konuşuyor ile cümle

konuşuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Ben Osmanlıca konuşuyorum.Ich spreche Osmanisch.
Benimle uzun süredir konuşuyorsun ve benim ismimi bilmiyor musun?Du redest mit mir schon so lange und du weißt nicht, wie ich heiße?!
Almanca konuşuyor muydun?Hast du Deutsch gesprochen?
Tom artık benimle nadiren konuşuyor.Tom spricht nur noch selten mit mir.
Tom artık bizimle nadiren konuşuyor.Tom redet nur noch selten mit uns.
Tom artık Mary ile nadiren konuşuyor.Tom spricht nur noch selten mit Mary.
Herkes onun hakkında konuşuyor.Alle sprechen darüber.
Onlar hızlı konuşuyorlar.Sie sprechen schnell.
O konuda çok konuşuyoruz.Wir reden viel über jenes Thema.
Onlar polis memuru ile konuşuyorlar.Sie sprechen mit dem Polizeibeamten.
Birisi sadece birkaç dakika önce Tom'la konuşuyordu.Nur vor ein paar Minuten hat jemand mit Tom gesprochen.
İngilizceyi çok iyi konuşuyorsun.Du sprichst sehr gut Englisch.
Çok iyi İngilizce konuşuyorsun.Du sprichst sehr gut Englisch.
Evde Fransızca konuşuyorum.Ich spreche zu Hause Französisch.
Sınıfta Almanca konuşuyoruz.In der Klasse sprechen wir Deutsch.
Aynı dili konuşuyoruz, ama yine de birbirimizi anlayamıyoruz.Wir sprechen die gleiche Sprache, aber trotzdem verstehen wir uns nicht.
Karımın kusuruna bakmayın. Almancası pek iyi değil. O yüzden ben konuşuyorum.Sie müssen meine Frau entschuldigen. Sie spricht nicht so gut Deutsch. Daher spreche ich.
Bazı Yahudiler Yidce, diğerleri Ladino konuşuyorlardı.Einige Juden sprachen Jiddisch, andere Ladino.
Sizinle aynı dili konuşuyorum...Sie sprechen die gleichnamige Sprache.
Çünkü halen İtalyan aksağanı ile konuşuyordu.Er machte dessen Italienzug mit.
175) ^ (Kızıl Emma Konuşuyor, s.Band 1, S. 154, Urk.
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.Die hinteren Einzelsitze haben Sicherheitsgurte.
İsa’yla konuşuyorlardı.Sie wiesen auf Jesus.
Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor.Atatürk habe so etwas nie gesagt.
Perry, One of the Boys hakkında konuşuyor.Connie wird von einem der Männer Coltos’ erstochen.
(Kimle konuşuyorsun?)Mit wem redet Ihr!
Madonna "Miles Away"in ardındaki esinle ilgili konuşuyor.Nur mit Gitarre präsentierte Madonna anschließend Miles Away auf der B-Bühne.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Von ihm selbst erzählt für jedermann.
Kimsenin onu anlayamamasına rağmen akıcı İspanyolca konuşuyor.Da er fast ohne Worte auskommt, ist er auch ohne Spanischkenntnisse sofort zu verstehen.
John küçük bir çocukken hayvanlarla konuşuyordu.Sehen Sie, ich kannte John schon, als ich ein Teenager war.
Fakat her ikisi de aynı dili konuşuyordu.Die beiden sprachen aber die Dialoge selbst.
Meg çok konuşuyor.Meg parle trop.
Sanki sen şefmişsin gibi konuşuyorsun.Tu parles comme si tu étais le chef.
Kime konuşuyorsun sen, soytarı?À qui parles-tu, farceur ?
Bilgece konuşuyor.Elle parle avec sagesse.
Benimle uzun süredir konuşuyorsun ve benim ismimi bilmiyor musun?Tu parles avec moi depuis si longtemps et tu ne sais pas comment je m'appelle ?!
Söylevci ingilizce konuşuyordu.L'orateur parlait anglais.
Yüksek sesle konuşuyordum.Je parlais à haute voix.
O iki yabancı dil konuşuyor.Il parle deux langues étrangères.
Tek başına mı konuşuyorsun?Tu parles tout seul ?
Çünkü Çince konuşuyorum.Parce que je parle chinois.
Her zaman merak ettim, neden benimle böyle konuşuyorsun?Je me suis toujours demandé, pourquoi est-ce que tu parles comme ça ?
Ne zamandan beri Almanca konuşuyorsun?Depuis quand parles-tu allemand ?
Burada İngilizce konuşuyoruz.On parle l'anglais ici.
Dan oldukça sinirli bir şekilde konuşuyor.Dan parle d'une manière extrêmement agressive.
Babamla Fransızca, annemle de İngilizce konuşuyorum.Je parle en français à mon père et en anglais à ma mère.
Evde Fransızca konuşuyorum.Je parle français à la maison.
Kürtçe konuşuyorum.Je parle le kurde.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Pour tout le monde c'est comme s'il se parle à lui-même.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".Cela fait partie de l’expérience. ».
Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor."Les Baburu-Babendja parlent aussi cette langue.
İsa’yla konuşuyorlardı.La surprise de parler à Jésus.
Kendilerini Rum olarak görüyorlar ve Rumca konuşuyorlar."Reste comme tu es, Romain et regarde en face".
Perry, One of the Boys hakkında konuşuyor.Loopey est un des garçons du village.
Fakat her ikisi de aynı dili konuşuyordu.On parlait la même langue.
Sizinle aynı dili konuşuyorum...Nous parlons tous la même langue...
Alanlar da, İskitler gibi, göçebe bir kavimdi ve onlara yakın bir dil konuşuyorlardı.Les Menteşeoğulları avaient comme capitale Beçin à proximité de Milas.
175) ^ (Kızıl Emma Konuşuyor, s.J.-C. ; Artavazde V, roi vers 260.
(Kimle konuşuyorsun?)Avec qui voulez-vous parler ?
Almancayı ve İngilizceyi çok iyi konuşuyorlar ve çok güzel piyano çalıyorlardı.Elle est très riche, elle parle bien anglais, et elle joue très bien du piano.

İlgili Sayfalar