft für die Dinge, die sie interessieren und herausfordern.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Mensen werken met passie aan dingen die hen interesseren en uitdagen.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Oamenii muncesc cu pasiune la lucrurile care-i interesează și care reprezintă o provocare pentru ei.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Οι άνθρωποι δουλεύουν με πάθος σε πράγματα τα οποία τους ενδιαφέρουν και τους προκαλούν.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Люди работают с энтузиазмом над тем, что им интересно, что бросает им вызов.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Хората работят със страст върху нещата, които са предизвикателство и събуждат интереса им.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.الناس تعمل بشغف على الأمور التي تهمهم وتتحداهم.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Älkää saarnatko", saarnaavat he, "sellaisista ei pidä saarnata; eikö väisty pois häpäiseminen?"
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng nó sẽ không nói tiên tri cùng các người nầy: sự sỉ nhục sẽ chẳng cất khỏi.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng_nó sẽ không nói tiên_tri cùng các người nầy : sự sỉ_nhục sẽ chẳng cất khỏi .
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››그들이 말하기를 너희는 예언하지 말라 이것은 예언할 것이 아니어늘 욕하는 말을 그치지 아니한다 하는도다
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Não profetizeis; assim profetizam eles, - não se deve profetizar tais coisas; não nos alcançará o opróbrio.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››„Ne oznanjajte!“ oznanjajo lažiproroki. Ako se ne oznanja onim, ne mine sramota.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Ne prophétisez pas! disent-ils. Qu`on ne prophétise pas de telles choses! Les invectives n`ont point de fin! -
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte. Budou prorokovati, ale nebudou těmto prorokovati, a neponesou pohanění.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte! prorokujú. Keď nebudú týmto prorokovať, neuhnú pohanenia.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"¡No prediquéis!", predican ellos. "¡No prediquéis sobre tales cosas, pues la afrenta no nos alcanzará!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Præk ikke!" så præker de, "man præker ikke om sligt; får hans Smæden ej Ende?" Hvad siger du, Jakobs Hus?
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Predigt nicht! predigen sie, denn solche Predigt trifft uns nicht; wir werden nicht so zu Schanden werden.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››prófétáljatok! prófétálnak õk. [Ha ]nem prófétálnak ezeknek, nem múlik el a gyalázat!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Μη προφητευετε, οι προφητευοντες δεν θελουσι προφητευσει εις αυτους η αισχυνη αυτων δεν θελει απομακρυνθη.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Не пророчествуйте, пророки; не пророчествуйте им, чтобы не постигло вас бесчестие.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››אל תטפו יטיפון לא יטפו לאלה לא יסג כלמות׃
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››يتنبأون قائلين لا تتنبأوا. لا يتنبأون عن هذه الأمور لا يزول العار
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作 假 先 知 〕 說 、 你 們 不 可 說 豫 言 、 不 可 向 這 些 人 說 豫 言 、 不 住 地 羞 辱 我 們
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作假 先知 〕 說 、 你 們不可說豫 言 、 不 可 向 這些 人 說豫 言 、 不 住地 羞辱 我 們
Kapsanan özel konulardan bazıları şunlardır:Оказание наркологической помощи
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Bo jakieś obce rzeczy przynosisz do uszów naszych; chcemy tedy wiedzieć, co wżdy z tego ma być?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Car tu nous fais entendre des choses étranges. Nous voudrions donc savoir ce que cela peut être.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Cose strane per vero ci metti negli orecchi; desideriamo dunque conoscere di che cosa si tratta»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Denn du bringst etwas Neues vor unsere Ohren; so wollten wir gern wissen, was das sei.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Fiindcă tu ne aduci ceva ciudat la auz. Am vrea dar să ştim ce vrea să zică aceasta.``
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››for underlige ting fører du frem for våre ører; vi ønsker derfor å få vite hvad dette skal bety.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Kajti nekaj čudnega nam prinašaš v ušesa; zato hočemo zvedeti, kaj če to biti.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››네가 무슨 이상한 것을 우리 귀에 들려 주니 그 무슨 뜻인지 알고자 하노라 하니
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Lebo nesieš čosi čudného do našich uší. Radi by sme tedy zvedieť, čo to chce byť.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Mert valami idegen dolgokat beszélsz a mi füleinknek: meg akarjuk azért érteni, mik lehetnek ezek.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Nebo nové jakési věci vkládáš v uši naše, protož chceme věděti, co by to bylo.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pois tu nos trazes aos ouvidos coisas estranhas; portanto queremos saber o que vem a ser isto.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pues traes a nuestros oídos algunas cosas extrañas; por tanto, queremos saber qué significa esto
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Sillä outoja asioita sinä tuot meidän korvaimme kuulla. Me siis tahdomme tietää, mitä ne oikein ovat."
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Thi du bringer os nogle fremmede Ting for Øren; derfor ville vi vide, hvad dette skal betyde.""
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ty det är förunderliga ting som du talar oss i öronen. Vi vilja nu veta vad detta skall betyda.»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì chưng ông giảng cho chúng tôi nghe sự lạ. Chúng tôi muốn biết ý nghĩa điều đó là gì.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì_chưng ông giảng cho chúng_tôi nghe sự lạ . Chúng_tôi muốn biết ý_nghĩa điều đó là gì .
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››διοτι φερεις εις τας ακοας ημων παραδοξα τινα θελομεν λοιπον να μαθωμεν τι σημαινουσι ταυτα.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ибо что-то странное ты влагаешь в уши наши. Посему хотим знать, что это такое?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››И тъй, Павел застана всред Ареопага и каза: Атиняни, по в с и ч к о гледам, че сте много набожни.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Чуже бо щось вносиш в уші наші; то хочемо знати, що воно має бути.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››כי דברים זרים אתה מביא באזנינו והננו חפצים לדעת מה ענינם׃
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››لانك تأتي الى مسامعنا بامور غريبة فنريد ان نعلم ما عسى ان تكون هذه.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因 為 你 有 些 奇 怪 的 事 、 傳 到 我 們 耳 中 . 我 們 願 意 知 道 這 些 事 是 甚 麼 意 思
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因為 你 有些 奇怪 的 事 、 傳到 我們耳 中 . 我 們願 意 知道 這些 事 是 甚 麼意思
Kurul, AÇA personeline danışmanlık hizmeti sunar ve çeşitli konulardaki görüşlerini bildirir.A Tanács tanácsokat ad az EEA munkatársainak és kifejti véleményét különféle kérdésekben.
Kurul, AÇA personeline danışmanlık hizmeti sunar ve çeşitli konulardaki görüşlerini bildirir.Der Wissenschaftliche Beirat berät die Mitarbeiter der EUA und gibt Gutachten zu verschiedenen Themen ab.
Kurul, AÇA personeline danışmanlık hizmeti sunar ve çeşitli konulardaki görüşlerini bildirir.El Comité ofrece asesoramiento al personal de la AEMA y emite dictámenes sobre distintos temas.
Kurul, AÇA personeline danışmanlık hizmeti sunar ve çeşitli konulardaki görüşlerini bildirir.Het Comité adviseert het EMA-personeel en geeft adviezen over diverse vraagstukken.
Kurul, AÇA personeline danışmanlık hizmeti sunar ve çeşitli konulardaki görüşlerini bildirir.Il comitato fornisce consulenza al personale dell’AEA e pareri su varie tematiche.